Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 351/388

4 Mart 2014

D-8 Genel Sekreteri Dr. Suver'i Ziyaret etti

D-8 (Developing 8 Countries) Ülkeleri Genel Sekreteri Seyed Ali Mohammad Mousavi Dr. Akkan Suver'i ziyaret etti. D-8 ülkelerinin faaliyetleriyle ilgili bilgi sunan Genel Sekreter Seyed Ali Mohammad Mousavi ile Dr. Suver'in görüşmesinde  D-8 ülkeleriyle düşünce kuruluşları arasında işbirliğinin önemi üzerinde duruldu.

 

Dr. Akkan Suver; "30 yıla yaklaşan birikimiyle Marmara Grubu Vakfı olarak uluslararası pek çok çalışmaya imza attık. Bunlardan en önemlisi geçtiğimiz ay onyedincisini düzenlediğimiz Avrasya Ekonomi Zirvesi’dir. D-8 ile benzer önemli çalışmalar yapmak istiyoruz. Zira İslam Dünyasının en önemli 8 ekonomisinin oluşturduğu D-8 taşıdığı potansiyel ile Türkiye için çok büyük bir öneme sahiptir. Yapılması gereken bu potansiyeli harekete geçirmektir." dedi.

26 Şubat 2014

Marmara Grubu Vakfı Balkan Sağlık Forumu'nda

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver Sırbistan'ın başkenti Belgrat'ta düzenlenen Balkan Sağlık Forumu'na onur konuğu olarak katıldı.

 

 

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver'in Balkan Sağlık Forumu'nda Yaptığı Konuşma 

"Balkanların sağlık turizminin tartışılacağı ve gündeme getirileceği toplantınızın verimli geçmesini temenni ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Huzurlarınızda Türkiye'nin Marmara Grubu Vakfı adına söz almış bulunuyorum.

Genel olarak turizm sektörüne bakıldığında, turistlerin geleneksel olarak tatil, dinlenme, eğlenme ve kültür turizminin yanında sağlık turizmi gibi alternatif turizm seçeneklerini de tercih ettikleri görülmektedir. Avrupa'da 18. yüzyılda kaplıcalara gitmenin halk arasında yaygınlaşması sayesinde sağlık turizmi hareketlerinin başlangıcına kaplıcaların öncülük ettiği söylenebilir.

Alternatif turizm çeşitlerinden olan sağlık turizmi kendi içerisinde klimatizm (temiz havadan yararlanma), termalizm (kaplıca) ve üvalizm (meyve-sebze kür tedavisi) gibi sınıflandırmalar içermektedir.

Medikal turizm ya da tıp turizmi, en genel haliyle insanların kendi ülkelerindeki yüksek tedavi giderleri nedeniyle yabancı ve genelde uzak ülkelerdeki düşük tedavi giderlerinden yararlanmak amacıyla tıbbi tedavi ya da operasyonları bu ülkelerde gerçekleştirmeleri ile oluşan turizm hareketleri olarak tanımlanmaktadır. Bu turizmin gelişmesinde en önemli etken düşük tedavi giderlerinin yanı sıra, bu ülkelerdeki gelişen tıp teknolojisi, düşük ulaştırma giderleri ve internet pazarlaması gibi etkenlerdir.

Ben inanıyorum ki, bugün ve yarın bu konuda konunun uzmanları konuşacak, bizleri bilgilendirecektir. Ben heyetinizin yüksek izniyle Balkanlardaki turizm hareketliliğini paragraf başlıklarıyla dikkatlerinize sunacağım. Alfabetik sırayla ülkeleri gündeme getireceğim.

Arnavutluk'un gayri safi milli hasılası 27,7 milyar dolar olup bunun %10'u turizm gelirlerinden gelmektedir.

2013 yılında turizmden elde edilen gelir bir önceki yıla göre %17 artış göstererek 2 milyar Euro'ya ulaştı. Aynı dönemde turist sayısı da geçen seneye oranla %30 bir artışla 2,6 milyon oldu. Bunda 2013 yılında Arnavutluk'ta turizmin, ulusal kalkınma stratejisinde öncelikli olan sektörlerden biri olarak benimsenmesinin büyük rolü oldu.

Bosna Hersek'in 32,5 milyar dolar olan GSMH'sının yaklaşık %3,5'luk kısmı turizm gelirlerinden gelmektedir.

 

Balkan Sağlık Forumu Münasebetiyle Belgrat'ta bulunan Dr. Akkan Suver, Türkiye Cumhuriyeti Sırbistan Büyükelçisi Mehmet Kemal Bozay ile birlikte Sırbistan Müftüsü Muhammed Jusufspahic'i Belgrat'ta ziyaret etti

Geçen yıl toplam turizm geliri 1 milyon doları aştı. Toplam ağırlanan turist sayısı ise 900 bin turiste ulaştı. Bosna-Hersek turizm sektöründe dünyada en hızlı büyümeyi hedefleyen ülkeler arasında yer almaktadır.

Bulgaristan Gayri Safi Milli Hasılası(GSMH) 51 milyar dolar olup, bunun 7,9 milyar dolar’ı turizm gelirlerini oluşturmaktadır. 2013 yılında 5 milyondan fazla turist Bulgaristan’ı ziyaret etti.

Hırvatistan’ın Gayri Safi Milli Hasılası 78,1 milyar dolar olup, turizm GSMH’nin %20 sini oluşturmaktadır. 2013 yılında rekor bir rakamla 13 milyon turist Hırvatistan’ı ziyaret etti. Hırvatistan 2020 yılına kadar 17,5 milyon turiste ulaşmayı, turizmden elde edilen gelirleri de 17 milyon doların üstüne çıkarmayı hedeflemektedir.

Makedonya’nın GSMH’sı 22,1 milyar dolar olup ortalama %5 lik kısmı turizm gelirlerinden gelmektedir. Makedonya İstatistik Kurumu’na göre 2013 yılında turizmden elde edilen gelir 200 milyon dolar civarındadır.

Karadağ’ın GSMH’sı 7 milyar 400 milyon dolar olup bunun %20,8’inin turizm gelirlerinden gelmektedir. Ülke istihdamının %17,8’i de turizm sektöründe gerçekleşmektedir.

2013 yılında turizmden elde edilen gelir bir önceki yılın aynı dönemine oranla %3 bir artış göstererek 300 milyon Euro’ya ulaştı. Aynı dönemde toplam ağırlanan turist sayısı ise geçen seneye oranla %10 civarında bir artışla ülke nüfusu kadar bir turist sayısı ülkeye giriş yaptı.

 

Dr. Akkan Suver ve Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay Sırbistan Dışişleri Eski Bakanı Vuk Jeremic'i Dış İlişkiler ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi'nde ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundu

Sırbistan’ın GSMH’sı 80,4 milyar dolar olup, bunun %1,25’i turizm gelirlerini oluşturmaktadır. 2013 yılında 920 binin üzerinde turist Sırbistan’ı ziyaret etti.

Slovenya’nın GSMH’sı 57.9 milyar dolar olup, 2013 yılında 3.2 milyar dolar turizm geliri olmuştur. Bu gelir de GSMH’nın %5’ini oluşturmaktadır.

Slovenya, 2016 yılı için Turizm Geliştirme Stratejisi geliştirmiş bulunmaktadır. Bu stratejiye göre turizm Slovenya için tamamen sürdürülebilir kalkınma unsuru olarak hedeflenmiş bulunmaktadır.

Romanya’nın GSMH’sı 352.2 milyar dolar olup, bunun %4.3’lük kısmını turizm gelirleri oluşturmaktadır. Romanya’nın turizm geliri 2.08 milyar dolar olup, toplam istihdamın %5.8’i (yaklaşık 500.000 kişi) turizm sektöründen sağlanmaktadır. Yılda ortalama 9 milyon turist Romanya’yı ziyaret etmektedir.

Yunanistan’ın GSMH’sı 266 milyar dolar olup, bunun %16’sını turizm gelirleri oluşturmaktadır. Yunanistan’da toplam istihdamın %16.7 si (yaklaşık 659.000 kişi) turizm sektöründen sağlanmaktadır. Yılda ortalama 19.5 milyon turist Yunanistan’ı ziyaret etmektedir.

Benim ülkeme gelince, Türkiye’nin GSMH’sı 789 milyar dolardır. Turizm bunun %3,7’sini oluşturmaktadır.

Türkiye’yi  2013 yılında 39,2 milyon turist ziyaret etmiş bulunmaktadır.

Turizm gelirleri ise 32 milyar dolardan fazladır.

Balkanlar’a kuş uçuşu baktığımızda gördüğümüz odur ki, Türkiye hariç Balkanlar’a yılda yaklaşık 45 milyon turist gelmektedir. Buna Türkiye’yi de eklersek turist sayısı 80 milyona ulaşmaktadır.

Dikkatinize sunmak isterim ki bu sayı yetersizdir, azdır.

Fransa’ya gelen turist sayısı yılda 83 milyondur. Fransa’nın nüfusu 66 milyondur.

Saydığım Balkan ülkelerinin toplam nüfusu ise Fransa’dan fazladır.

Buradan şuraya gelmek istiyorum. Balkan ülkelerinin turizme daha çok önem vermeleri gerekmektedir. Çağımızın bacasız endüstrisinin Balkanlarda oluşturacağı girişim ve gelişim inanıyorum ki, yalnız refaha değil, istikrar ve barışa da yeni bir kapı açacaktır.

Bu düşüncelerin ışığında yüksek heyetinizi ve toplantınıza katılanları saygıyla selamlıyorum."

Dr. Akkan Suver Minet Music'e Montenegro kitabını takdim etti

22 Şubat 2014

Dr. Akkan Suver Bağdat'ta

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver TASAM tarafından düzenlenen "5. İİT Üyesi Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu"na katılmak üzere Irak'ın başkenti Bağdat'a gitti ve çok kutuplu yeni dünya sistemi hakkında bir konuşma yaptı. Stephane Monney Mouandjo'nun moderatörlüğünü yaptığı oturumda Nuray Mert, Mehmet Ali Edipoğlu, Dr. Ahmad Rasim Al-Nafees ve Ilia Abbas da görüşlerini paylaştı.

 

 Dr. Akkan Suver'in Bağdat'ta yaptığı konuşma metni

"Sizleri, Türkiye'nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Marmara Grubu Vakfı adına saygı ile selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Öncelikle bir paragrafla özetlemek gerekirse, Marmara Grubu Vakfı 29 yaşında uluslararası bir sivil toplum kuruluşudur.

17 yıldan beri başarıyla Avrasya Ekonomi Zirveleri'ni tertiplemektedir. Gene 19 yıldır diyalog çalışmalarını kültürler ve dinler arasında sürdürmektedir.

Ben bugün bu kürsüden yüksek heyetinize tebliğimi sunarken, izninizle ekranda Marmara Grubu Vakfı'nın çalışmalarından bazı kesitler de yer alacaktır.

Tekrar yüksek heyetinizi Türk arkadaşlarım ve Türk sivil inisiyatifi adına selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Bugün konumuz, çok kutuplu dünya sisteminde özgün politikalar geliştirmenin zorluklarıdır.

Ben bu düşüncenin aksi bir kanaatteyim.

Bana göre bazı temel konularda bütünsellik sağlanabilirse çok kutuplu dünya sisteminde özgün politikalar gerçekleşebilir.

Örneklere geçmeden önce bazı temel prensiplerde birliktelik sağlamak gerekmektedir.

Bu temel prensiplerin başında ekonomik ve parasal birliktelik gelmektedir. Bunu adalet ve içişleri ortak felsefesi izler. Olmazsa olmaz son prensip ise ortak dış ve iç güvenlik politikalarıdır.

Bunlar bütünselliğin veya bir başka deyişle global dünya sisteminde özgün politikaları geliştirmenin ana kurallarıdır.

Bu ana kurallar milletler üstü değil, milletlerarası bir bütünsellikle şekillenmektedir.

Dünyada elbette güçler vardır.

Güçler arasında da eşitler arasında öncelikler vardır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri global bir güçtür. Ve güçler arasında öncelik sahibidir. Çin bir global güçtür. Rusya ayrı bir global güçtür. Avrupa Birliği ise evrensel boyutlarda barış ve güvenliğin teminatı olan bir başka güçtür.

Amerika Birleşik Devletleri'nde, Latin Amerikalı, Afrikalı, Avrupalı ve Asyalılar bir aradadırlar. Ortodokslar, Protestanlar, Museviler, Müslümanlar global bir zenginliği aynı çatının altında özgün politikalar üreterek paylaşmaktadırlar. Bu globalliğin özgün bir modelidir.

Çin, asırlardır kalabalık bir nüfusla bir arada yaşamaktadır. O da kendine özgün bir globalleşme içindedir. Rusya Federasyonu ise değişik ırk, soy ve dinden milyonları coğrafyasında barındıran ayrı bir global güçtür.

Türkiye Bağdat Büyükelçisi Faruk Kaymakcı, Milletvekili Ali Haydar Öner,  Irak Milletvekili Fevzi Akram Tarzi, Dr. Akkan Suver ve Prof. Dr. Nilüfer Narlı 

Bu verdiğim örnekler birer devlet bütünselliği içinde yer alan global özgün politikalar sahibi aktörlerdir.

Yeni oluşan globalleşme ise yirmi sekiz devletin kendi arzularıyla bir araya gelmeleriyle kurulmuştur ki; henüz bir başka örneği yoktur. Bunun adı Avrupa Birliği'dir.

Çok kutuplu yeni dünya sisteminde özgün politikaları geliştirmenin en güzel örneği Avrupa Birliği'dir. Avrupa Birliği'nde çok kültürlü, çok dinli, çok milletli, çok dilli bir topluluk özgün politikalar üreterek, birliktelik içinde yaşamaktadır. Tehditlere, risklere birlikte karşı koyan, fırsatlara potansiyel bir beraberlikle yaklaşan Avrupa Birliği, çağımızın küresel birlikteliğinin özgün politikalar konusunda en önemli örneğidir.

Daha geniş bir deyimle, yükselen piyasa ekonomileri, ekonomik alanda önemli ilerlemeleri global şartlarda dengeleyebilmektedir.

Yoksulluk ve eşitsizliğin ortadan kaldırılabilmesi global birliktelikte özgün politikalarla daha rantabl bir şekilde çözüme ulaşabilmektedir.

Gene refah ve demokrasi içinde zenginleşme global koşullarda kendine daha kolay ve daha gerçekçi bir zemin bulmaktadır.

Özgün politikaları batılı ülkeler barış içinde sürdürmektedirler. Kendi aralarında problem çıkarmadan, ekonomik ve sosyal boyutta yaşadıkları sıkıntılara çözüm üreterek birlikte yaşayan Avrupa Birliği özgün politikalar konusunda tek ve en önemli örnektir.

Ortadoğu'da, siyasal istikrarsızlık vardır. Ateş çemberi adeta bu bölgenin karakteristiğidir. Özgün politikalara bu ülkelerde rast gelinemez.

Özgün politikaların var olması, demokrasiyle orantılıdır. Demokrasinin varlığı da insan haklarıyla, hukukun üstünlüğüyle, kadın - erkek eşitliğiyle ve hür basınla vardır. Zenginlik ve istikrarla da geçerliliğini sürdürebilir. Dolayısıyla global boyutta yaşayan ülkeler, özgün politikaları bütünsellik içinde gerçekleştirebilmektedirler.

Çeşitlilik içinde birliğin, gücün kaynağı olduğunu varsayarak söyleyeceklerimi özetlemek istiyorum.

Çeşitlilik birlikteliği sağlamak ideali çağın idealidir ve bunun da yolu diyalogdur. Birbirimizi daha çok tanımak için diyalogdur.  

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. "

 

Dr. Akkan Suver Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Milletvekili Arshad Al-Salihi'ye Marmara Grubu Vakfı adına bir hatıra sundu

14 Şubat 2014

Çin Halk Cumhuriyeti Shanghai Uluslararası Araştırma Merkezi Marmara Grubu Vakfı'nı ziyaret etti

Çin Halk Cumhuriyeti'nin Shanghai Uluslararası Araştırma Merkezi Başkanı Yang Jiemian ve beraberindeki heyet, Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Qingyang Zhang ile birlikte ''İpekyolu Ekonomi Kuşağı'' olarak adlandırılan stratejik planlama ile ilgili görüş alışverişinde bulunmak için Marmara Grubu Vakfı'nı ziyaret etti.

Toplantıda Marmara Grubu Vakfı'ndan Dr. Akkan Suver, Ertuğrul Kumcuoğlu, Dr. Fatih Recep Saraçoğlu ve Prof. Dr. Atilla Dicle hazır bulundu.

Dr. Suver Çin Heyeti'ne; İpek Yolu Ekonomi Kuşağı'' stratejik planına verdikleri önemi vurguladı. Bunu yalnız ticaret anlamında değil, enerji boyutuyla, kültürel boyutuyla ilişkilerin sürdürülebilir kılınması yoluyla ele alınmasının gerekliliği üzerinde durdu. Ayrıca, İpek Yolu'nun Pasifik'ten Baltık'a uzanan bir yol haritası oluşturacağını da belirtti.

12 Şubat 2014

Marmara Grubu Vakfı Sırbistan Milli Günü kutlamalarında

Sırbistan Milli Günü vesilesiyle düzenlenen resepsiyona Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver katıldı. Resimde Arjantin Başkonsolosu Ernesto Mario Pfirter, Sırbistan Başkonsolosu Zoran Markovic, Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, İtalya Başkonsolosu Gianluca Alberini ve İsrail Başkonsolosu Moshe Kamhi görülmektedir.