Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 321/388

28 Mayıs 2015

AZERBAYCAN CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLADI

Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tertiplediği bir Resepsiyonla Cumhuriyet Bayramını kutladı. Marmara Grubu Vakfı adına Dr. Akkan Suver, Müjgan Suver ve Cengiz Güldamlası'nın katıldığı Resepsiyonda Başkonsolos Hasan Zeynalov misafirlerle tek tek ilgilendi.

28 Mayıs 2015

Dr. Suver Patrik Bartholomeosu ziyaret etti

PABSEC "Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi" Genel Sekreteri Prof. Dr. Asaf Haciyev'in Patrik Bartholomeos'a gerçekleştirdiği resmi nezaket ziyaretinde, PABSEC Gözlemci Üyesi  Dr. Akkan Suver de hazır bulundu. Ziyarette PABSEC hakkında Patriği  bilgilendiren Prof. Dr. Asaf Haciyev'e Patrik Bartholomeos Haydar Aliyev ile ilgili hatıralarını anlattı.

25 Mayıs 2015

Marmara Grubu Vakfı Çin Sivil Toplum Konferansına CICA Katıldı

      Son yıllarda artan ekonomik ve sosyal gelişimleri göz önüne alan Çin Halk Cumhuriyeti, uluslararası kuruluşları bir araya getirmek amacıyla geride bıraktığımız hafta Pekin'de Birinci Yıllık Uluslararası CICA Konferansı (Asya'da Karşılıklı Etkileşim ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı) olarak adlandırılan bir toplantı düzenlendi.
 

Türkiye'den Dr. Akkan Suver ve Şamil Ayrım'ın Marmara Grubu Vakfı adına katıldığı bu toplantıda Dr. Akkan Suver, Büyük Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" siyasetini anlattı.

Dr. Akkan Suver ve Şamil Ayrım, Pekin'de bulundukları süre zarfında Pekin Türkiye Büyükelçisi Ali Murat Ersoy tarafından da kabul edildiler.

Dr. Akkan Suver'in CICA Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma metni aşağıdadır:

Sözlerime başlamadan önce, burada bizleri bir araya getiren Chinese People's Institute of Foreign Affairs ve CICA'nın misafirperverliğine teşekkür etmek istiyorum.

Asya'da güvenlik ve kalkınma inşa etmek düşüncesiyle bir araya geldiğimiz bu toplantada ben izninizle, "barış kültürü"nden söz etmek istiyorum.

Zira barış kültürüne büyük önem veren bir düşünce insanıyım.

Bilgi çağında yaşıyoruz.

İletişim teknolojileri, her gün bir yeniliğin kapısının aralanmasını sağlıyorlar. Tıp, insan ömrünü sağlık içinde her gün uzatmakta! Kıtalararası yolculuklar saatlere indi. Güneşe ulaşmayı hedefleyen bilim ve teknoloji, almış başını giderken, dünyamızı yangın yerine çevirmeye niyetliler barışı, istikrarı ortadan kaldırmanın yollarını aramakla meşguldürler.

Afrika yangın yeridir!

Ortadoğu ateşten bir toptur!

Avrupa cinayet şebekelerinin tehdidi altındadır.

Amerika Birleşik Devletleri öldürülme ve sabotaj oyunlarıyla karşı karşıyadır.

Asya komplolar, tuzaklar ve bombalarla iç içedir.

Bütün yenilikleri, iyilikleri, güzellikleri bulan insandır. Afrika'yı, Ortadoğu'yu, Avrupa'yı, Amerika Birleşik Devletleri'ni, Asya'yı yakan da yıkan da gene insandır.

Oysa insanın; okuyan, anlayan, görebilen, düşünen zekasını terbiye etmesiyle daha temiz, daha saf, daha yüksek, daha insancıl bir yapıya kavuşması beklenirse de ne Afrika'da ne de Avrupa'da böyle bir seviye mevcuttur.

Yalnız siyaseten değil, ekonomik olarak, ekolojik olarak dünyayı yakmaya ve yıkmaya niyetli olan insanla, barışa saygı duyan insanı nasıl yan yana getirebiliriz?

Meselemiz budur!

Bugün burada konuşacağımız konu, bir arada, aynı kıymet hükümleriyle birlikte yaşayabilmenin imkânlarını aramak olacaktır. Ben buna barış kültürü adını veriyorum.

Zira günümüzde dünya ile beraber oturup kalkmaya mecburuz. Dünya ile beraber oturup kalkmak, milli bağımsızlıktan fedakârlık olayı değildir. Günün şartları içerisinde bir karşılıklı bağımlılık olayıdır. Gene günün şartları içinde, bütün insanların mutlu olacağı bir dünyayı, barışın hakim olacağı bir dünyayı, gelişmenin, kalkınmanın sürekli olacağı derli toplu bir dünyayı meydana getirme olayıdır.

Oysa Afrika'da yaşananlar, insanlık dışı cinayetlerden ibarettir.

Ortadoğu'da öldürülen insanlar aynı dinin mensuplarıdır.

Avrupa teröristlerin korku saldığı bir kıta olmuştur. Gene Avrupa kanun tanımayan mültecilerin sığınağıdır.

Amerika Birleşik Devletleri suikast ve cinayetlerin korkulu rüyası haline gelmiştir.

Asya kıtası ise her gün ayrı bir hain saldırıyla karşı karşıyadır.

Hangi düşünceye hizmet ederse etsin, insan hayatına kastedenler, insanın yaşama hakkını elinden almaya niyet edenler barış kültürünün oluşumunu engellerler.

Barış kültürünün engellenmesi ise ülkelerin geleceğini ipotek altına alır.

Barış kültürünün ipotek altında olduğu bir ülkede ekonomi olmaz. Hukuk olmaz. Gelişme olmaz. Büyüme olmaz.

Bize düşen akıl ve bilgiyi barış kültürü yolunda geliştirmektir.

Bütün bunlardan sonra söyleyeyim ki; 92 yıllık Türk dış politikasına hakim olan unsurlar, Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" genel sloganı altında üç tanedir.

Birincisi: biz evvela dost ararız kendimize. Niçin ararız dost? Güvenliğimizi daha sağlama bağlamak için ararız. Yani askeri gücümüzü arttırmak, bize vuku bulabilecek düşmanlıklar karşısında ittifaklar kurabilmek ve bize vaki olabilecek tehditler karşısına daha güçlü çıkabilmek isteriz.

İkincisi: ekonomik güçlenmedir. Çünkü ekonomik güçlenme olmazsa, birinciyi yürütemezsiniz. Ekonomik güçlenme için ne ararız, kaynak ararız. Bu kaynak aramada da dünya ile irtibatlarımız olur. Bilhassa İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası kuruluşlar meydana gelince, ekonomik güçlenme, ekonomik kalkınma daha öne çıkmıştır.

Üçüncüsü: biz etrafımızda barış çemberi kurmak isteriz. Yani kimseyle bir savaşa girmeyelim, bir mücadeleye girmeyelim. Ama milli hukukumuzdan da vazgeçmeyelim.

Dolayısıyla bunu genellersek ülkeler, caydırıcılığını yitirmemelidir. Her ne şart altında olursa olsun, barışçıyız. Bu mümkün değildir. Ve hele etrafınızda bir takım ülkeler silahlanırken, "biz barışçıyız" diyerek oturmanız mümkün değildir. Binaenaleyh, ona göre tedbirinizi alacaksınız.

Kemal Atatürk; "Savaş, bir hayati zaruret olmadıkça cinayettir" demişti. Tamam ama, bir hayati zaruret savaş halinde karşınıza gelebiliyor. O zaman ondan çekindiğiniz takdirde, haklarınızı koruyamazsınız, caydırıcılığınızı yitirirsiniz.

92 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nin barış politikası, Büyük Atatürk'ün koyduğu politika, Türkiye'ye çok büyük nemalar vermiştir. Bugünkü Türkiye, onun eseridir. Ve gerçekten barışçı politika, Türkiye'nin daha güçlenmesine yardımcı olacaktır. Bu politika barış kültürünün özüdür.

Barış kültürü bir değerler birlikteliğidir.

Bir coğrafya değildir.

Bu değerler birlikteliği kimsenin tekelinde değildir.

Buna sahip çıkmak isteyen halklar, kucaklanmalıdır.

Einsten'ın bir sözü var; "İnsanlardaki önyargıları parçalamak, benim için atomu parçalamaktan çok daha zordur". Barış kültürü için çok zor olan önyargıyı ortadan kaldırmak zorundayız.

Tekrar söylüyorum; barış kültürüne büyük önem veriyorum.

Buna tolerans, saygı kültürünü de ekliyorum ve ümitlerimizi hiçbir zaman kaybetmemeliyiz diyorum.

Yüksek heyetinizi, barış içinde birlikte yaşamak duygusuyla selamlıyorum.

22 Mayıs 2015

Dr. Akkan Suver, Bakü'de Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Dostluk ve İşbirliği Vakfı Genel Kurulunda konuştu

Merkezi Bükreş'te bulunan Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Dostluk ve İşbirliği Vakfı'nın yıllık Genel Kurulu Bakü'de yapıldı. Azerbaycan'ın ünlü edebiyatçısı Cengiz Abdullayev'in Başkanlığa seçildiği Genel Kurul'da Dr. Akkan Suver de bir konuşma yaptı. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov'un Şeref Konuğu olarak açılışta söz aldığı toplantıda Genel Sekreter Büyükelçi Eldar Hasanov bir konuşma yaparak dünden bugüne Vakfın başarılı geçmişini ortaya koydu. 2 Yıllığına dönem Başkanlığı'na seçilen Cengiz Abdullayev ise yaptığı konuşmada Azerbaycan'ın böyle önemli bir kuruluşta Başkanlığı üstlenmesinin değerini vurguladı. Toplantıda Türkiye'den İsmail Safi, Şamil Ayrım, Bahadır Aksoy da hazır bulundu.    

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov ve Cengiz Abdullayev toplantıda biraradalar 

Bakü'de bulundukları zaman zarfında Şamil Ayrım'la birlikte Dr. Suver'i Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Prof. Dr. Ali Hasanov ve Azerbaycan Milli Meclis Başkan Yardımcısı Valeh Aleskerov ve Ziyafet Askerov, Telekomünikasyon Bakan Yardımcısı İltimas Mehmedov tarafından ayrı ayrı kabul ettiler. 

Prof. Dr. Ali Hasanov, Dr. Suver ve Ayrım'la birlikte makamında


Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Dostluk ve İşbirliği Vakfı Genel Kurulu'nda Dr. Akkan Suver ve Şamil Ayrım'ı; Bahadır Aksoy, Büyükelçi Eldar Hasanov, Milletvekili İsmail Safi ile birlikte görüyorsunuz

Dr. Suver ve Şamil Ayrım Telekomünikasyon Bakan Yardımcısı İltimas Mehmedov'un makamındalar   

----------------------------------------------

Dr. Akkan Suver’in Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Dostluk ve İşbirliği Vakfı'nın 14. Genel Kongre ve Yönetim Kurulu Oturumu Konuşması

23 Mayıs, 2015

Bakü, Azerbaycan

Sayın Başkan,

Sözlerime başlamadan önce Bakü şehrimizin geçirdiği müessif yangın olayından dolayı duyduğumuz üzüntüyü dile getirmek isterim.

Bu yangında vefat eden Azerbaycanlı kardeşlerimizin büyük acısı yüreklerimizi parçaladı. Kardeş Azerbaycan'a sabır ve metanet temenni ediyor, vefat edenlere rahmet, yaralı kardeşlerimize sağlık dileklerimi sunuyorum.

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Karadeniz'de Barış ve İşbirliği!

Hazar Denizi'nde Barış ve İşbirliği!

Bu iki müstesna düşüncenin oluşturduğu Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Vakfı, Bükreş'te kurulduğu günden bugüne kadar, ortaya koyduğu verimli, isabetli ve şahsiyetli çizgisiyle milletler arası örnek bir işbirliği teşkilatı olarak temayüz etmiş bulunmaktadır.

Sayın Iulian Fota'nın başkanlığıyla başlayan, Sayın Victor Khamarin'in başkanlığıyla devam eden ve Sayın İsmail Safi'nin başkanlığında günümüze intikal eden Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Dostluk ve İşbirliği Vakfı'nın var oluş ve bugüne intikal edişinde genel sekreterlik görevini ifa eden Sayın Büyükelçi Eldar Hasanov'un emeği, her türlü takdirin ve övgünün üzerindedir.

İlk günden bugüne, bu güzel işbirliğinin gelişmesi için katkıda bulunan bütün arkadaşlarımıza minnettarım. Yıllar içinde aramıza katılan arkadaşlarımız bizlerin daha güçlü, daha çaplı olmamıza imkan sağladılar.

Hepsine kurucusu olmaktan iftihar ettiğim Vakfımızın adına yüksek huzurlarınızda teşekkürü bir borç biliyorum.

Bu büyük kuruluşun başkanlığı, bugün Azerbaycan Cumhuriyeti'ne geçecektir.

Kafkasların güçlü, Avrupa'nın saygın ve dünyanın kabul gören bir devleti olan Azerbaycan'ın başkanlığı, inanıyorum ki, Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Vakfımızı daha güçlü kılacaktır. Zaten çalışmalarımızın ve Vakfımızın dünden bugüne intikal eden çalışmalarında Azerbaycan'ın payı büyüktür, çaplıdır.

Öte yandan bugün başkanlık görevini devir alacak olan arkadaşımız Chingiz Abdullayev, çağdaş Azerbaycan edebiyatının en önde gelen güzide ve mümtaz şahsiyetlerinden biridir. Ünü yalnız Azerbaycan'da, Türkiye'de değil, dünyada bilinen, tanınan bu büyük yazarın başkanlığımızı yapacak olması Vakfımızın geleceği açısından bir büyük şanstır. Zira uluslararası alanda tanınan, bilinen bir edebiyatçının, uluslararası  bir Vakfın başkanlığını kabul etmesi, buraya yalnız saygınlık kazandırmaz, dünya çapında bir unvan bir unvan da getirir.

Ben Sayın Chingiz Abdullayev'i şimdiden kutluyorum.

Çalışmalarından dolayı Sayın İsmail Safi'ye teşekkür ediyorum.

Sayın Victor Khamarin'e devamlılık arz eden hizmetlerinden ötürü saygılar sunuyorum.

Sayın Iulian Fota'yı Vakfımızın doğumunda üstlendiği büyük sorumluluğundan dolayı anmayı bir borç biliyorum.

Ve bütün Vakfı, bir orkestra disipliniyle ahenk ve sorumluluk içinde bugünlere taşıyan orkestra şefimiz Sayın Büyükelçi Eldar Hasanov'a da bir alkış istiyorum.

Uluslararası Karadeniz Hazar Denizi Vakfı bir birliktelik olarak inanıyorum ki yarınlarda daha güzel, daha verimli ve daha çaplı olacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

13 Mayıs 2015

MARMARA GRUBU VAKFI MOLDOVA BAŞBAKANI GABURICIYI ZİYARET ETTİ

Marmara Grubu Vakfı'nın 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmaları çerçevesinde Dr. Akkan Suver ve Cengiz Güldamlası Moldova'ya bir günlük bir çalışma ziyareti yaptılar. Ziyarette Moldova Başbakanı Chiril Gaburici tarafından da kabul edilen Marmara Grubu Vakfı heyeti Başbakan Gaburici'yi 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'ne davet ettiler. Ziyarette Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Büyükelçi Victor Tvırcun'da hazır bulundu.