Basın Odası

Yeni Vatan Gazetesi 09.03.2023

9 Mart 2023 Perşembe - Okunma: 915
Yeni Vatan Gazetesi 09.03.2023

 

Deprem sonrası önemli 26.Avrasya Ekonomi Zirvesi İstanbul'da: “Güvensizliği bitir, iş birliğine başla”. sloganı ile haftaya başlayacak. Viyana'dan yayınevi sahibi Birol Kılıç ile görüşen Marmara Grubu Vakfı Başkanı Akkan Suver, 26 yıldır aralıksız olarak tertiplenmekte olan Avrasya Ekonomi Zirvesi 13, 14, 15 Mart 2023 günleri hakkında görüş alışverişinde bulunarak soruları cevapladı.

Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin 26’ncısı ‘Güvensizliği bitir, iş birliğine başla’ parolası ile düzenlenecek.  Cumhurbaşkanlarının da aralarında bulunduğu 300’ü aşkın ismin yer alacağı zirvede Rusya-Ukrayna savaşı, bölgesel çatışmalar, küresel belirsizlikler, enerji krizi, gıda güvenliği, iklim değişikliği, enerjide dönüşüm, toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi başlıklar konuşulacak.

44 ülkeden 300’e yakın siyasetçi katılacak

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) ile Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) iş birliğinde düzenlenecek zirveye, 44 ülkeden 300’ü aşkın siyasetçi, diplomat, akademisyen, inanç önderi ve iş insanı katılacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını idrak etmesi münasebetiyle, özel bir oturumla  çalışmalarına başlayacak olan 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde; iklim krizleri, Ukrayna- Rusya Savaşı, enerji arzı ve güvenliği, gıda güvenliği, çip tedarik zinciri, teknoloji konusunda düzenlemeler, kadın hakları ve küresel ekonomide yaşanan sıkıntılarla demokrasinin korunması konuları masaya yatırılacak.

MGV ( Marmara Grubu Vakfı)  Genel Başkanı Dr. Akkan Suver, Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin ‘hür ve entelektüel’ bir platform olduğunu vurguladı. Bugüne kadar 25 kez düzenlenen zirvelerde alanında uzman, dünya çapında tanınan isimlerin katılımıyla küresel sorunların mercek altına alındığını ve çözüm önerilerinin sunulduğu bildiren Suver, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:   :“Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin 26’ncısını ‘Güvensizliği bitir, iş birliğine başla’ parolası ile düzenleyeceğiz. Zirvede küresel iş birliğinin önemini ve barışa duyduğumuz özlemi dile getireceğiz. Rusya-Ukrayna savaşını, bölgesel çatışmaları, küresel belirsizlikleri, enerji krizini, gıda güvenliğini konuşacağız. İklim değişikliği, enerjide dönüşüm ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini mercek altına alacağız. Deprem gibi doğal afetlerin ekonomiye etkilerini tartışmaya açacağız. Bu yıl Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yıldönümü. Biz de zirvede ‘Türkiye Cumhuriyeti 100 Yaşında’ başlıklı özel bir oturum düzenleyeceğiz. Bu oturumda bir uygarlık projesi olan Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini ve temel ilkelerini ele alacağız. İkinci özel oturumumuzda Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin kuruluşunda büyük pay sahibi olan Azerbaycan’ın milli lideri Haydar Aliyev’i anacağız. ‘Rusya- Ukrayna Savaşı’nın birinci yılında, kutuplaşmış dünyanın analizi’ başlığı altında bir de ‘bilge insanlar oturumu’ düzenleyeceğiz. Bu oturuma 11. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve daha önce ülkelerinde cumhurbaşkanlığı yapan 14 isim katılacak.” 

‘’Depremzedeler için konut projesine maksimum düzeyde katkı sunduk’’

İHKİB Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan da Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin hazırlıkları devam ederken Türkiye’nin büyük bir deprem felaketi ile sarsıldığını hatırlattı. Depremin ilk anından itibaren tüm ülke gibi hazır giyim ihracatçılarının da seferber olduğunu anlatan Paşahan, “Afetzedelere yardım için tüm imkânlarımızı harekete geçirdik. Zorlu kış koşullarında afetzedelerin geçici barınma sorununun çözümü konusunda üzerimize düşeni yapmaya çalıştık. TİM’in başlattığı konteyner ve prefabrik konut projesine maksimum düzeyde katkı sunduk” ifadelerini kullandı. Siyaset, ekonomi, enerji ve düşünce alanlarının üst düzey temsilcilerini buluşturan zirveye yıllardır Viyana’dan katılan ve gözlemci olarak takip eden Viyana merkezli Neue Welt Verlag yayın grubunun CEO’su Birol Kılıç ile görüşen Marmara Vakfı Grubu Başkanı Akkan Suver tüm soruları yazılı yanıtladı.

Konuşma ve yazılı cevapların başlangıcında Akkan Suver, „Hepimizi derinden etkileyen son deprem sonrası elimizden gelen tüm yardımlarımızla depremzedelerin yanındayız. Öbür taraftan deprem sonrası Türkiye’nin sahip olduğu değerleri yabancılara göstermek için 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni bir fırsat olarak telakki ediyoruz. Bu manada dünyadan birçok Türk Sivil Toplumu’nun uluslararası boyutta bir başarısı olan 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde kırk ülke temsilcileri bir araya geliyor.” dedi.

Sayın Suver, büyük  ve elim bir deprem yaşadık. Bu ortama rağmen Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin 26.’sını tertipleyeceksiniz. Kolay bir dönemden geçmiyoruz. 

Suver: Evet, büyük bir deprem yaşadık ve yaşamayı da sürdürüyoruz. Türkiye’nin 10 büyük şehrini yıkan bu deprem sonrası ülkemizin büyük bir devlet olduğunu, acısını ve yaralarını vakarla sardığını dünyaya göstermek düşüncesindeyiz. Hatırlayacaksınız, 1999 depreminde bir ay sonra, 2. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni yapmıştık. Pandemi döneminde de iki yıl arka arkaya hibrit ortamda zirvelerimizi gerçekleştirmiştik. Bunda amacımız yaşadığımız zor günlere rağmen Türkiye’nin sahip olduğu gücü ve kuvveti göstermemizdi.

Ama bu yıkım döneminde böyle bir zirve zor olmayacak mı ? 

Suver: Evet, yaşadığımız deprem büyüktür. Toprağa düşen insan sayısı, meydana gelen yıkım, felaketin ekonomik boyutu Rusya – Ukrayna Savaşı’nın bir yıllık bilançosundan ve tahribatından fazladır, büyüktür. Bu da bize gezegenimizin küresel birlikteliğe ve barışa olan ihtiyacını göstermektedir. Oluşan bu durumun üstesinden ancak küresel bir birliktelikle gelebileceğimizi anlamış bulunmaktayız. Büyük acıları, büyük kayıpları çözebilmemiz için her yönüyle birlikteliğe, beraberliğe ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu ihtiyaç; diyalog, diyalog ve yine diyalog ile çözülebilir. Bu düşüncenin verdiği güç ve kuvvetle, 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Türkiye’nin sahip olduklarını, özellikle de idrak ettiğimiz Cumhuriyetimizin 100. yılında ulaştığımız değerleri ortaya koymak arzusuyla 13, 14, 15 Mart 2023 günleri Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni tertipleyeceğiz. Yaşamakta olduğumuz depremin sonuçlarını ve bu sonuçlarla beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin, 2. yüzyılına ait vizyonunu 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde katılımını beklediğimiz 40’ın üzerinde ülkenin temsilcisine anlatacağız.

13, 14, 15 Mart 2023 Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin sahip olduğu değerleri özetlemek isterseniz bizlere neler söylersiniz? Konu başlıkları hakkında da bilgi verir misiniz?

Suver: Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde küresel iş birliğinin önemini ve barışa duyulan özlemi özellikle dile getireceğiz. Burada önemli bir konuyu sizlerin aracılığı ile kamuoyu ile paylaşmak isterim.Marmara Grubu Vakfı’nın, Avrasya Ekonomi Zirveleri bir entelektüel platformdur. Bu platform hürdür. 26 yıldır, Asya’nın, Avrupa’nın, Afrika’nın zaman zaman da Amerika’nın ünlü düşünür, devlet insanı, akademisyen, iş insanı ve önemli din adamlarını bir araya getiren Avrasya Ekonomi Zirveleri hem ticareti geliştirmek, hem de daha yüksek yaşam standardına yönelik en iyi koşulları yaratmanın peşindedir. Piyasaların serbestleştirilmesi konusuna da büyük önem veren Avrasya Ekonomi Zirveleri bu yıl gerçekleştireceği oturumlarda kriz ortamında bulunduğumuz ve ülkemizde deprem acısıyla yaşadığımız bugünlerde fikir alışverişinin önemini vurgulayacaktır.

Avrasya Ekonomi Zirveleri bir zenginler kulübü müdür ? 

Suver: Hayır. Avrasya Ekonomi Zirveleri bir zenginler kulübü değildir.( Gülüyor) Avrasya Ekonomi Zirveleri sadece güçlülerin, parası olanların katılabildiği bir platform da değildir. Aksine Avrasya Ekonomi Zirveleri bir düşüncesi olanın, üretken bir değere sahip olanın oluşturduğu bir platformdur. Söyleyecek sözü olanın burada yeri vardır. Tertiplenmekte olan ünlü forumlara halkların güncel realitesinden uzak, bir avuç akademisyenin, sözde kanaat önderinin, ve gene sözde sivil toplum temsilcisinin katıldığını görüyoruz. Bölünmüş bir dünyada iş birliği sloganıyla adı, sanı ünlü forumlarda açık ve demokrat oldukları izlenimleri vermeye çalışan zenginlerin, gelir dağılımındaki bozukluğa bir çare bulacaklarını sanmıyorum. Eşitsizliğin var olduğu bir coğrafyada çağdaş anlamda adalet de hukuk da demokrasi de olamaz. Onun için Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin gerçek bir hür ve entelektüel platform olduğunu, bir serbest kürsü olduğunu bir defa daha söylemek isterim. Böyle olduğu için mütevazi imkanlarla gerçekleşen Avrasya Ekonomi Zirveleri dünyada kabul görmekte ve saygın bir yere sahip bulunmaktadır.

Öğrendiğimiz kadarıyla 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde merhum Haydar Aliyev ile ilgili de özel bir oturum gerçekleştireceksiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Suver: Marmara Grubu Vakfı’nın, Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin oluşumunda üç şahsiyetin hakkı ve payı vardır. Bu şahsiyetlerden biri Süleyman Demirel, diğeri Zhelyu Zhelev ve bir diğeri ise merhum dostumuz Haydar Aliyev’dir. Haydar Aliyev, 1998 yılında Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin oluşumunda “Asrın Projesi” diye nitelenen, “Bakü- Tiflis – Ceyhan Boru Hattı” konusunu ele almamızın gerekliliği üzerinde durmuş ve o günden ebediyete intikal edene kadar, Avrasya Ekonomi Zirvelerine kol – kanat germiş bir şahsiyettir. Öte yandan, hür ve bağımsız Azerbaycan’ın varlığını dünyaya tescil ettiren, Türk Dünyasının birlik ve beraberlik temellerini atan, Kafkas coğrafyasına istikrar getiren ve de 1998 yılında Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin oluşumunda pay sahiplerinden olan Azerbaycan’ın Milli Lideri Haydar Aliyev’in doğumunun da, bu yıl yüzüncü yılını idrak etmekteyiz. O’na da Marmara Grubu Vakfı olarak nice yüzyıllara diyoruz. Kendisini sağlığında tanıma şerefine erişen Muhterem Şeyhülislam Allahşükür Paşazade, devlet adamı Valeh Aleskerov, Akademisyen Nizami Caferov, Moldova önceki Cumhurbaşkanı Petru Lucinchi ve Türkiye Cumhuriyeti eski Dışişleri Bakanlarından Hikmet Çetin’in görüş ve düşünceleriyle anacağız.

26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde enerji konusu tartışılacak mı?

Suver: Evet. Çok çok önemli bir konu. Gezegenimiz gerçekten küresel bir enerji kriziyle karşı karşıyadır. Bunun farkındayız. Columbia Üniversitesi’nden Enerji Ekonomisti Jason Bordof, küresel enerji mimarisi için „Bu tamamen bütünleşmiş sistemdir. Bir yerde ortaya çıkan sorun hemen başka bir yerde hissediliyor” diyor ve ekliyor: „Kriz dünyanın hemen tüm bölgelerini etkiledi” .Özellikle de gelişmekte olan ülkeler ve Afrika’da durum çok kritik. Artık stratejik rezervler oluşturuluyor. Zira enerji tedariği siyasallaştı Küresel enerji krizini karmaşıklaştıran bir etken daha var.

Ukrayna savaşının etkisi sizce nedir ?

Suver: Ukrayna savaşından önce de pandeminin arzı daraltıcı etkileri, tedarik zincirlerindeki aksamalar ve iklim krizi şokları, karbon ekonomisinden çıkış planlarının getirdiği belirsizlikler enerji piyasalarını çok sıkıştırmış ve kırılganlaştırmıştı. Pandemi geriler ve ekonomi canlanırken hızla artan talep, bu sıkışıklıkları ve kırılganlığı sık sık enerji krizi bağlamında yorumlanacak biçimde artırdı.Aşırı sıcak dalgaları ve savaş bu sıkışıklıkların, kırılganlıkların üzerine geldi. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi ile patlak veren savaşın içinde, NATO ülkelerinin Rusya’ya yönelik uygulamaya koydukları ekonomik-finansal yaptırımlara karşılık Rusya’nın Avrupa’ya verdiği gazı Kuzey Akım hattında % 75’e varacak düzeyde kısmaya başlaması gaz fiyatlarındaki yükselişi hızlandırarak krizi arttırdı; ülkelerin içinde ve uluslararası düzeyde siyasi çelişkileri derinleştirdi. Böylece enerji tedariği hızla siyasallaştı. Savaşın kinetik etkilerinin, çıkan yangınların ve yıkılan altyapının hem enerji tüketimini hem karbondioksit hatta zehirli gaz emisyonunu hızlandırarak iklim krizini besleyeceğini de -henüz üzerinde bir çalışma yapılıyor olmasa da- göz önüne almak gerekiyor. Pandemi, arkasından savaş, uluslararası enerji tedariğini düzenleyen piyasa sistemine adeta kısa devre yaptırdı, hatta iki açıdan işlevsizleştirdi. Birincisi, küresel enerji tedarik süreci, ABD-NATO yaptırımlarının etkisiyle, ülkelerin bu yaptırımlara uyma ya da uymama eğilimleriyle uluslararası güvenlik mimarisini, neoliberal küresel sistemin ABD liderliğinde işleyişini, Batı’nın konumunu sorgular biçimde siyasallaştı. İkincisi, yüksek enerji ve gıda fiyatlarının toplumsal etkileri ile ABD ile Avrupa merkez bankalarının faizleri yükselterek daraltıcı para politikalarına gitmesi, gelişmekte olan ülkelerde borçlanmayı ve finansmanı zorlaştırıcı etkileri birleşti. İşte bu görüşlerin ışığında 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde siyasallaşan enerji krizini de tartışmağa açacağız.

İklim değişikliğini ve gezegenimizin içinde bulunduğu tedarik zincirlerindeki olumsuzluklar başta Viyana olmak üzere medeni dünyada yoğun tartışılıyor.  26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde bu sorunları ele alacaksınız. Bu enerji krizinin kırılması çok zor  gibi. Bir “kısır döngüyü” beslemeye başlamış değil mi ?

Suver : Evet. Bu kısır döngü ve sorumlukları zirvede konuşacağız. Küresel ısınmaya veya bir başka deyişle iklim krizine yol açan emisyon ve kirlenmenin % 80’i fosil yakıtlara dayalı enerji sektöründen kaynaklanıyor. Buna ek olarak enerji krizinin etkileri, kısıtlanmakta olan kömürün elektrik üretiminde canlandırılmasına yol açıyor. Bu durum, iklim krizine yol açan CO2 emisyonunun daha da artmasını beraberinde getiriyor. Buna karşılık, iklim krizinden kaynaklanan aşırı sıcaklar, hem klima, gıda soğutma cihazları talebini, dolayısıyla enerji tüketimini besliyor, hem de fosil yakıtlara alternatif olarak düşünülen nükleer santrallerde, reaktör soğutma süreçlerini olumsuz etkileyerek üretim kapasitelerinde % 30’lara varan gerilemelere yol açıyor. Böylece bu kısır döngü içinde fosil yakıt kaynaklı enerji tüketimi küresel ısınmayı besliyor, küresel ısınma da fosil yakıt enerji tüketimini çoğaltıyor. Daha önce düşük karbon emisyonlu teknolojilerin elektrik üretimi içindeki payı 1975’te %21,5’ti. Bu oran 2022’de %39’a yükseldi. Bunların içinde güneş enerjisinin 1990’larda sıfır düzeyinde olan payı 2022’de % 4’e, rüzgar enerjisinin payı %6,7’ye çıktı. Üçüncüsü, ülkeler olası şoklara karşı “stratejik rezervler” oluşturmaya başladı. Ne var ki gelişmekte ve enerji tüketim gereksinimleri artmakta olan enerji ithalatçısı, görece de yoksul olan ülkeler stratejik rezerv oluşturacak mali kaynaklardan yoksun olduklarından; dış şoklar karşısında kırılganlıkları azalmadı. Bu enerji krizi ise iklim değişikliğinin  yalnızca gaz ve petrole ilişkin bir kriz olmadığını ortaya koyuyor. Enerji krizi, küresel olmanın yanı sıra gıda taşıma ve üretim maliyetlerini arttırarak zincirin son noktasındaki tüketicinin (hane halkının) yüzleşmek zorunda kaldığı fiyatları yükseltiyor. Bu enerji krizinin bir diğer boyutu da  işte sorunuzda ifade edilen kırılması çok zor bir “kısır döngüyü” beslemeye başlamış olması. Dünya genelinde gıda üretimi alanındaki endişeler de artıyor. Pahalı enerji kaynakları nedeniyle gübre fabrikalarının uzun süreli kapatılabileceğine dair uyarılar dillendirilirken, gelecekte tahıl arzına ilişkin endişeler de artıyor.

Bundan sonra ne olacak?

Suver: Uzmanlar, Kovid-19 salgınında daha da kötüleşen sorunların geçmişi olduğuna dikkati çekiyor. Küresel olarak ekonominin, tedarik zinciri esnekliği yerine ucuz mal üretimine öncelik verecek şekilde büyümesi ve tek ülkeye bağımlı bir tedarik zinciri oluşturulması en önemli sorun olarak görülüyor. Tedarik zinciri darboğazları, ABD ve Avrupa’da enflasyonist endişeleri de beraberinde getiriyor. Yükselen enflasyon oranları, salgın dönemi teşvik politikalarını azaltma konusunda merkez bankaları üzerinde baskı oluşturuyor ve bu da küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkiliyor. Küresel tedarik zinciri aksamalarının 2023 yılında da tamamen düzelmesi pek olası değil. Birçok ülke aksamaların daha da kötüleştiğini görüyor ve buna göre hareket ediyor. Örneğin Beyaz Saray, Los Angeles ve Long Beach’teki liman tıkanıklığını gidermek için özel şirketlerle birlikte çalışıyor, Birleşik Krallık hükümeti tır şoförü eksikliğini azaltmak için daha fazla sürücü istihdam için harekete geçiyor. Ancak bu önlemlerin meyve vermesi biraz zaman alacak gözüküyor. İşte bu yüzde. Mevcut tedarik zinciri aksaklıklarının devamının beklendiği 2023 yılında bizi bekleyen sorunları ve çarelerini 26.Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde tartışmaya açacağız.

Desenize aslında zirve ilgilenenler için çok yoğun geçecek. Bir yıldır cereyan etmekte olan Ukrayna – Rusya Savaşı’nın oluşturduğu yeni küresel risk algılarını 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde gündeme getirmeyi düşünüyor musunuz?

Suver: Elbette Rusya ve Ukrayna bir yılı aşan bir süredir kanlı bir savaşın içindeler. Bu savaşın silahla değil masada dolma kalemle çözülmesinden yanayız. Ayrıca bu savaşın insani sorumluluğu nedir? İnsani soruna çözüm bulmanın, savaşın en az kendisi kadar önemli olduğuna inanıyoruz. Rusya ile Ukrayna arasında cereyan etmekte olan ihtilaf yalnız savaş boyutlarında değil, ekonominin ve enerjinin ve tedarik zincirlerinin  oluşturduğu geniş bir alanı kapsamaktadır. Bildiğiniz gibi ülkemiz birliğe hakem rolü oynayarak hem tedarikle, hem enerji hem de ekonomi alanlarında dengeli ve başarılı bir siyaset izlemektedir.

Zirveye kimler katılacak ?

Suver: Zirvemize teşrif edecek Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuş olan şahsiyetlerle “Rusya- Ukrayna Savaşı’nın 1. yılında, kutuplaşmış dünyanın analizi” başlığı altında bir oturum düzenleyeceğiz. Bu oturuma Türkiye önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta olmak üzere, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Arnavutluk önceki Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Bamir Topi, Slovenya önceki Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Danilo Türk, Romanya önceki Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Emil Constantinescu, Kosova önceki Cumhurbaşkanı Dr. Fatmir Sejdiu, Karadağ önceki Cumhurbaşkanı Filip Vujanovic, Kuzey Makedonya önceki Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Gjorge Ivanov, Gagavuzya Özerk Bölge Başkanı Irina Vlah, Hırvatistan önceki Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Ivo Josipovic, Moğolistan önceki Cumhurbaşkanı Nambaryn Enkhbayar, Bosna Hersek Federasyonu Cumhurbaşkanı Marinko Čavara, Bosna Hersek önceki Cumhurbaşkanı Dr. Mladen Ivanic, Tunus önceki Cumhurbaşkanı Dr. Moncef Marzouki, Moldova önceki Cumhurbaşkanı Petru Lucinschi, Hırvatistan önceki Cumhurbaşkanı Stjepan Mesic, Çek Cumhuriyeti önceki Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Vaclav Klaus ve Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani-Sadriu katılacaktır.

26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde kadınların hak arayışını, hukuk mücadelesini de gündeme getireceğinizi söylüyorsunuz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Akkan Suver : Yüksek malumlarınız olduğu üzere değerli Birol Bey, Marmara Grubu Vakfımız AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanımız Müjgan Suver yıllardır insan hakları ve cinsiyet eşitliği konularında çalışmaktadır. İzin verirseniz bu sorunuzun cevabını Müjgan Suver versin.

Müjgan Suver:  Teşekkür ederim.  Küresel güvenlik, doğası gereği ekonomik  refaha bağlıdır. Artık görülmüştür ki kadının aktif katılımı olmadan ne demokrasi gelişir ne de ekonomik refah artar.  21. yüzyılda dünya ekonomisi kalkınma ve büyümenin sürdürülebilirliğine ilişkin önemli bir meydan okumayla karşı karşıyadır. Sürdürülebilirliğe ilişkin endişeler, 1970’lerde adı konmaya başlanan çevre kriziyle ortaya çıktı. Ancak günümüzde ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik de en az çevre sorunu kadar endişe verici boyutlara ulaştı. Ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik sorununun önemli kaynaklarından biri de gelir ve servet eşitsizlikleridir. Bu olgu yakın zamanda kimi dünya lideri tarafından “eşitsizlik krizi” olarak adlandırıldı. Eşitsizliklerin kuşkusuz temel boyutlarından biri sınıf temelli eşitsizliklerdir. Belirleyici diğer temel bir eksen ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir.

Peki Müjgan Hanım, ABD’den başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan ve derinleşen ekonomik kriz ve artan küresel işsizlik ortamında bu kadın erkek eşitsizliklerin hafifletilmesi bir yana, giderek derinleşmesi söz konusudur. Ne dersiniz? 

Müjgan Suver : Evet çok doğru ama yine de eksik. İzninizle birkaç noktanın altını çizmek isterim. Ekonomik alandaki toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri refah düzeyi yüksek, en gelişmiş piyasa ekonomileri de dahil olmak üzere pek çok ülkede halen süregelmektedir. İş gücünün, siyasete katılım ve ücretlerdeki cinsiyet uçurumu, sektörel ve mesleki dağılımdaki yatay cinsiyet ayrışması, “cam tavan” olarak adlandırılan, kadınların karar verici konumlarda temsiline ilişkin dikey cinsiyet ayrışması, özellikle de servet ve mülkiyetteki cinsiyet uçurumu günümüz ekonomilerinin yapısal bir özelliği olarak önümüzdedir. İşte bu yüzden bahsettiğiniz ABD’den bu sorunların derinleşmesi söz konusudur.

Krizlerde mağdur olan  hep kadınlar mı?

Müjgan Suver : Afganistan’da uzun yıllardır devam eden siyasi gelişmeler, olaylar ve nihayetinde Taliban’ın yeniden iktidara el koyma süreci dünya tarafından yakından takip edilirken, tartışmanın merkezine kadın ve çocuk haklarının konulduğunu görmekteyiz… Ukrayna- Rusya Savaşı’nın mağdurları yine kadınlar ve çocuklar olmuşlardır. Günümüzde ölümü göze alarak baş örtüsü mecburiyetine karşı baş kaldıran ve özgürlük için mücadele veren İranlı kadınlar hareketi hâlâ gündemimizde. Otoriter geleneksel yönetimlerin, kadınların insan haklarını tanımayan, uygulamayan, hukuk tanımayan yönetim biçimleri ne yazıktır ki o ülkede kadın hakları, çocuk hakları alanındaki söz ve davranışların, uygulamaların da belirleyicisi oluyor. Bütün engellere rağmen kadınların zorlu mücadelesi politik görüşleri etkilemekte, toplumlarda medeniyet kırılmasına neden olmaktadır. Küresel güvenlik, doğası gereği ekonomik refaha bağlıdır. Artık görülmüştür ki, kadının aktif katılımı olmadan ne demokrasi gelişir ne ekonomik refah artar.

Zirve oturumlarında özel başlıklar hangi kadın hakları konuları ele alınacak. 

Müjgan Suver : Bu oturumda; Kadın Haklarının dünü ve geleceği,  Dünya ekonomisinde yeni arayışlar; eşitlik ve çeşitlilik, Otoriter popülist yönetimlerde kadınların hak arayışı, hukuk mücadelesi, BM sürdürülebilir kalkınma amaçlarından biri olan Toplumsal Cinsiyet eşitliği, Dünyada hangi ülkeleri kadın liderlerin yönettiği konularını, 26. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde “Bitmeyen Zorlu Yolculuk; Kadın Hakları” başlığı ile ele alacağız.

Yeni Vatan Gazetesi ekibi adına teşekkür ederim. ( Yeni Vatan Gazetesi,8.03.2023)

 

İlgili haberler

https://www.yenivatan.at/?s=Akkan+Suver