Lale Aytanç Nalbant Pekinde
Lale Aytanç Nalbant'ın tebliği aşağıdadır:
.jpeg)
Yüksek heyetinizi İstanbul’dan Marmara Grubu Vakfı adına saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada Marmara Grubu Vakfı olarak büyük önem verdiğimiz Kuşak ve Yol inisiyatifi ve Türkiye ilişkileri üzerine sizlere bir sunum yapmak istiyorum.
Türkiye, Asya ve Avrupa arasında stratejik köprü konumunda bir ülkedir.
Türkiye, bu projenin Çin-Orta Asya-Batı Asya Ekonomik Koridoruna (Batı Çin - Türkiye) dahildir. Orta Koridor yüksek malumlarınız olduğu üzere Çin’in Xi’an şehrinden başlamakta, Uygur Özerk Bölgesi (Urumçi), Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan (Türkmenbaşı Limanı), Kazakistan (Aktau Limanı), Azerbaycan (Bakü Limanı), Gürcistan üzerinden Türkiye’ye varacaktır. Çin’in Avrupa ile ticaret bağlarını güçlendirme hedefi, deniz ulaşımında yaşanan sorunlar ve limanların altyapısındaki yetersizlikler Pekin’den Londra’ya kesintisiz ulaşan Demir İpek Yolu güzergahını popüler kılmakta ve bu güzergâh üzerinde bulunan Türkiye merkezi bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda Türkiye, sadece coğrafi avantajlarıyla değil; ekonomik, politik, stratejik ve sosyo-kültürel boyutlarıyla da Kuşak ve Yol Projesi içinde kilit bir rol üstlenmektedir.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya’daki Türk Devletleri ile yakın ilişkiler geliştiren Türkiye, bu ülkelerle siyasi ve ticari bağlarını güçlendirmek ve bir Türk Dünyası Koridoru oluşturmak amacıyla birçok alanda destek olmuştur.
Çin’in Kuşak ve Yol Projesi sayesinde Türkiye ve Türk soylu ülkeler arasında ekonomi canlanabilir, kültürel iş birliği daha fazla kurulabilir. Türkiye Asya pazarına daha hızlı ve ucuz ulaşma olanağına sahip olabilecektir.
Kuşak ve Yol Projesi’nin Çin - Orta Asya – Batı Asya Ekonomik Koridoru (Batı Çin - Türkiye) güvenlik sorunlarının en az yaşandığı, kültür birliğinin olduğu, ürün ve mal taşıma maliyetlerinin düşük olduğu, pazar payının yüksek olduğu tek koridordur. Yeni İpek Yolu’nda yer almak amacıyla Türkiye, önemli alt yapı yatırımları gerçekleştirmekte ve lojistik açıdan coğrafyasındaki etkinliğini arttıracak girişimlerde bulunmaktadır. Modern İpek Yolu güzergahında yer alan Türkiye, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Edirne-Kars hızlı tren hattı projeleri, çeşitli liman projeleri ve lojistik üsler ile bu sürece dahil olmaktadır. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, Kuşak ve Yol Projesi’nin tamamlayıcı parçalarından biridir. 2017 yılında hizmete giren bu hat Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye başta olmak üzere ekonomik, kültürel ve siyasi iş birliğini güçlendiren bir projedir. Edirne-Kars hızlı tren hattı ise hızla tamamlanmaya çalışılmaktadır. Bu projeler tamamlandığında Londra’dan Çin’e kadar kesintisiz, taşıma kapasitesi yüksek, maliyetin azaldığı yolcu ve yük taşımacılığı yapılabilecektir. Türkiye, Edirne-Kars hızlı tren hattının Kuşak ve Yol Projesinin Orta Koridorunun bir parçası olduğunu belirtmiş, Çin ile Türkiye ikili ticaret anlaşmaları imzalamıştır. Yavuz Sultan Selim Köprüsü bir diğer önemli proje olup 2013 yılında yapımına başlanılan köprü 2016 yılında hizmete açılmıştır. İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan kuzey kısmında Sarıyer-Beykoz arasında inşa edilen ve Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bu üçüncü köprü, iki kıta arasında kesintisiz taşıma hizmeti sunmaktadır.
Kuşak ve Yol Projesi’yle geniş bir ticaret ağı oluşumu amaçlandığından özellikle Asya ve Afrika ülkelerinde alt yapıya, sanayi ve endüstriyel gelişime yönelik lojistik üsler oluşturmaktadır. Bu bağlamda Türkiye -Çin arasındaki politik ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi önemlidir. Bu projede doğu-batı arasında bir transit ülke konumundaki Türkiye, Çin’in Türkiye’ye yapacağı yatırımların teşvikiyle ekonomik açıdan fayda sağlayacaktır. Nitekim son yıllarda Çin’in Türkiye’de yatırım payı oranı artmış; otomotiv, enerji, alt yapı ve teknoloji sektörlerinde ortaklıklar gerçekleşmiştir. Bu yatırımların kısa vadede ekonomik canlılık sağlayacağı öngörülse de uzun vadede Çin’in düşük maliyetli işgücü, sermaye ve teknolojik üstünlüklerinin yerli üreticiler üzerinde oluşturacağı baskılara karşı koruyucu politikaların geliştirilmesi gerekmektedir.
Kuşak ve Yol Projesi koridorunda yer alan ülkeler içinde en güvenli ülke Türkiye’dir. Türkiye’ye sınır teşkil eden Suriye, Irak ve İran iç dinamikleri açısından sorunlu, istikrarsız, bölgesel çatışmaların güçlü olduğu, toplumsal sınıfın çeşitlilik gösterdiği ve uluslararası bağlamda güvensizlik oluşturan ülkelerdir. Türkiye, Suriye’de güvenli bölge oluşturarak iç güvenliğine yönelik tehditleri engellemeye ve Irak’ın kuzeyindeki terör örgütlerini ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerde bulunmaktadır. Aynı zamanda Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinde dengeleyici bir rol üstlenen Türkiye, kuzeyde Ukrayna-Rusya arasındaki savaşta arabuluculuk görevini üstlenen uluslararası arenada yapıcı ve çözüm odaklı bir ülke olduğunu kanıtlamaktadır. Bu ülkelerdeki güvenlik sorunları ve toplumsal istikrarsızlık Türkiye’yi de etkilemekte, özellikle son yıllarda yaşanan yabancı göçler ve sığınmacı akını, Türk milletinin nüfus ve sosyo-kültürel yapısı üzerinde etkiler yarattığı da bir gerçektir.
Türkiye ile Çin arasındaki siyasi, sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi bu projenin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kuşak ve Yol Projesi’nde aktif rol alması Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü arttırmakta jeopolitik ve jeostratejik önemini yükseltmektedir. Çin ile Türkiye arasında var olan bu yeni ulaşım ağı sayesinde Türk ülkeleriyle var olan ilişkiler daha ileri bir noktaya taşınacak ve Asya merkezli yeni ticari ve siyasi ilişkiler kurulabilecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle yüksek heyetinizi, beni dinlediğiniz için saygıyla selamlıyorum.
.jpeg)


