Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 313/388

3 Aralık 2015

Türkiye - AB Zirvesi Brükselde 29 Kasım 2015 tarihinde gerçekleşti

Türkiye - AB Zirvesi Brükselde 29 Kasım 2015 tarihinde gerçekleşti

1999'dan bu yana AB üyeliğine aday olup, 2005'ten bu yana da katılım müzakerelerini sürdüren Türkiye'nin AB üyeliği yolunda gerçekleştirdiği görüşmelerin sonuncusu, 29 Kasım 2015 tarihinde Brüksel'de gerçekleştirilmiştir.

 

Türkiye'yi Başbakan Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu başkanlığında, AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu temsil etmişlerdir.

 

Zirve'de Türk heyeti AB üyesi olan ülkelerin temsilcileri, AB Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve AB Komisyonu başkanlarıyla görüşmeler gerçekleştirmiştir.

 

Bu görüşmelerde düzensiz göç, terörizmle mücadelede işbirliği, Suriye mültecilerine AB mali desteği gibi konular gündeme getirilmiştir.

 

Brüksel'de gerçekleştirilen bu zirvenin sonunda tarafların üzerinde mutabık kaldığı ortak sonuç bildirisinden yola çıkarak öne çıkan unsurları şöyle özetleyebiliriz.

 

- AB ve Türkiye, 15 Ekim tarihli AB Zirvesi sonuçlarına uygun olarak, Türkiye'nin katılım sürecinin yeniden canlandırılmasına, mevcut risk ve tehditlerle uyum içinde ve sonuç odaklı mücadele etmeye, dayanışmaya ve mevcut bağlarını ileriye taşımaya kararlı olduklarını belirtmişlerdir.

 

- Yine taraflar, Antalya'da düzenlenen G-20 Zirvesi ortak bildirisinde ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2249 sayılı kararına atıfla, terörizmle mücadelenin öncelikli konuları olduğunu teyid etmişlerdir.

 

- AB ve Türkiye, 17. faslın (Ekonomik ve Parasal Politikalar) açılmasını teminen, 14 Aralık 2015 tarihinde Hükümetler arası Konferans’ın gerçekleştirilmesi yönündeki açıklamayı memnuniyetle karşılamışlardır.

 

- Ayrıca Komisyonun, diğer müzakere başlıklarının açılmasına yönelik gerekli hazırlıkların 2016 yılının ilk çeyreğinde tamamlanması konusundaki taahhüdüne de not düşmüşlerdir.

 

Konuyla ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız: 

http://www.ab.gov.tr/files/000files/2015/11/turkiye_ab_zirvesi_ortak_sonuc_bildirisi_29_kasim_2015.pdf

28 Kasım 2015

KEİPA Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesinin Romanya’da düzenlenen 46. Genel Kurulunda Dr. Akkan Suver iki ayrı konuşma yaptı.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi'nin (KEİPA) Romanya’da düzenlenen 46. Genel Kuruluna Marmara Grubu Vakfı’nı temsilen Dr. Akkan Suver, Dr. Fatih Saraçoğlu, Şamil Ayrım, Müjgan Suver, Gülhan Ayrım ve Hatice Aslı Yanardağ katıldılar. Dr. Akkan Suver yaptığı iki ayrı konuşmada İpek Yolu ile Karadeniz ilişkisini anlattı.

 

KEİPA Türkiye Başkanı Milletvekili Haluk İpek ve Marmara Grubu Vakfı Heyeti Romanya Parlamentosunda 

Dr. Akkan Suver’in Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi'nde

yaptığı konuşma metni aşağıdadır 

Değerli Milletvekilleri,

Geride bıraktığımız Moldova toplantısında arz ettiğim İpek Yolu Ekonomik Kuşağı düşüncesi ile ilgili kanaatlerimi yüksek izinlerinizle bugün bir başka değer ölçüsüyle arz  etmek için söz almış bulunuyorum.

Moldova toplantısı sonrasında iki defa Çin Halk Cumhuriyeti'nde bir defa da İstanbul'da İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ile ilgili etkinliklere katılıp düşüncelerimi açıkladım. Bunlardan biri Nanjing şehrinde diğeri ise Qingdao şehrinde gerçekleşti. İstanbul'da ise Çin Halk Cumhuriyeti'nin bir düşünce kuruluşu ile aynı konuyu konuştuk. 

Malumlarınız olduğu üzere Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından bundan üç yıl önce gündeme getirilen bu konu çağımızın en önemli ekonomik projelerinden biridir. Ben bunu çağın felsefesi olarak adlandırıyorum. Zira bahse konu coğrafya, Pekin'i Londra'ya bağlayan bir coğrafyadır. Gene bu coğrafyanın önemli bir parçasında Karadeniz Bölgesi'nin ülkeleri vardır.

Öte yandan bu projeye sıradan bir ticari proje veya taşımacılık veyahut da malların serbest dolaşımı gibi bakmak yanlıştır. Eksiktir.

Elbette ticaret bu projenin omurgasıdır.

Taşımacılık, malların serbest dolaşımı veya daha basit bir deyimle ("win-win" "kazan-kazan") bu projenin bir parçasıdır. Ama daha da önemlisi bu bir medeniyet projesidir. Bu bir kültürlerin, farklılıkların birbirini tanıma projesidir. Dinlerin birbirine yaklaşmasıdır. Barışa giden yoldur. Refaha uzanan düşüncedir. İstikrarın kaynağıdır. Ve bütün bunların oluşumunu sağlayacak olan da diyalogdur.

Değerli Dinleyiciler,

Yaşamakta olduğumuz acımasız terörün ana kaynağı diyalogsuzluktur.

Diyalogsuzluğun başlıca sebebi ise bu coğrafyalarda hüküm süren devletsizliklerdir. Devletin olmadığı yerde ümit de yoktur. Refah, zenginlik ulaşılmaz bir hayaldir. Dolayısıyla ümidin olmadığı bir coğrafyaya bizler bu projeyle ümit götürebiliriz. Terörü ancak ve ancak ümitle, taşıyacağımız güveni arttırıcı, refah ve zenginlik getirecek işbirlikleriyle yok edebiliriz.

Afganistan için, Suriye için, Irak için barış istiyorsak diyalogu ve ümidi arttıracağız. İşte bunun için İpek Yolu Ekonomik Kuşağı'nı önemsiyorum.

Zira bu kuşakla 4 milyar insan bu projenin içinde kendisine bir yer bulabilecektir.

İpek Yolu'nun başarısı, bilgi teknolojilerinin etkin kullanımının yaratacağı rekabet ortamında gelişecektir. İnovasyon ve çevre ile uyumlu ticarete verilecek önem, finansal hedeflere ulaşılmasında anahtar rolü oynayacaktır. Elbette Orta Asya ülkelerinin, Balkan ülkeleriyle gerçekleştirecekleri ticaret hacminin büyümesi ve "kazan-kazan" prensibinin dengeli olarak gerçekleşebilmesi rekabet ortamından çok, inovasyonla ilgili olacaktır.

Yeni bitirilen ikinci Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu, Atlas Okyanusu ile birleşecektir. Türkiye bu birleşmede Akdeniz'de yeni bir merkez oluşturacaktır. Öte yandan, Türkiye'de İstanbul'da Marmara Denizi'nin altından geçen tren yolu ile Pekin Londra'ya bağlanacaktır. Gene Türkiye Kars-Tiflis-Bakü demiryolu ile demirden İpek Yoluna hizmet edecektir. Bu yol, Türkiye'den Balkanlara oradan Orta Avrupa'ya intikal edecektir.

Bütün bunlar gerçekleşirken Özbekistan'ın kültürü Romanya'ya, Azerbaycan'ın sanatı Sırbistan'a, Rusya'nın gelenekleri Hindistan'a, Çin'in düşünce dünyası Fransa'ya, Kazakistan'ın anlayış tarzı Bulgaristan'a taşınabilecektir.

Azerbaycan'da Çince, Bulgaristan'da Özbekçe, Gürcistan'da Arapça, Rusya'da Türkçe duyulabilecektir.

Dolayısıyla bu bir medeniyet projesi olduğu kadar bir barış projesidir de...

Bu proje ile İpek Yolu üzerindeki ülkeler arasında işbirliği ve ortak yatırımların arttırılmasıyla da katılımcı ülkelerin yeni pazarlara yüksek performanslı üretim gücü ile sermaye akışı ve teknoloji akışıyla tüm taraflar için fayda sağlayacak bir vizyon oluşacaktır.

İpek Yolu Ekonomik Kuşağı'nın kara boyutu olsun, deniz boyutu olsun başarılı olacaktır. Buna inanıyorum. Zira bu başarıyla yalnız ekonomik büyüme sağlanmayacak barış ve küresel işbirliği imkanları da doğacaktır. Günümüzün en büyük problemi olan göç, terör gibi acı gerçeklerin karşısında da İpek Yolu felsefesi ile küresel boyutta başa çıkma ihtimali büyüktür.

Bütün bunların hayata geçirilebilmesini ise ben diyaloga bağlıyorum. Zira diyalogla barışa daha da yakın olabileceğiz. Diyalogla kültürlerimize, medeniyetlerimize, geleneklerimize daha anlayışla yaklaşabileceğiz. Diyalogla dinlerimize daha saygılı davranıp farklılıklarımızın zenginliğimiz olduğunu anlayabileceğiz. 

Bir barış ve bir arada yaşama projesi olduğuna yürekten inandığım Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi'nin İpek Yolu Ekonomik Kuşağı projesiyle ilişkilerini geliştirmesini temenni ediyor, yüksek heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi (KEİPA’nın toplantısı için Romanya'da bulunan Dr. Akkan Suver, Dr. Fatih Saraçoğlu, Şamil Ayrım, Müjgan Suver, Gülhan Ayrım, Hatice Aslı Yanardağ'dan oluşan Marmara Grubu Vakfı Heyeti Romanya'da bulundukları süre zarfında Romanya’nın Eski Cumhurbaşkanları Ion Iliescu, Emil Constantinescu ile Romanya Prensi Radu’yu makamlarında ziyaret ettiler. 

 

Romanya’nın (1996-2000) dönem Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu Marmara Grubu Vakfı Heyetini makamında kabul etti.     

 

Romanya’nın 8 Cumhurbaşkanı Ion Iliescu, Marmara Grubu Vakfı Onur’una bir akşam yemeği verdi. Yemeğe Kültür Eski Bakanı Ionut Vulpescu ile Büyükelçi Constantin Grigorie de katıldılar. 

Romanya Prensi Prens Radu Marmara Grubu Vakfı’nı Elizabet Sarayı’nda kabul etti.      

 

Romanya Senatosu önünde Asaf Hacıyev ile Marmara Grubu Vakfı Heyeti birlikteler

 

23 Kasım 2015

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ

 

 MARMARA GRUBU VAKFI'NIN AVRASYA EKONOMİ ZİRVELERİNİN ONDOKUZUNCUSU BAŞARIYLA TAMAMLANDI 

“Dr. Akkan Suver 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni değerlendirdi” 

1998 yılında altı ülkenin katılımıyla gerçekleşen Birinci Avrasya Ekonomi Zirvesi, 2016 yılında Cumhurbaşkanları ile Başbakanlarla, Meclis Başkanlarıyla, bakanlarla, parlamenterlerle, iş adamlarıyla, akademisyenlerle zenginleşen bir katılımla ondokuzuncu yaşını idrak etti.

Avrasya ekonomi zirvelerini bir gelenek olarak nitelendiren Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr.Akkan Suver, sivil bir kuruluşun on dokuz yıl içinde oluşan itibarını bir başarı hikayesi olarak değerlendirmemekte aksine sürdürülebilir kılınmasını bir sorumluluk projesi olarak adlandırmaktadır.

 

 

19 yıl, uzun bir zaman periyodu…

Dr. Akkan Suver diyor ki;

"-Uzun bir yol kat ettik. Kimi arkadaşımız yoruldu, bizden ayrıldı.

Kimi arkadaşımız, beklediğini bulamadı, çekti gitti.

Bazıları idraki almadığından, yaptığımızı anlayamadı, kayıplara karıştı.

Ama biz bir avuç inanmış arkadaşla yolumuza devam ettik. Bugünlere geldik.

Ondokuz yılda büyük şereflere nail olduk. Fahri profesörlük, fahri doktoralar aldık. Hem gazeteci, hem de diplomat olabilme şansına eriştik. Karadağ "Montenegro" Devleti beni 2008 yılında İstanbul’a Fahri Başkonsolos olarak atadı. Azerbaycan Devleti iki büyük madalya ile onurlandırdı. Moğolistan Devleti üç ayrı madalya verdi. Gagavuzya üç nişan ile en büyük Özerk Bölge madalyası ile taltif etti. Vatikan'ın önceki Papa'sı tarafından Benedictus Madalyası ile şereflendirildim. Nice onur ve değer ödülü aldım.

En  son olarak, 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde Azerbaycan Enerji Bakanlığı tarafından Fahri Enerji İşçisi Madalyası aldım

Balkan Barış Derneği "Merkezi Üsküp" Barış Kahramanı verdi.

Merkezi Slovenya'da bulunan    Enstitüsü tarafında  "Anlayış Büyükelçisi"  ödülüne layık görüldüm.

Bütün bunları anlatıyorum, zira bizden sonra gelenler bilsinler ki, ülkesi için karşılıksız çalışanlar,  insanları  olduğu gibi kabul edip sevenler, barışa itinayla hizmet edenler bunlara her zaman ulaşabilirler. Bunları her zaman elde edebilirler. İşte ben arkadaşlarım yirminci Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin arifesinde birlik ve beraberlik içinde ilk günden beri bizimle beraber olan ve yeni katılan arkadaşlarımızla çalışmalarımıza devam ediyoruz."

                                                                                                                                                                 Dr. Akkan Suver 

 --------------------------------------

 

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in geleneksel olarak gönderdiği mesajıyla açılan Zirve'de, Aliyev'in mesajını Azerbaycan Devlet Bakanı Nazım İbrahimov tarafından okundu.

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in mesajıyla açıldı. 

Marmara Grubu Vakfı bu yıl 19'uncusu düzenlediği Avrasya Ekonomi Zirvesi'ni başarıyla gerçekleştirdi.

Dünyanın dört bir yanından cumhurbaşkanlarını, meclis başkanlarını, bakanları ve dini önderleri İstanbul'da buluşturan 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde, dünyayı tehdit eden terör, mülteci dramı ve küresel ekonomilerin önündeki belirsizlikler masaya yatırıldı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in geleneksel olarak gönderdiği mesajıyla açılan Zirve'de, Aliyev'in mesajını Azerbaycan Devlet Bakanı Nazım İbrahimov tarafından okundu.

Azerbaycan'ın aldığı yükümlülükleri sorumlulukla yerine getirerek ekonomik işbirliğinin derinleştirilmesi ve Avrupa'nın enerji güvenliğinin sağlanması işine büyük katkı verdiğine işaret eden Aliyev, mesajında şunları kaydetti;

"Ülkemiz Güney Gaz Koridoru çerçevesinde “Şah deniz 2”, TANAP ve TAP gibi uluslararası projelerin gerçekleştirilmesi, tarihi İpek Yolu`nun onarılması konusunda çabalarını önemli ölçüde artırmıştır. Asya ile Avrupa`nı birleştiren Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun inşasında artık en son aşamaya gelinmesi de takdir edilmeli. Ermenistan'ın gayri-barışçıl tutumu sonucunda şimdiye kadar çözüme ulaşmamış Yukarı Karabağ sorunu bölge devletleri ve halkları arasında işbirliğinin genişlemesine en büyük engel olarak kalmaktadır. Yurtdışı destekçilerinin yardımına güvenen Ermenistan, işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarında çekilmek istememekte, statükonu uzatmağa, sorunun barışçıl yolla çözülmesinden çeşitli bahanelerle uzaklaşmağa çalışmaktadır. Kuşkusuz, bölgede gelişimin ve istikrarın güvenli biçimde sağlanması yalnız bu türden sorunların uluslararası hukuk çerçevesinde adaletli çözümünden sonra mümkün olabilir."

Zirveye mesaj yollayan Papa Francis: " Yoksullukla mücadele, dışlananların iade-ı itibarı ve aynı zamanda tabiatı korumaya dair bir çözüm için oluşturulacak stratejiler, entegre bir yaklaşım gerektirmektedir" dedi. Papa Francis’in mesajını Monsenyör Yusuf Sağ okudu. 

PAPA'NIN MESAJI

Dünyanın dört bir yanından cumhurbaşkanlarını, meclis başkanlarını, bakanları ve dini önderleri İstanbul'da buluşturan 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde, dünyayı tehdit eden terör, mülteci dramı ve küresel ekonomilerin önündeki belirsizlikler masaya yatırıldı. Zirvenin açılış seremonisinde Türkiye Süryaniler Katolik Patrik Vekili Mgr Yusuf Sağ, Papa Francis'in mesajını okudu.  Papa, mesajında "Birisi çevresel diğeri sosyal olmak üzere 2 ayrı kriz ile değil; aksine sosyal ve çevresel boyutları olan tek ve karmaşık bir kriz ile karşı karşıya bulunmaktayız. Yoksullukla mücadele, dışlananların iade-i itibarı ve aynı zamanda tabiatı korumaya dair bir çözüm için oluşturulacak stratejiler entegre bir yaklaşım gerektirmektedir.  Ekoloji ve ekonomi önemli konular haline gelmeye başlamıştır." dedi. 

 

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş Zirve’de yaptığı konuşmada; kaynakları bakımından önemli bir rekabet alanı haline gelen, Türkiye’nin ve dünya siyasetini yakından ilgilendiren Avrasya’daki gelişmelere, bölge halklarıyla tarihi, kültürel ve coğrafi yakınlık ve derin bağlar nedeniyle kayıtsız kalmanın mümkün olmadığını aktardı: “Bölgede istikrarın, ekonomik gelişme ve kalkınmanın sağlanması, enerji ve ulaşım koridorlarıyla Avrasya ve Asya’nın sıkı bir işbirliği ve karşılıklı kazanca yönelik olumlu bir gündemle birbirine bağlanması ülkemizin temel hedefidir. Enerji sahasında ülkemiz, üretim ve tüketim bölgeleri arasında önemli bir koridor olmanın sağladığı potansiyelini kararlı bir şekilde geliştirmekte, geleceğe yönelik yatırım ve öngörülerle insani ve çevresel boyutları da gözeten projeler üretmektedir.” Türkeş, Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeş ülke ve halklar olduğunu anımsattı: “Bu ülkeler ve halklarla, ortak dil, tarih; sosyal ve kültürel etkileşimin yanısıra yeri geldiğinde karşılıklı ticareti geliştirecek adımlar atılmakta, insan ve malların rahat dolaşımı açısından vizesiz dolaşım anlaşmaları imzalanmaktadır. Azerbaycan’ın kadim toprağı olan Dağlık Karabağ’da yaşanmakta olan çatışmalarda şehit olan Azerbaycanlı gardaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Türkiye, Azerbaycanlı gardaşlarımızın haklı mücadelelerini her türlü uluslararası platformda savunmaktadır ve savunmaya devam edecektir.”

Zirvenin açılış oturumunda konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek,“Diyelim ki Türkiye'de 6. 5 milyon yalıtımı olmayan ev var, daire var. Biz çıkıp yalıtıma güçlü destek verirsek, bu yeni bir iş fırsatı demek İşte enerji verimliliği, basit bir boyutu budur.  
Mehmet Şimşek, “Bizim yolsuzlukla daha güçlü mücadele etmemiz lazım. O nedenleyakında meclisimize siyasi etik yasasını, siyasetin finansmanına ilişkin uluslararası bir yasa gibi birçok düzenlemeyi getireceğiz. Ve Türkiye şeffaflıkta da, yolsuzlukla mücadelede de güçlü iradesini ortaya koymuş olacak" Kalkınmanın anahtarı kadınların iş gücüne katılımıdır.
Şimşek, “İşgücüne katılım kadınlar arasında. Bu çok önemli bir husustur. Bunun artması gerekiyor. Eğitimde çok önemli bir değişkendir. Sadece kadın erkek eşitliğini her alanda sağlayabilirseniz 2025'е kadar dünya ekonomisi en az 12 trilyon dolarlık bir ilave gelir getirebilecek şekilde çalışmaları var. Şimdi Türkiye’de nüfusun yarısını ihmal ederek biz gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaşabilir miyiz? Asla. O nedenle kadınların iş gücüne katılımı, kadınların iş hayatında aktif rol oynamasını, kadın girişimciliği çok çok güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Çünkü bu kalkınmanın anahtarıdır” şeklinde konuştu. Şimşek, “Hakikaten bizim iş aleminin önünü açmak için yargıyı hızlandırmamız lazım, yargıda da performansa dayalı bir kültür lazım. İdeolojik saplantılarla kötü performansla yargı bir yere tabii ki de varamaz. O nedenli biz geçen sene bir yargı Reformu paketi ortaya koyduk, 

Oturum’un açılış konuşmasını yapan Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Avrasya’nın bir kavram olduğunu belirterek, bu önemli bölgede enerji, ekonomi ve ulaşımın işin özünü oluşturduğunu söyledi. İpekyolu kapsamı içinde durum değerlendirmesi yapan Yıldırım, 2018’de hizmete alacakları 3. Havalimanı’na ilişkin şunları açıkladı: “Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’da yapıyoruz. Kamu hiçbir yük almadan dünyanın en büyük havalimanına sahip olacak ve üstüne 1 milyar 100 bin avro yıllık kira parası alacak.” Yıldırım, yeni havalimanının 150 milyon yolcu kapasiteli, 200’ü aşkın uçağın aynı anda yolcu alabileceği, 1.5 milyon metrekare arazide, 6 piste sahip 11 milyar avroluk bir yatırım olduğunu anlattı.  Binali Yıldırım, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’ni 2009 yılında Azerbaycan ile başlattıklarını, bu yıl sonunda bu hattı da işletmeye alacaklarını anlattı: “Böylece Çin’in doğusundan kalkıp Avrupa’nın batısına kadar mal ve hizmet götürmenin önünde engel kalmayacak.”

Yıldırım, Ankara, Konya, İstanbul, Eskişehir ve Bilecik gibi şehirleri birbirine bağlayan, gerçeğe dönüştürdükleri hızlı tren hayali ve bölünmüş yolları anlattı: “Bölünmüş yollarda 1 yılda zaman ve yakıt tasarrufundan elde ettiğimiz gelir 5 milyar doların üzerinde. Ayrıca 3 milyon 250 bin ton daha az egzoz gazı havaya veriyoruz. Yollarda ortalama hız arttı, dur-kalk azaldı, aynı zamanda ölümlü kazalar da son 10 yılda yüzde 62 azaldı.” 

 

Zirve’nin ilk gün öğle yemeğinin şeref konuğu Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrasya’nın ekonomik, ticari kapasitesiyle zengin fırsat ve işbirliğinin odak noktasında olduğuna işaret etti: “Son yıllarda bunlardan tam kapasiteyle yararlanmadığımız bir gerçektir. Çünkü bu defa fırsatlardan çok risk ve tehditlerin tartışıldığını, bunlara odaklandığımızı biliyoruz. Bugün karşılaştığımız engeller bölgemizin çok uzak noktalarından çıkan yapılar olarak karşımızda duruyor. Bu engeller bölgenin siyasi aktörlerinin bazı ihmalleri ve siyasi öngörüsüzlükleri veya bencillikleri, gizli emellerinden kaynaklanmaktadır.”

Gül, Ermenistan ve Azerbaycan arasında süren krizi şöyle değerlendirdi: “BM tarafından  Azerbaycan toprak bütünlüğü tanınmıştır. Dolayısıyla Karabağ sorununun  BM Konseyi’nin de ilgili kararlarını gözönüne alarak sulh yoluyla barışçı bir şekilde halledilmesi, işgalin sona ermesi ve Azerbaycan topraklarının bütünlüğünün sağlanması sadece Kafkaslar’da değil bütün bölgede barışa çok büyük etki yapacaktır.”

Gül, Türkiye ile Rusya arasında 5’inci ayını dolduran krizin de bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı: “Bunun sadece iki ülke için değil bölge için ve bölgedeki başka sorunların hallinin kolaylaştırılması ve yeni sorunlar çıkmaması için önemli olduğunu düşünüyorum.”

                   

Terörün dünya için en tehlikeli yol olduğunun altını çizen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi Türk moda endüstrisinin 30 yılda başka hiçbir sektörde görülemeyecek başarılara imza attığını, hazır giyimden moda üretimine geçişin sürdüğünü kaydetti. Türk ekonomisine yılda 15 milyar dolar katma değer yarattıklarını dile getiren Tanrıverdi,  Türkiye'nin 81 vilayetinde üretip 217 ülkeye ihracat yaptıklarını vurguladı. 

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Genel Sekreteri Asaf Hajiyev, 21. yüzyılda ellerindeki en önemli aracın diyalog olduğunu kaydederek, "Diyalog olmazsa bir gelecek, refah ve barış tesis edilemez. Bu zirve bize bu çerçevede son derece önemli bir diyalog platformu sunuyor. Ortak geleceğimizi nasıl inşa edeceğimiz konusunda fikir veriyor." ifadelerini kullandı. Hajiyev, terörle mücadelenin önemine değindi ve teröristlerin zayıf insanlar oldukları için toplu hareket ettiğini belirtti.

             

Çin Halkı Barış ve Silahsızlanma Örgütü Başkan Yardımcısı Yu Hongjun, tarihi İpekyolu’nun yeniden inşaa edilme sürecine değindi: “İpekyolu geçtiği güzergah boyunca tüm ülkelerin gelişimine katkıda bulunacak. Bu hepimizin çıkarına olacaktır. Tüm ülkelerin katılacağı bir strateji ile İpekyolu’nun yani ortak kalkınma projemizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Türkiye’nin İpekyolu Projesi’nde oynayacağı rol önemlidir.” 

19. Avrasya Ekonomi Zirvesinde önemli isimlerden İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı İbrahim Çağlar, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve ekonomik altyapısıyla başlayan konuşmasında İpek Yolunun atar damar ve Türkiye’nin ilerlemesi, tüm Avrasya coğrafyası için bir fırsat olduğunu söyledi.

       

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Prof. Dr. Erman Tuncer ise ekonomik krizlerin sosyal krizlere dönüştüğünü, dolayısıyla bölgesel işbirliğini daha da geliştirmeye ihtiyaç duyulduğunu anlattı: “Avrasya büyük bir fırsattır. Ancak avantajların dezavantaja dönüşmesi de mümkündür. Avrasya’nın can damarı İpekyolu’dur. Bunu tekrar canlandırmak bizim en önemli hedefimizdir. Çünkü bu yol küresel barışa ve refaha giden yoldur.”

İstanbul Vali Yardımcısı Cemalettin Özdemir Türkiye'nin en önemli kenti olan İstanbul'un uluslararası yatırımlar için cazip bir kent olduğunu belirterek, artık dünyada ülkelerin değil şehirlerin yarıştığını dile getirdi. 

        

Zirve’de yabancı konukların selamlama konuşmasında ilk sözü alan Bosna Hersek Federasyonu Başkanı Marinko Cavara, sivil toplumun savaş ve zorunlu göç konusunda el ele vermesi gerektiğine işaret etti: “Sorunlara ortak cevap vermeliyiz. Zorunlu göç, mülteci dalgaları tüm Avrupa’yı yakından etkiliyor. Ancak sadece mültecilerin yani zorunlu göçe zorlananlara bakarak sorunu çözemeyiz. Burada önemli olan çeşitli modeller geliştirmek ve ülkeler arası işbirliğini sağlamaktır.” Cavara, ekonomik istikrarın her şeyden önce politik istikrara bağlı olduğunun altını çizdi: “Önemli olan kazan-kazan durumunun uluslararası değer yaratmada hakim olmasıdır.”  

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ülkesinde kalıcı federal bir çözüme ulaşıldığı takdirde iki toplumun barış içinde geleceğe kavuşmasının yanısıra bölgesel işbirliğinin de kapısını açacağını anlattı. Akıncı, Doğu Akdeniz’in doğalgaz enerji kaynaklarının gerginlik yerine refah sağlayacağını savundu.

     

Bosna Hersek Eş Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic,güvenliğin ekonomik kalkınmanın, reel yatırımın ve aynı zamanda insanlar arası iletişimin ön koşulu olduğunu kaydetti: “Güvenlik meselesini çözmek için birarada ve omuz omuza çalışmamız gerekiyor. 1960’ların sonunda 15 milyon kişi Avrupa’ya gitti sorun olmadı. Ama geçen yıl 1 milyon insanın göçü güvenlik korkusu nedeniyle büyük sorun oldu.”

Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanovekonomik, teknik ve kültürel problemlerle dolu bir çağda yaşandığını belirtti: “Devletlerarasında güç birliği olmaz ise kötü taraflar arasında işbirliği yükselir. İnsan kaçakçılığı artar. Şunu unutmayalım mülteci veya göçmenler birer rakamdan ibaret değildir. İnsandır ve insan onuruna sahiptir. Bu insanlara insanca yaklaşmak bizim için zorunluluktur.”

Diyalogla İpekyolu; Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu

          

Azerbaycan Milli Meclis Başkan Yardımcısı Valeh AleskerovAzerbaycan ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı gibi büyük projelerin yürütülmesini sağladığını anlattı. Hazar Bölgesi’nde üretilen doğalgazın Türkiye’ye, oradan Balkanlar’a, İtalya’ya ve Avrupa ülkelerine iletilmesini sağlayacak TANAP ve TAP Projeleri’nin bugün Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı projesinden de önemli hale geldiğini aktardı.

Polonya eski Başbakan Yardımcısı eski Maliye Bakanı Grzegorz Kolodko, yeni kitabında sözettiği yeni pragmatizm kavramını anlattı: “Yeni bir paradigma; ben, heteredoks ekonomiyi öneriyorum.” Kolodko, rekabette yurtiçi hasılanın büyümesi için gelenekselin önüne geçmek, sosyal psikoloji ve tarih kullanarak incelemeler yapmak gerektiğini ifade etti.  

     

Azerbaycan İletişim ve Yüksek Teknolojiler Bakan Yardımcısı Elmir Velizade,bilgi teknolojileri altyapısının tam olarak gelişmediğini, bu yüzden bölgeler ve ülkeler arasında farklılıklar bulunduğunu söyledi. Sofistike biçimde Azerbaycan’ın bu konuda gerekli altyapı projelerini gerçekleştirme yoluna gittiğini aktaran Velizade, 2017’de yörüngeye uydu fırlatmayı planladıklarını açıkladı.

Türkmenistan Ekonomi ve Kalkınma Bakan Yardımcısı Beyjan Kakajanov, yüzde 3,6 rakamıyla büyüyen Türkmenistan’da son yıllarda istikrarlı bir büyüme olduğundan, KOBİ’lerin ve maliye sistemlerinin geliştirilmesi gibi hedefleri bulunduğundan söz etti. Kakajanov, yeni hidrokarbon projelerinin hayata geçirildiğini, 2015’te doğu-batı doğalgaz hattını işletmeye açıldığını, Türkmenistan-Afganistan-Hindistan-Pakistan doğalgaz hattının tamamlandığını, yeni teknolojilerin yerleşmesi konusunda çalışmalar yürüttüklerini anlattı. 

             

Makedonya Dış Yatırımlar Bakanı Jerry Naumoff, Makedonya’ya yatırım yapılması halinde 650 milyon müşteriyle buluşma imkanı olduğunu, yüksek vasıflı işgücü, düşük enflasyonu, güvenli, istikrarlı, dünyadaki resesyona rağmen büyüyen yapısıyla yatırımcılar için cazibe merkezi olduğunu kaydetti.  Türkiye ile yatırım koruma anlaşması bulunan Makedonya’nın Avrupa’da bir firma kurmak isteyen yatırımcılar için ilk sırada yeraldığını belirten Naumoff, “Biz Makedonya’da, 10 yıl vergisiz yatırım gelir garanti edebiliriz. Yüzde 4 ile Avrupa’daki en büyük büyüme rakamlarına sahibiz” dedi.

Kosova Sağlık Bakanı Yardımcısı Kadir Hüseyin, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olmayan Kosova’nın AB yasalarına uyum çalışmalarına başladıklarını, iklim değişikliği konusunda çok sayıda AB direktifine uygun çalışmalar yürüttüklerini ve sera gazı envanteri hazırladıklarını ifade etti.

       

Türk Keneşi Genel Sekreter Yardımcısı Abzal Saparbekuly,Çin’in geleneksel enerjisinin yüzde 45’ini gelecekte yenilebilir enerjiden elde edeceğini, aynı şekilde Avrupa ülkelerinin yenilenebilir enerji stratejilerini desteklediğini vurguladı. Son bir yıldaki gelişmelerin ufuk açıcı olduğunu kaydeden Saparbekuly, Azerbeycan, Türkmenistan, Kazakistan tarafından büyük işler yapıldığını, gümrük geçişlerinin 1 güne kadar indirildiğini ve gümrük geçişlerinde yüzde 60-70 indirim sağlandığını anlattı.

Biopolitik Uluslararası Teşkilat Başkanı Agni Vlavianos Arvanitis, milyonlarca insanın yerinden yurdundan edildiğinin görüldüğünü, insanlığın önünde yepyeni bir düşman bulunduğunu ifade etti. Arvanitis, toprağın, suyun, havanın kirlenmesinin önlenmesi için teknolojide metot bulunabileceğini söyledi.

         

Slavyani Vakfı Başkanı Zahari Zahariyev, “Avrasya’nın yeni bir yol haritasını Bir Yol, Bir Kuşak Projesi ile çizebiliriz” dedi. Projenin uygulanmasının küresel güvenlik sistemine katkısının yanısıra mevcut ilişkilere de katkı sağlayacağını belirtti. ABD (Kuzey Atlantik Ticaret ve Transpasifik Projesi) ile Çin Projesi arasında fark bulunduğundan sözeden Zahariyev, Çin Projesi’nin aksine ABD’nin iki projesinden ulusal ülkelerin etkileneceğini, bu çerçevede yeni bölümlemelere yol açılacağını, ABD’nin statükosunu korumasının yanısıra tekelleşmenin sürdürüleceğini ve çevre üzerinde de son derece olumsuz etkileri olacağını söyledi.

Moğolistan Barış ve Dostluk Örgütü Temsilcisi G. Tenger, Moğolistan’ın ekonomik kalkınmasının 2 puan düştüğünü belirtti. Tenger, İpekyolu’nun yeniden canlandırılmasının, Orta Asya ekonomilerini canlandırmasının yanısıra Avrupalı partnerlerle işbirliğini de canlandıracağını dile getirdi.

        

Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye ihtiyacı yoksa Türkiye’nin de AB’ye ihtiyacı olmadığını söyledi.  Ülkelerarası özel barter anlaşmaları yapılması gerektiğini belirten Şimşek, bu noktada barter ortak pazarının ülkeler arasında ticaretin artırılmasında önemini vurguladı.

Romanya Prensi Radu,  kendi ülkesinde 4 gençten birinin üniversiteye gittiğini belirterek, birçok gencin Avrupa’ya seyahat ettiği farklı bir dönem yaşandığına dikkat çekti. Genç nüfusun iyi bir eğitim ve mesleki eğitim kazanmasının önemine değinen Prens Radu,  gençlerin tekrar kendi ülkelerine dönmesini sağlayacak projeler oluşturmayı ve bu insanların tekrar kendilerini evde hissetmelerini sağlamayı hedeflediklerini anlattı.

         

Slovenya eski Başbakanı Alenka Bratusekenerji güvenliğini sağlamak ve sürdürülebilir yeşil büyümeyi karşılamanın en zor işlerden birisi olduğunu aktardı: “Benim ülkem AB üyesidir. AB enerjisinin yüzde 53’ünü ithal ediyor. Toplam ithalatımızın 5’te 1’ini enerji oluşturuyor. Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek enerji güvenliğini sağlayabilir. Türkiye, Orta Doğu ile Avrupa pazarları arasında ortada duruyor. Slovenya ve Türkiye’nin stratejik ortaklık anlaşması imzaladı, enerji kooperasyonu konusunda adım atmış olduk.” 

Romanya eski Başbakanı Victor Ponta, bundan sonra gerçekleştirilecek tüm Avrasya Ekonomi Zirveleri’ne katılarak, 10 yıl sonra kendisinin de on yılını idrak eden üyelere verilen Onur Madalyası’nı alacağını dile getirdi.

          

Slovenya Life Learning Akademisi Başkanı Marjetka Kastner, küresel büyüme olduğunu, gelişmekte olan pazar ekonomilerinden çekinildiğini söyledi. Büyümeyle birlikte sosyal ve siyasi riskler yansısa da Kastner, ekonomik büyümenin olumlu etkilerini de insanların izlediğini kaydetti.

Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkan Yardımcısı Vadim Cheban, “İklim değişikliğine ilişkin önlemleri almak zorundayız” diyerek yenilenebilir enerji alanındaki politika taahhüdlerini güçlendirmeleri ve yeni politikaların uygulanmasına ilişkin yenilenebilir enerji hedeflerinin oluşturulması gerektiğini ifade etti. İkinci önemli eylem alanını; küresel ısınmanın azaltılması olarak gösteren ve kalkınmada yenilenebilir enerjinin önemine değinen Cheban, bu konuda tamamlayıcı düzenlemelerin yapılmasının önemini hatırlattı. Yenilenebilir enerjinin oluşturulmasında uluslararası işbirliğinin önemine de dikkat çeken Cheban, Gagavuzya’nın güneş enerjisinde önemli projesi bulunduğunu söyledi

 

Oturum’un ardından Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver ile Moğolistan Barış ve Dostluk Organizasyonu Başkanı Deleg Zagdjav ile Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in de katıldığı bir törenle stratejik işbirliği anlaşması imzaladı.

------------------------

Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleyen “DEĞİŞİMİN ÖNDERLERİ” İSTANBUL’DA BULUŞTU

 

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi kapsamında İstanbul WOW Otel'de 6 Nisan 2016 Çarşamba günü "Değişimin Önderleri - Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum" toplantısı Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver'in moderatörlüğünde başarıyla gerçekleştirildi.

Müjgan Suver'in "hoş geldiniz" konuşmasıyla başlayan toplantıda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti First Lady’si Meral Akıncı ve Slovenya 2013-2014 yılı Başbakanı Alenka Bratusek açılış konuşmalarını yaptılar.

Meral Akıncı konuşmasında, toplumsal cinsiyet eşitliğinin barış kültürüne güçlü bir ışık olacağını vurgularken; Alenka Bratusek, görevde bulunduğu süre içerisinde özellikle medyanın yaptığı işlerle değil, giyim kuşamıyla eleştirildiğini söyleyerek, iş dünyasında ve siyasette erkek ağırlığının yok edilmesi için kadınların daha fazla öne çıkması gerektiğini dile getirdi.

Toplantının panel bölümü, Müjgan Suver'in "100. Maymunun Hikayesi" başlıklı sunumuyla başladı. Toplumsal eşitliğin sağlanması için, nesilden nesile aktarılan zihniyette bir dönüşümün gerekliliğini belirttiği sunumunda Müjgan Suver, dönüşümün sağlanması halinde, bunun yaşamın her alanına yansıyacağını, toplumu ve ülkeyi gelişmiş bir demokrasiye ve kalkınmış bir ekonomiye kavuşturacağını söyledi.

Panel konuşmacılarından İstanbul Avcılar Belediye Başkanı Dr. Handan Toprak Benli, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda belediyesince yaptıkları projeleri anlattı. "Kadın dostu bir belediye" olduklarına vurgu yapan Benli, Avcılar'da Türkiye’nin ilk kadın aile müdürlüğünü kurduklarını, anne ve babaya yönelik erkek çocuk ile kız çocuğu ayır etmeme sertifikalı eğitimi verdiklerini anlattı. Benli, cinsiyet eşitliğinin erkek istemeden sağlanamayacağını savundu.

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı İlter Terzioğlu, fırsat eşitliği politikası yürüttükleri Turkcell bünyesinde, cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik kararların ilk sırada yer aldığını, şirketlerinde 18 bin çalışanın sekiz binin kadınlardan oluştuğunu söyledi.  

KPMG Türkiye Başkanı Ferruh Tunç konuşmasında, kadının iş yaşamında erkekleşerek değil kadının kendi gibi davranarak başarılı olduğunu göstermesi gerektiğini söyledi. Tunç ayrıca, kadının toplumsal hayatta eşit olması için öncelikle toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik efsaneleri yok etmek, hakim dili kırmak gerektiğine de vurgu yaptı.

 


"Kız Gibi" kampanya videosunun gösterimiyle konuşmasına başlayan Procter&Gamble Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tankut Turnaoğlu, işe alım süreçlerinde ve sonrasında "çeşitlilik ve dahil etme" stratejisi doğrultusunda hiçbir çalışanının cinsiyeti, ırkı, inancı, yaşı vb kişisel özellikleri nedeniyle ayrıştırmadıklarını, tam tersine her türlü çeşitliliği bir zenginlik olarak gördüklerini belirtti.

"Kadın öncelikle cesur olmalı" diyen Slovenya IEDC-Bled Yöneticilik Okulu Kurucu Başkanı Prof.Dr. DanicaPurg, toplumsal cinsiyet eşitliğinin insan haklarının temel şartı ve ekonomik gelişim için bir zorunluluk olduğuna vurgu yaptı. Purg konuşmasında; "Dinine, ideolojisine, refah seviyesine bakılmaksızın her ülkede, değişimi getirecek olanlar, değişimin özneleri olan kadınlardır" dedi.

Kendi kişisel tarihinde bir kadın olarak yaşadığı zorluklardan örnekler veren Kosova Diyalog Bakanı Edita Tahiri konuşmasında, kadınların iş ve siyaset yaşamına daha fazla katılımında kota uygulamasının önemine işaret etti. Kosava'daki savaş sonrası siyasette bir kota kampanyası düzenlediğini aktaran Tahiri, kotanın yapay bir durum olmakla birlikte insanların düşünce felsefesi değiştiğinde kalkabilecek bir uygulama olduğunu anlattı. Tahiri konuşmasını, "Yeni bir zihniyet için yeni emsaller oluşturmalıyız" diyerek bitirdi.

Bosna Hersek Parlamentosu Milletvekili Sosyal Demokrat Parti Siyasi Direktörü Damir Masic, mevcut seçim kanunlarında değişikliğe gidilmesi gerektiğini, kadınların yeterli oranda temsil edilmesiyle cinsiyet eşitliğinin daha kolay sağlanacağını söyledi. Masic ayrıca, cinsiyet eşitliğini sağlayacak mekanizmaların ve kalıcı kurumsal yapıların, devlet ve yerel yönetimler düzeyinde oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.

Tasarımcı Letizia Reuss, sanat dünyasında erkek egemenliğinin varlığına işaret ettiği konuşmasında, son yıllarda kadınların ortaya koydukları mücadelenin bu egemenliği ile kadınların ağırlığının ortaya çıkmaya başladığını aktardı.

Avusturya Arşidüşesi Toskana Prensesi Camilla Habsburg Lothringen ise cinsiyet eşitliği konusunda annelerin gücüne inandığını belirttiği konuşmasında, kadınların hangi statüde olurlarsa olsunlar, kendi görüşleri ve kararları için mücadele etmeleri gerektiğini belirtti.

Panel konuşmacıları ve ardından diğer konuklarla birlikte aile fotoğrafının çekildiği "Değişimin Önderleri" toplantısının sonuç bildirisi aşağıdadır: 

DEĞİŞİMİN ÖNDERLERİ
"Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum" 
TOPLANTI SONUÇ BİLDİRİSİ

 

Toplantıdaki deneyim aktarımları ve araştırma sonuçları, kadınların liderliğindeki şirketlerin, erkeklerin liderliğindeki şirketlere göre daha başarılı olduğunu ispatlamıştır. Buna rağmen hem özel sektörde hem de kamuda hâlâ kadın yönetici sayısı %10'un üzerine çıkamamıştır.

Aynı fotoğrafı ulusal parlamentolarda ve yönetim kurullarındaki üye sayılarında da görmekteyiz. Bütün karar organları, bütün toplantılar hâlâ erkek ağırlıklı.

Bu gerçekler ışığında özel sektör ve kamunun karar organlarındaki kadın sayısını arttırması kaçınılmazdır. Bunun için niteliğin niceliğe dönmesinde kritik sayı kabul edilen %35 oranına ulaşıncaya kadar kurumların ve siyasi iradenin kota ve benzeri özel uygulamalara geçmesi kaçınılmazdır. Ülke parlamentolarının, kamu ve özel sektör kurumlarının artık bir kadın ajandası olmak zorundadır.

· Günümüzde bu konuda başarılı olan AB ülkeleri, Slovenya, Kosova parlamentoları, Avcılar Belediyesi, Turkcell, P&G, KPMG gibi şirketler, yönetimler ve parlamentolar varsa aynı konseptle diğer şirketler, yönetimler ve parlamentolar da başarılı olabilirler.

İmzalanan uluslararası anlaşmalar ışığında; cinsiyet eşitliği konusunda toplumda ayrımcı gelenek ve klişeleri bir yana bırakıp algı değişikliği yaratmak, kadınların konumunu ve oranını yükseltmeye yönelik uygulamaları hayata geçirmek, cinsiyete duyarlı aile, okul ve iş yeri ortamları ana hedeflerinde toplumun dönüşümünü sağlamak, her şeyden önce yönetimlerin görevidir.

  · Sürdürülebilir kalkınma gündemlerinin çevresel, sosyal, ekonomik eksenlerine, toplumsal cinsiyet eşitliğinin eklenmesi kaçınılmazdır. Bu temelde yönetimler, özel sektör, üniversite ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmalıdırlar. Yönetimlerden, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda önceliklerin nasıl belirleneceği, hedeflerin nasıl uygulanacağı, verilerin ve hesap verebilirliğin nasıl izleneceği konularında bir açıklama yapmalarını bekliyoruz.

· Bu uygulamalar sürecinde şeffaflık, daha güçlü bir inceleme ve hesap verebilirlik için ısrarlıyız.

             · Ayrıca yerel, bölgesel ve uluslararası seviyede gelişmelerin izlenebilmesi için bağımsız değerlendirme mekanizmalarının oluşturulması gerekliliğine inanıyoruz. 

------------------------

ZORUNLU GÖÇ; 
MÜLTECİ SORUNU VE TERÖRİZM OTURUMU

Kafkasya ve Azerbaycan Şeyhülislamı Allahşükür Paşazade Toplantının “Medeniyetler İttifakı” ve “Dünya Barışı”na katkı sağlamasını temenni etti. Dünya Barışı’nın tehlikeye girmesinin nedeninin insanların “Manevi Değerlerinden” uzaklaşması olduğunu ifade etti. Ayrıca Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan ALİYEV’ in Çok Kültürlülük uygulamasını Dünya üzerinde ilk defa Azerbaycan’da başlatan lider olduğunu ekledi.

Ekümenik Patrik Bartholomeos İstanbul’un Asya ve Avrupa’nın kesişme noktasında olduğunu belirtti. Günümüzde “Terörizm” in uluslararası gündemin ilk sırasını işgal ettiğini söyledi. Terörizm Paris’ten Lahor’ a kadar Dünya’nın her yerinde göründüğünü ve “Vandalizm” Metodunu kullandığını belirtti. Özgürlüğün gelecek için umut olduğunu ancak dayanışma olmadan özgürlüğün olamayacağını, aynı kaderi paylaştığımız için dayanışmayı artırmamızın gerekliliğini ekledi. Bütün dünyada Terörizm nedeniyle korku olduğunu, Terörün sınır tanımadığını, Teröristlerin dini kullandıklarını belirterek sözlerini sürdürdü. Dinin yegâne korkusu Tanrı olmalıdır. Çünkü Tanrı korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. Oysa teröristler dini kullanarak korku salmaktadırlar. Teröristler Tanrı’ya inanmazlar. Din adına her suç dine yapılan haksızlıktır. İnsanların bencilliği ile mücadele etmek gerekir. Gelecek için özgürlük şarttır ve dayanışma olmadan özgürlük olmaz. Dayanışma, kardeşlik anıdır. İllegal göçe karşı çıkmalıyız ve illegal örgütlerin yarattığı terör ve göçü engellemeye alışmalıyız. İnsanların tersine göçü teşvik etmeliyiz.

Ürdün ( E ) Başbakanı Taher Al Masrı Terör insanları bölen ana eksendir. Ekonomik, sosyal ve dini farklılıklar ayrıştırıcı nedenler olabilir. Ama etkileşim çok önemlidir. Biz farklılıkları zenginlik saymalıyız. Farklılıkları savaş sebebi olmaktan çıkarmalıyız. Uluslararası terörizm önlenmelidir. Çünkü “Göç Sorunu”nun kökeninde “Uluslararası Terörizm” vardır. Bugün yaşadığımız acılara son vermek için sorunun kökenine inmeli ve 20 Yüzyılın başına dönmeliyiz. Bu yüzyılın başında meydana gelen olaylar aslında bir önceki yüzyılın devamı niteliğindedir ve bu yüzyılı iyi okumalıyız. Son iki yüzyılda farklı etnik gruplar soykırımdan kaçmak için ülkelerini terk ettiler, şimdi Ortadoğu’daki savaş bu göçün ana nedenidir. Sudan, Somali ve şimdi de Suriyeliler göç etmek zorunda kalıyorlar. Savaş ve zorunlu göçlerin maliyeti göçmen – mülteci kabul eden ülkeler için yüksektir. Ancak asıl göç veren ülkelere çok daha büyük maliyetler yüklemektedir.

 

Belçika Devlet (E) Bakanı Emir Kır Terörden etkilenen bir ülkenin temsilcisi olarak sizlere hitap ediyorum. Dünyanın çeşitli ülkelerinde ulusal çapta terörizmden etkilendik ancak terörizm uluslararasıdır. Şimdi demokratik haklarımız terörizm ile risk altındadır. Bu nedenle uluslararası toplumlar olarak bir arada olmak uluslararası terörle etkili bir mücadele şeklidir. Belçika’da neden saldırı oldu? Pek çok soru var. Kurulan soruşturma komisyonu bunu araştırıyor. Terör küresel bir eylemdir. Terörle mücadele hem Avrupa ve hem de dünya gelinde olmalıdır. Mücadelemiz hem askeri hem de güvenlik kuvvetleri ile önleyici önlemler şeklinde olmalıdır. Ama esas risk koruyucu önlemlerin arttırılmasıdır. Türkiye terörle mücadelede büyük deneyim kazandı ve bu nedenle çok büyük güvenlik önlemleri aldı. Ancak yinede terör bir şekilde kendini gösterdi. Dini ideolojinin çarpıtılması terörü Ortadoğu’da yeniden hortlattı. Terörle mücadeleden kaçamayız. Suç örgütleri çökertilmelidir. Uluslararası bir koalisyon kurulmalıdır. Askeri operasyonlar sona ermelidir

Sırbistan Müftüsü Muhammed Jusuf Spahic Müftü; Herkes Allah’ a aittir. Bizim Musamız, İsamız, Muhammedimiz var, bunlardan başka sözde dini liderlere tapmamalıyız. Terörizm korkuya yol açar, ama bu gerçek korku değildir. Gerçek korku “Tanrı” korkusudur. Suriye’den gelen insanlar “Mülteci” değildir. Onların kendi evleri var, kendi vatanları var ama onlar kendi yurtlarından zorla sürüldüler. Bu bir “Etnik” ve “Dini” temizliktir. Bugün de tarihte gördüğümüz mücadelelerin acı hikayelerinin aynısını görüyoruz. Hz. Musa’nın Firavun’ la mücadelesinin hikayesi, Hz. İbrahim’in Nemrut’la mücadelesinin hikayesi ve Son Peygamber Hz. Muhammet’in Kavmiyetçiler ile mücadelesinin hikayesine benzer mücadeleleri maalesef yaşıyoruz.

Türk Süryani Kadim-Ortodoks- Cemaati Ruhani Reisi Yusuf Çetin Türkiye’deki ve Suriye’de ki Süryaniler “GÖÇ” nedeni ile yok olmak tehlikesi altındadırlar. Bu bölgede yaşayan Süryaniler en çok sıkıntı çeken topluluk olmuştur. Suriye Süryanileri çok acı çekmektedirler. Göç eden Süryaniler İstanbul merkezimize sığınmıştır. Bu Süryanilere biz yarım etmeye çalışıyoruz. Başbakan Ahmet Davutoğlu bize her türlü desteği sağladı. Hiçbir din ve mezhep ayrımı yapmadan bütün mültecilere yardım etmeliyiz. Savaş ve terör din, milliyet, mezhep, tanımıyor. Oysa bizim ilahi dinlerimizin içinde pek çok ortak değerimiz vardır. Bu ortak değerlerimizi insanlığın ortak sorunları için kullanmalıyız. İlahi dinlerin temelinde “SEVGİ” vardır. Semavi din mensupları kardeşçe işbirliği yaparak beraberce “Barış” ve “Huzur” içinde yaşamalıdır diyerek sözlerine son verdi.

 

Romen Senatör-Sosyal Demokrat Parti Ulusal Konsey Başkanı Mihal Fifor Terörizm Dünya’nın her yerinde görülüyor. Çok yakın zamanda Brüksel’de Paris’te ve Lahor’da olduğu gibi. Terörizm ve çatışmalardan kaçan insanlar da mülteci konumuna düşüyorlar. Türkiye “Göç” ve “Mülteci” Krizini çözmede çok başarılı oldu. Romanya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraftır. Avrupa’daki Mülteci Sorununu çözmek için Suriye’deki sorunu çözmeliyiz. Suriye halkı özgürlüklerini kaybetti. Avrupa Birliği vatandaşları da bu Suriye ve diğer Orta-Doğu ülkelerinden kaynaklanan yasadışı göç nedeniyle “SERBEST DOLAŞIM” Haklarının tehlikede olduğunu görmeye başladılar.

Bosna-Hersek Federasyonu Yerinden Edinmiş Kişiler Ve Mülteciler Bakanı Edin Ramic Bosna Savaşını sona erdiren DAYTON BARIŞ ANLAŞMASI’nın 7. Maddesinde “Göçmen” ve “Mülteci”lerin haklarını koruyan hükümler bulunmaktadır. Halen 2,2 milyon göçmen Boşnak evlerine dönememektedirler. Resmi rakamlara göre 1 milyon Boşnak Bosna-Hersek dışında yaşamaktadırlar. Toplam Boşnak göçmen sayısı 2 milyonu bulmuştur. Bunlar savaştan sonra Bosna-Hersek’ e geri dönmemişlerdir. Eğer ülkelerine geri dönerlerse Bosna’ da ekonomik gelişme artacaktır. Bugün Bosna’nın nüfusu 4 milyondur. Nüfusun yarısı kadar Boşnak ülke dışında yaşamaktadırlar. Bu ekonomik potansiyelden yararlanılmalıdır. Bosna’ da savaş sırasında dış göçün yanı sıra iç göç te yaşanmıştır.

Gagavuz Özerk Bölgesi Eski Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal Dünyada küresel sorunlar yaşıyoruz. Bunların başında petrol fiyatlarının aniden aşırı düşmesi, Uluslararası Terörizm ve Göç sorunları geliyor. Avrasya Bölgesinin en büyük 2 ülkesi olan Rusya ve Türkiye arasında kriz çıkması Gagavuzya ve Moldovya gibi küçük ülkeleri çok olumsuz bir şekilde etkiliyor. Gagavuzya coğrafi olarak küçük, nüfusu az, ekonomisi zayıf ve doğal kaynakları da çok kıt olan bir ülkedir. Kendisini besleyebilmek için Dünya ekonomisi ile entegre olması gerekmektedir. Bu yüzden Gagavuzya Moldovya Cumhuriyeti ile böyle bir ilişki içerindedir. Ayrıca Gagavuzya olarak 20 yıl önce de Türkiye ile entegre olduk. Biz Gagavuzya olarak tam bağımsız da olabilirdik Ancak Moldovya içerinde özerk kalmamızın bizim için daha iyi olacağına düşündük. Gagavuzya olarak özerkliğe karar verirken, Göç’ün etkilerini de iyice araştırdık. Gücümüzü ve potansiyelimizi dikkate alarak özerkliğe karar verdik Gagavuzya birçok yerel ve uluslararası tehditlerle karşı karşıyadır ancak güçlü olursak bu tehditlere karşı koyabiliriz.

 

Hollandalı Senatör- Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamble Onursal Başkanı Rene Van Der Linden Duraklayan batı ekonomisi, enerji, su sorunları, iklim değişikliği, yüksek işsizlik oranları ve ZORUNLU GÖÇ bugün küresel sorunlarımızdır diye sözlerine başladı. Bu sorunları çözmemiz için uluslararası işbirliği yapmalıyız. 2015 de Dünya çapında 2 çok önemli ve müspet olay oldu. 1) BM Sürdürülebilir Döngüsel Ekonomik Kalkınma Konferansı, 2) BM İklim Değişikliği Anlaşması. 2050 yılında Dünya nüfusu 9,5 milyar kişiye ulaşacak ve gıda ihtiyacı da 2 katına çıkacaktır. DÖNGÜSEL EKONOMİ çok önemli, Döngüsel Ekonomi prensiplerinin uygulanması ile 2 milyon kişiye ek iş ve kaynak kullanım verimliliğinde % 30 artış sağlanacaktır.

Türkiye Süryanileri Katolik Patrik Vekili Mgr Yusuf Sağ Sözlerine salonda bulunan değişik din ve mezheplere mahsup bütün din adamlarına kardeşim diyerek başladı. Küresel sorunların “GÖÇ”, “ÇEVRE” ve “TERÖR” olduğunu belirtti. Ben “Çevre’ den” başlayacağım çünkü Çevre’ ye önem vermezsek gelecekte çok büyük sorunlarla karşılaşacağız. Böyle giderse “Toprak Ana”, “Su” ve “Hava” Baba ölecekler. Bugün “Terör” ü sonlandırabiliriz. Ama “Ana” ve “Baba” ölünce çocuk olamaz. Havayı, suyu, toprağı Allah mı, Melekler mi kirletiyor? Dünyada 1 yılda 1 trilyon 700 milyar dolar sırf SİLAHLANMAYA harcanıyor. Dünyada 450 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Silahlanmaya 1,7 trilyon dolar harcanıyor da niye ÇEVRE SORUNLARI’na 200 milyon dolar harcanmıyor? DİNLERARASI DİYALOG ve İŞBİRLİĞİ sağlanmazsa uluslararası terör hiçbir zaman bitmez. Bugün savaşı teşvik eden din adamları var. Ben TEVRAT ve KURAN’ ı okudum. Hiçbiri başka insanları ve dinleri yok saymıyor. Bütün kutsal kitaplar bütün insanlığı kapsıyor. Kimseyi ötekileştirmiyor. İnanları da inanmayanları da kardeş sayar. İnsanlar birbirlerine düşman olmamalı.

23 Kasım 2015

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA WOW HOTELS CONVENTION CENTERDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA WOW HOTELS  CONVENTION CENTERDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK

 

 

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ

5-6-7 Nisan, 2016

DİYALOGLA İPEKYOLU;

EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM

        

 

 

Bölgemizde ve AB ülkelerinde yaşanan toplu mülteci akınları, terör olayları, petrol fiyatlarının düşüşü, dövizdeki dalgalanmalar, Ortadoğu ve Ukrayna'da yaşanan çatışmalar, tehlikeli saflaşmalar, sınır ihlalleri ve siber saldırılar güvenlik konularını ön plana çıkarırken yaşanan bu karmaşıklık, belirsizlik ve kırılganlık ortamı ekonomik kalkınmayı da zora sokmaktadır. Bütün bu gelişmeler bize gösteriyor ki; önemli sosyo-ekonomik ve teknolojik dönüşümlerle karşı karşıyayız. Bu dönüşümler elimizdeki varsayımları değiştirirken, gelecekten beklentilerimizi de değiştirmektedir. Bu yeni küresel durum, bu yıl 5-7 Nisan 2016 tarihleri arasında yapacağımız 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi'ne de şekil verecek ve bu zirveyi diğerlerinden farklı kılacaktır. 

       

 

EKONOMİ

 

 

        AB ülkeleri yapısal krizin merkezi olmayı sürdürmektedir. Bu kriz kendisini öncelikle Güney Avrupa'da borç ve bankacılık krizi olarak hissettirmeye başlamıştır. Avrupa'nın Akdeniz havzasını şiddetle saran bu kriz dalgası İtalya ve Fransa'yı etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Başka bir ifadeyle; kamu borç krizi AB ve Euro bölgesinin temel problemi olmaya devam etmektedir. Öte yandan, AB'de işsizlik oranı kronik bir seyir izlemektedir. Üye ülkelerin genelinde milli gelirin kişi başına düşen oranında İngiltere, İtalya ve Fransa dâhil başta Yunanistan, Portekiz ve İspanya'da hızlı düşüşler yaşanmaktadır. Buna bağlı olarak, yeni istihdam alanlarının yaratılmasında ciddi problemler yaşanmaktadır. Yoksulluk, AB'nin çekirdek ülkeleri dâhil, birinci periferi’de önemli oranda yükselmiş ve kitleselleşmiştir. AB'nin içine girdiği durgunluk Yunanistan'da erken seçim dâhil çalkantılı sosyo-ekonomik gelişmeleri yoğunlaştırmıştır.

 

        Çin ekonomisi dünya ekonomisi için büyük bir önem arz etmektedir.

 

        Dünya genelinde küreselleşme süreci ile birlikte gelişim gösteren finansal liberalleşme hareketleri, ülke ekonomileri üzerinde bir taraftan olumlu etkilere, diğer taraftan ise birtakım olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Küresel süreç içerisinde her alanda meydana gelen dışa açılma politikaları, son dönemlerde birçok ülke için risk unsuru haline gelmiştir. Son dönemlerde Çin ekonomisinde meydana gelen söz konusu aksaklıklar, bu durumu ortaya koyan iyi bir örnek teşkil etmektedir. Çin Merkez Bankası ekonomide meydana gelen aksaklıklar sonucu “Yuan”ı devalüe etme yoluna gitmiştir.

 

        Çin ekonomisi 2015 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,8 büyümüştür. Bu oran, küresel mali krizin baş gösterdiği 2008’den bu yana üç aylık bazda en zayıf büyüme olarak kayda geçmiştir. Geçtiğimiz yılın 12 aylık büyüme oranı ise Çin hükümetinin belirlediği hedefin yüzde 0,1 gerisinde kalarak yüzde 6,9 olarak gerçekleşmiştir. Böylece yıllık bazdaki büyüme de son 25 yılın en düşüğünde kalmıştır.

 

Buna göre 19.Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin gündeminde;

 

·        Kobilerin Durumu

·        Geleceğin Yatırım Araçları

·        Üretim Ekonomisinden Bilgi Ekonomisine Giriş

·        Ekonomik Büyüme mi, Ekonomik Kalkınma mı?

·        Küresel Ekonomi Küresel Bir İşgücü Üretebilir mi?

·        İnsan Kaynaklarında Çeşitlilik

·        Ülkelerin Zenginleşme Modelleri

·        İnşaat Sektörünün Geleceği

·        Yeni Küresel İstikrarsızlıkların Ülkelere Ödettiği Ekonomik Bedeli Ne?

·        Çin Piyasasındaki Dalgalanmalar ve Global Ekonomiye Etkileri

·        Fed Faizlerinin OPEC Petrol Fiyatlarına Küresel Ekonomik Etkileri

başlıkları tartışmaya açılacaktır.

 

  ENERJİ

Avrasya Ekonomi Zirveleri, uluslararası alanda enerji ve enerji düzenlemesi çalışmaları için en doğru adrestir.

 

Zira Avrasya Ekonomi Zirveleri sadece kıtalar değil, aynı zamanda kültürleri, dinleri ve hatta doğal kaynakları ve piyasaları birbirine bağlamaktadır.

 

Petrol fiyatlarının uzun süre ortalama 100 USD/Varil üzerinde seyretmesi dünya genelinde petrol arama ve çıkarma faaliyetlerini teşvik etmekte ancak fiyatların yüksek seviyesi konvansiyonel üretim sahaları dışında yeni teknolojilerin kullanımı ile geçmişte ekonomik olmayan petrol üretiminin de artmasına olanak vermektedir. Özellikle, ABD’de artan kaya petrolü üretimi, ülkeyi Suudi Arabistan’ı geride bırakarak dünyanın bir numaralı petrol üreticisi konumuna getirmiştir. ABD’deki üretim artışının yanında Brezilya’nın yeni keşfedilen petrol rezervleri ile arzını artırmaya devam etmesi, Irak ve Libya’nın siyasi sorunlara rağmen petrol üretimlerini artırmaları Haziran 2014’te yılın en yüksek seviyesine ulaşan petrol fiyatlarının tedrici olarak gerilemeye başlamasına neden olmuştur. Arz tarafındaki bu olumlu gelişmelere karşılık, ABD hariç gelişmiş ülkelerdeki zayıf ekonomik görünüm ve en büyük ikinci petrol tüketicisi olan Çin ekonomisinde gözlenen yavaşlama eğilimi petrol talebindeki artışın ivme kaybettiğine işaret etmektedir.

 

Teknoloji petrol ve doğalgazı bol ve ucuz hale getirebilir mi?

 

Enerji fiyatlarındaki gerileme enflasyonu düşürebilir mi?

 

İSTEMSİZ MÜLTECİLİK DRAMI

 

İnsanlık âlemi büyük bir göç trajedisiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Yerlerinden edilmiş aileler bir umutla daha güvenli bir bölgeye gitme telaşı içindedirler.

 

Savaş sebebiyle ülkelerini terk edenlerin yanı sıra, daha iyi yaşam koşulları için yer değiştirmelerinin sayısı da her geçen gün artmaktadır. Bütün bunları fırsat bilen insan tüccarları da bu göçü arttıran unsurlarıdır.

 

 

21. Yüzyıl’da insan onurunu ayaklar altına alan istemsiz göç-mültecilik ‘insan ticareti’ küresel çeteler eliyle yürütülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerdeki iç çatışmalar, yaşanan insan hakları ihlalleri ve ekonomik zorluklar sayıca gitgide artan bir demografik hareketliliğe de sebebiyet vermektedir.

 

Bir yandan daha iyi bir yaşama ulaşma isteği ve iç savaşların da etkisi ile şartlar insanları zorunlu bir yer değişimine mecbur etmektedir. Organize suç örgütleri kanalı ile coğrafi bir konum değişikliğine teşebbüs eden, bu süreçte istismara uğratılan ve kötü muameleye tabii tutulan kitleler batılı ülkeler tarafından örülen duvarlarla durdurulmaya çalışılmakta ve bu akışa karşı yine batılılarca mukavemet gösterilmektedir.

 

Avrupa’ya yönelik mülteci ve göçmen hareketinde üç büyük rota kullanılmaktadır: bunlardan ilki başta Libya olmak üzere Tunus ve Mısır’dan kalkan ve İtalya ile Yunanistan’ı hedefleyen güzergâhtır. İkinci büyük geçiş hattı Fas ve Cezayir’den kalkan teknelerin İspanya veya Fransa ile sonlandırdıkları hattır. Üçüncü ve son aylarda en sık kullanılan yol ise Türkiye’den başlayıp Yunanistan, Arnavutluk, Sırbistan ve Macaristan üzerinden Avrupa içlerine ulaşmayı hedeflemektedirler.

 

Bu neviden bariyerler İspanya’daki Faslı göçmenler, Sırbistan’dan Macaristan’a geçen Suriyeli göçmenler, Gazze’den İsrail’e yönelen ve Suriye’den ve Afganistan’dan Türkiye’ye kaçan kitlelere yönelik olarak dikilmektedir. Yasal muğlaklık ve çıkmazlar yürürlükte kalmaya devam ederken, en çok da çocuk ve kadın mültecileri vuran trajik hikâyeler, vicdanını yitirmiş insanlığın gözleri önünde apaçık cereyan etmektedir.

 

Bununla birlikte uluslararası kamuoyunun mülteci krizine yaklaşımı sınırlı miktarda yapılan maddi yardımlardan öteye gitmemektedir. Batılı devletler mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerde koruma altına alınan mültecilerin kendi ülkelerine yerleşmeleri konusunda da sessiz ve isteksiz gözükmektedirler. Deneyimler göstermektedir ki göç politikalarının sertleşmesi ve sınır önlemlerinin arttırılması kaçakçıların ekmeğine yağ sürmekte, Avrupa’ya bir şekilde iltica etmek isteyenler yasal olmayan yolları kullanarak kale kapılarını zorlamaktadırlar.

 

Bu küresel trajedi’de hiç kimse kendisini eleştiriden muaf tutmaya ve tek bir günah keçisi de ortaya atmaya çalışmamalıdır. Bu bağlamda, sivil ve siyasi her bir aktör sorumluluk almak durumundadır. İnsanlık, istemsiz göç gibi sıra dışı bir tehdide maruz kalmıştır. Ayrıca, bu yolla iş yapan ve paralar kazanan kişilerin sayısı da giderek artmaktadır. Buradan hareket ile insanlık, nereye gitmekte olduğuna dair sorunun cevabını bulmakla yükümlüdür.

 

 

TERÖR ATEŞİNİ SÖNDÜREBİLMEK

 

Radikal akımların amaçlarını terör faaliyetleri ile gerçekleştirmek istemeleri, günümüz dünyasında sıkça rastlanan bir hal almaya başladı.

 

Afganistan - SSCB savaşında ABD'nin İslamcı mücahitleri desteklemesiyle birlikte adını duyuran cihatçı gruplar, dünya çapında öne çıkmaya, ses getiren eylemler yapmaya başladılar. 11 Eylül 2001'de İkiz Kulelere yapılan saldırı ile "İslam’ı Kullanan" terörizm gerçeği doğdu.

 

 

2001 yılında New York’taki İkiz Kulelere yönelik terör saldırısının ardından da ‘’terörist eylemlerin önlenmesi ve bastırılması çabalarının arttırılmasını temenni etmiş olan dönemin Diyanet İşleri Başkanı, 4. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde cihat kelimesinin ‘’çalışmak’’dan ibaret olduğunu açıklamıştır. Bu bela ile mücadelede uluslararası toplumun bir araya gelmesinin ve tüm dinler ve ülkelerin bu canavarı yenmeye karar vermelerinin elzem olduğunu dile getirmiştir.

 

7 Ocak 2015'te El Kaide'nin Paris'te Charlie Hebdo dergisini basıp 11 kişiyi katletmesinden sonra Türkiye'de IŞİD isimli terör örgütünün Suruç ve Ankara'da yaptığı katliamlarda toplam 150 kişinin ölümüyle sonuçlanan, yine 13 Kasım 2015'te Paris'te gerçekleştirilen 6 ayrı saldırıda 140 kişinin kaybı ve 400'ü aşkın yaralanma, dünya gündemini derinden sarsmıştı.

 

Daha geçen ay Ankara’da yaşanan katliamın izleri silinmeden bu defa yüzünü Fransa’da, Ocak 2016 ayında da İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda gösterdi. Her üç saldırı için finansçılar, etkilerinin de ağır olacağını ve volatilite’yi artıracağını dile getirdiler.

 

Beklenmeyen bu üç katliam Avrupa’nın her an tehdit altında olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Sermaye ise güvensiz ve kaosun tırmandığı ortamları sevmediği gibi daha güvenli bir yer olmadığı sürece hareket etmeyi de sevmez.

 

Bununla birlikte üç katliam, IŞİD' in zemin olarak hareket edebilme imkânı bulduğu Suriye ve Irak gibi ülkelerdeki kayıplarına karşılık daha fazla saldırıda bulunma olasılığını akıllara getirmektedir. Bu da global ölçekte hareket eden sıcak sermayenin daha güvenli ülkelere gitme olasılığını arttırmaktadır. Böylesi bir yönelim ülke borsalarındaki düşüşü hızlandırırken doların yükselmesine neden olmaktadır. Öte yandan yaşananlar Euro/USD üzerinde de satış baskısına neden olmaktadır.

 

Terörizmin önemli bir başka boyutu da günümüzde siber saldırı olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bilgisayar sistemleri, teknoloji bağımlı işletmeler ve ağların kasıtlı olarak sömürülmesiyle bilgisayar tabanlı sistemlerin işlevlerinin zayıflatılması, bireylerin izni olmadan çevrimiçi hareketlerinin izlenmesi girişimi günümüzün ayrı bir sorunudur. Siber saldırılar veri güvenliğinin kötü amaçla yazılmış kodlar kullanılarak aşılmasına bunun sonucu olarak bilgi ve kimlik hırsızlığı gibi siber suçlara yol açabildiği gibi yıkıcı sonuçlara da neden olabilmektedir.

 

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde bütün bu konuları da tartışmaya açacağız.

 

6 Kasım 2015

TÜRKMENİSTAN BAŞKONSOLOSU’NA VEDA ZİYARETİ

İstanbul’daki Başkonsolosluk görevi nihayete eren Türkmenistan’ın İstanbul Başkonsolosu Orazmuhammet Charyev Dr. Akkan Suver’le vedalaştı. Suudi Arabistan’a Büyükelçi olarak atanan Orazmuhammet Charyev İstanbul’daki görev süresinde Türkiye-Türkmenistan ilişkilerinin gelişmesinde, büyümesinde önemli bir rol oynamış başarılı bir diplomat olarak temayüz etmişti. Marmara Grubu Vakfı Büyükelçi Orazmuhammet Charyev’e yeni görevinde başarılar diler.