Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 297/388

5 Ekim 2016

Makedonya- Marmara Grubu Vakfı, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından kabul edildi

Makedonya- Marmara Grubu Vakfı, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından kabul edildi
Makedonya- Marmara Grubu Vakfı, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından kabul edildi
Makedonya- Marmara Grubu Vakfı, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından kabul edildi
Makedonya- Marmara Grubu Vakfı, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından kabul edildi
Makedonya- Marmara Grubu Vakfı, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından kabul edildi

Dr. Akkan Suver, Dr. Fatih Saraçoğlu, Müjgan Suver ve Aslı Gezmiş’ten oluşan Marmara Grubu Vakfı Heyeti, Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov’un kabulü çerçevesinde Makedonya’nın Üsküp, Manastır ve Ohri şehirlerini de ziyaret etti.

Dr. Akkan Suver ve beraberinde bulunan Marmara Grubu Vakfı Heyeti kabulde Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov’u 20 Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne Şeref Konuğu olarak davet etti. Makedonya’da Dış Yatırımlardan Sorumlu Devlet Bakanı Furkan Cako tarafından da kabul edilen Marmara Grubu Vakfı Heyeti aynı gün Üsküp’te bulunan Slovenya Savunma Bakanı Andreja Katic’le de görüştü. Görüşmede Slovenya’nın Üsküp Büyükelçisi Milan Jazbec de hazır bulundu. Heyetin Makedonya çalışmalarına Makedonya Cumhurbaşkanlığı Uluslararası ilişkiler bölümünden İsmail Aliji eşlik etti. 

Marmara Grubu Vakfı Heyeti Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde kabuldeler.

Marmara Grubu Vakfı Heyeti Slovenya Savunma Bakanı Andreja Katic ve heyetiyle birlikte Üsküp’te bir aradalar. Makedonya Dış Yatırımlardan Sorumlu Devlet Bakanı Furkan Cako tarafından Marmara Grubu Vakfı’na Üsküp’te bir çalışma yemeği verildi.

Marmara Grubu Vakfı Manastır'da Atatürk'ün okuduğu okulu ziyaret etti ve Okul'da adına yaptırılan Müze'yi gezdi.  Müze'de Dr. Akkan Suver ve arkadaşları Şeref Defteri'ni de imzaladılar. 

Marmara Grubu Vakfı Ohri'de 

1 Ekim 2016

20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI

20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI
20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ 44 ÜLKENİN KATILIMIYLA TAMAMLANDI

 20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ

4-6 NİSAN 2017

20. Avrasya Ekonomi Zirvesi sonrasında katılımcıların ortak düşüncelerini aksettiren Sonuç Bildirisi; "İnsanlığa Çağrı" başlığıyla yayınlandı.

Başta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olmak üzere dünyanın belli başlı sivil toplum kuruluşlarına, Zirve katılımcılarına, Marmara Grubu Vakfı'nın partneri olan uluslararası kuruluşlara ve Cumhurbaşkanlığı makamıyla ülkemizin yöneticilerine gönderilen Sonuç Bildirisi'ni dikkatlerinize saygıyla sunuyoruz:

 

İnsanlığa Çağrı

Bu yıl, 4-6 Nisan 2017 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi; Arnavutluk’un Cumhurbaşkanı Bujar Nishani, Makedonya’nın Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Bosna Hersek’in Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Moldova-Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı Irina Vlah’ın katılımlarıyla gerçekleşti.

Ayrıca, 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde üç önceki Başbakan da hazır bulundu. Polonya Başbakan Yardımcısı Grzegorz Kolodko, Romanya Başbakanı Victor Ponta, Slovenya Başbakanı Alenka Bratusek ile beraber, önceki Cumhurbaşkanları Türkiye’den Abdullah Gül, Arnavutluk’tan Bamir Topi, Avusturya’dan Heinz Fischer, Moldova’dan Petru Lucinschi, Romanya’dan Emil Constantinescu, Hırvatistan’dan Stjepan Mesic, Ivo Josipovic, Letonya’dan Valdis Zatlers, Sırbistan’dan Boris Tadić de 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ndeydi. Aralarında bakan, eski bakan, büyükelçi, iş kadını, işadamı, akademisyen ve din adamından oluşan 323 yabancı konuk da 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne şeref verdiler.

Avrupa Birliği'nin geleceği, sürdürülebilir enerji, mülteci sorunu, yükselen milliyetçilik ve popülizm, neoliberal ekonomi ve küresel terör konularına odaklanan 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin ulaştığı sonuçları, Birleşmiş Milletlerin yüksek duyarlılığına müracaat ederek tüm insanlıkla paylaşma kararı almış bulunmaktayız.

Günümüzde tüm dünyayı etkileyen sosyo- politik gelişmelere bakınca aklımıza; yoksa insanlık bir yol ayrımında mı, sorusu geliyor.

Yükselen milliyetçilik, popülizm, mülteci akımları, enerji kaynaklarına ulaşma hedefinde Ortadoğu'ya yapılan dış müdahaleler ve bunların piyasalarda yarattığı dalgalanmalar , şiddet, yoksulluk, ayrımcılık, siyasi baskı çağın önemli sorunları haline geldi. Toplumlar tehdit, dağılma, kimliğini yitirme riski altında yaşıyorlar.

Liderler sorumluluklarını, insani değerlerini unutup hızla popülizme savruluyor.

Bu radikal akımların gelişmesi, dünyanın her yerinde hükümet dışı, devlet dışı aktörlerin çoğalmasına, gelecekle ilgili kaygıların artmasına neden oluyor.

Küresel görünüm bize tarihten yeterince ders alınmadığını göstermektedir… Dünyamız bu noktaya; sorumluluklarımızı üstlenmediğimiz, görevlerimizi ihmal ettiğimiz için gelmiş olmalı.

Örneğin Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi önemini ve değerini kabul ettiğimiz küresel kurumlar,dünyanın değişen şartlarına uyum sağlayıp dönüşüm sağlayamadılar. Ekonomide koruyucu tedbirlere başvurulması mevcut yapıları çürüttü. Zor durumlarda "kolay çare" gibi görünen popülizme başvurulması tehlikeleri büyüttü. Popülizm, ırkçılık ve ayrımcılık gibi düşünce ve politikaların toplumlara mutluluk ve refah getirmediği unutuldu. Bu ve benzeri nedenlerden dolayı bütün dünya sıkıntılar ile karşı karşıya kaldı.
Gelişen milliyetçilik akımları ile parçalanma tehdidi altında olan Avrupa'nın; dünya politikalarındaki Doğu - Batı, Hıristiyan - Müslüman kamplaşmalarının; etnik ve dini kimlikler üzerinden düşman algılarına vurgu yapılarak sürdürülen bir siyasetin; dünyayı üçüncü bir dünya savaşına götürüp götürmeyeceğini sorgulamak zorundayız.

Olaylar savaş haline geldiğinde artık yapılacak çok şey kalmamaktadır. Bugün yapacağımız tercihler dünyanın ve insanlığın kaderinde önemli rol oynayacaktır.

İnsanlık bir yol kavşağındadır

İnsanlık bir yol kavşağındadır... Belki son duraktayız, belki de henüz kullanmadığımız son bir şansımız daha vardır.

AB'nin içinde bulunduğu kriz, kuruluşundaki temel ilkeleri sarsmaktadır. İstikrar ve gelişme için güçlü ve demokratik bir Avrupa'ya ihtiyaç vardır. Üye devletler birlikte ortak kararlar alma konusunda başarılı olamamış, kuruluş ilkelerinden uzaklaşmışlardır.

Yeni sorunlar karşısında yeni politikalar, yeni fikirler, yeni vizyon ve stratejiler oluşturamayan Avrupa'da, her ülke kendi çözümlerini kendi geleneksel politikaları ile çözmeye kalkınca, popülizm, İslam düşmanlığı gibi radikal akımların ortaya çıkması önlenemez hale gelmiştir. Mülteci akınları karşısında sınırlar kapatılmış, acılara duvarlar örülmüştür.

Gelinen noktada Avrupa Birliği içindeki güncel uzlaşı formülü;"farklı hızlarda ama birlikte kalma", "çok vitesli Avrupa" gibi söylemler olsa da, Doğu Avrupa ülkelerinin "Bu durum farklı üyelik sınıfı anlamı taşıyabilir", "3-4 ülke tüm Avrupa için karar veriyor" gibi yargıları da beraberinde taşıyor. Bu endişeler, bugünkü uzlaşı formülünün sürdürülebilirliğini de sorguluyor.

Dünyadaki beklenmeyen gelişmeler, bu bölgenin güvenliği ve barışı için Avrupa'da entegrasyonun devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Bu alanda acil kurumsal reformlara ihtiyaç vardır. Avrupa kendi ilkelerine ters düşen korumacılığı bırakıp, piyasaların kendi kurallarına öncelik vermelidir. Ekonomik ve askeri projeler çerçevesinde bir AB etiği oluşturulmalıdır. Kültürel ve etnik kimliklere saygı duyan Avrupa inşası hedeflenmelidir. Kendini Avrupalı gören Türkiye ve Balkanların geçmiş tarihlerine geri dönüşünün engellenmesi için yeni bir sosyal kontrat zamanı gelmiştir. Avrupa Birliği artık kendini bu ülkelerle birlikte "Avrupa" olarak tanımlamalıdır.

Dünya mülteci problemini içselleştirmelidir

Olağanüstü sorunların şaşırtıcı sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Suriye'deki savaş Avrupa'yı bir göç sorunu ile karşı karşıya bırakmıştır. Türkiye ve AB ağır bir mülteci basıncına maruz kalmıştır. Yeni bir bakış açısı ile yeni çözümler ve politikalar oluşturulmadığı takdirde, bu sorun gittikçe ağırlaşacaktır. Göç ve mülteci sorunu ekonomik, politik ve çevresel nedenleri ile birlikte ele alınmalıdır. AB'nin görüş birliği içinde küresel oyuncu olarak varlığını devam ettirebilmesi, bu ve benzeri büyük krizlerdeki tavrına bağlıdır. Göç ve mülteci krizinin ortadan kalkması, nedenlerinin ortadan kaldırılması ile mümkün olacağına göre, Avrupa küresel gücünü ve saygınlığını ortaya koyan hızlı ve doğru çözümler üretebilmelidir.

Küresel terörle mücadelede ortaklaşmalıyız

21. yy. insanlığın önüne yeni bir terör sorunu çıkardı. Geçmişten farklı küresel bir terör yaşamaktayız. Küresel terörün "Medeniyetler Çatışması" olarak tanımlanmasını da yanlış buluyoruz. Yanlış ve eksik tanımlar terörle mücadeleyi de olumsuz etkiliyor. Terörizmle mücadele, öncelikle terörün nedenlerinin ortadan kaldırılması ile yapılabilir. Askeri müdahaleler her zaman sonuç almaya yetmeyebilir. Terörün gerçek nedeni ekonomidir. Dünya gelirinden en büyük payı alan küçük, zengin tabaka ile büyük yoksul grup arasındaki eşitsiz gelir dağılımı, klasik bencilliktir… Enerji kaynaklarını ele geçirmek için izlenen yanlış politikalardır. Güçlülerin kendi çıkarları doğrultusunda haritaları yeniden çizme ihtiraslarıdır.

Ekonomi dünyada bir bütündür ve küreselleşmiştir. Ancak her ülke kendi ekonomik çıkarlarına öncelik veren geleneksel politikasını sürdürmektedir. Ulusal ekonominin çıkarlardan önce düşünülmesi gereken "barış" politikasının olmasıdır. Ekonomik çıkar çatışmalarına kabul edilebilir çözümler için karşılıklı görüşmelerde ısrarcı olunmalıdır. Bunu başarmak için küresel bir farkındalık yaratmalıyız. Konu şudur: Kapitalizmin radikal reforma ihtiyacı var. Neoliberalizmin hem ekonomik hem de sosyo-kültürel olarak dünyayı krize sürüklediği gün gibi açıktır. Bu ideoloji artık tarihin çöplüğüne gitmek zorundadır. Ancak Neoliberalizmin yerine milliyetçiliğin geçmesine de izin vermemeliyiz. Aksi, daha büyük felaket olacaktır. Bunun küresel farkındalığı, küresel terörle mücadeleyi güçlendirecektir. Terörle mücadelede demokratik standartların korunması, yeni hukuk yapılarının devreye alınması, terörü destekleyen ülkelere karşı küresel ortak yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunuyoruz.

Dinler suskun kalmamalı

Küresel teröre karşı mücadele dinsel kurumlara ve yapılara da önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu bağlamda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 2017 yılını İslam'la Dayanışma Yılı ilan etmesini önemsiyoruz. Din insanlara huzur iç dinginliği sağladığı için gereklidir. Sorunların çözümünü sadece dinde aramak yanıltıcı olur. Bütün başarı ve umudu dine bağlamak ile bütün günahı dine yüklemek aynı şeydir. Sorun dinde değil insandadır. Sorun bizdedir. Bizler din ile siyaseti iç içe koymanın yaratacağı felaketin yeterince farkında olamadık. Bundan en fazla zarar gören de dini değerler oldu. Din birleştirici, siyaset ayrıştırıcıdır. Dini örgütlenmelerin kamusal alan dışında belli sivil alanda kalması gerektiğini savunuyoruz. Hali hazırda insan haklarının uygulanmasında bize yol gösteren ilkeler büyük ölçüde dünya dinlerinin insan haklarına karşı tutumundan sağladığımız birikim sayesindedir. Biz biliyoruz ki dinler de insan hakları da insan onurunu korurlar. Teröre karşı mücadelede İslam'ın adının terörle anılmasını yanlış buluyoruz. Dinlerin bugün ortak bir dilden konuşmalarını dünya barışı ve huzuru için zorunlu sayıyoruz.
 

BM küresel barışın avlusu olmalıdır

Birleşmiş Milletler'de yeniden yapılanma istiyoruz. Bunu kaçınılmaz görüyoruz. BM Güvenlik Konseyi'nde 5 üye var; çalışması çıkarlarının örtüşmesi modeline dayanıyor. Anlaşamadıkları zaman doğan zararı insanlar ve insanlık tazmin ediyor

Dünya farklı ve hiç birimizin istemediği bir yöne doğru gidiyor. Bu nedenle ülkelerin artık ortak inisiyatif alarak hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. BM küresel adaletin bekçisi olmalıdır. Küçük - büyük devlet ayırımını ortadan kaldıran, insanlığın ortak istikrar ve refahı için çalışan, kurallar koyan, savaş ve soykırım acılarını dindiren bir kurum olmasını istiyoruz.

İnsanlığın kalıcı barışı ve adaleti sadece ondan umduğu ve beklediği bir BM yaratılması için acilen harekete geçilmesini, dönüşüm için gerekli kurumsal reformların yapılmasını istiyor ve bekliyoruz.
 

          Türk Basını                                                                                                                                                                                         Arnavut Basını 

 

Bosna Hersek Basını                                                                                                                                                                       Makedonya Basını 

Kıbrıs Basını                                                                                                                                                                                          Gagavuzya Basını 

1 Ekim 2016

20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ “Bir Yol Ayrımında olan İnsanlık” Küresel Göç ve Güvenlik Meydan Okumalarına Mukabele Edilmesi “İpek Yolu Projesi’nde Sorumluluk ve Dayanışma Ruhu” “AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KARŞILAŞTIĞI MEYDAN OKUMALAR VE GELECEK KAYGILARI” (WOW Istanbul Hotels & Convention Center)

 20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ

4-6 NİSAN 2017

3 Mart 2017 günü itibari ile katılımı kesinleşen yüksek şahsiyetler

ŞEREF KONUKLARI 

 

 20. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ

 

 

“Bir Yol Ayrımında Olan İnsanlık”

 

            Küresel Göç ve Güvenlik Meydan Okumalarına Mukabele Edilmesi.

            İpek Yolu Projesi'nde Sorumluluk ve Dayanışma Ruhu.

 

“Avrupa Birliği'nin Karşılaştığı Meydan Okumalar ve

Gelecek Kaygıları

           

            Gelecekte hukuk devleti ile uyumlu liberal demokrasinin, sosyal adalet ve eşitliğin, özgürlükler ve insan haklarının ve liberal piyasa ekonomisi ile uyumlu serbest ticaretin yaşama şansı kalacak mıdır?”

 

            Sonuç olarak; Avrupa Birliği’nin ortaya çıkmasında Schubert, Monnet gibi devlet adamlarının temel endişesi olan Avrupa’da tekrar savaş çıkartacak bir ortamın oluşmamasıydı. Bunun için Avrupa Birliği ile sınırları önemsizleştirerek, milliyetçilik akımlarının savaşa yol açan girişimlerini törpülemek ve Avrupa’nın bir daha savaşla yıkılmasını önlemek hedeflenmişti. Şimdi gelişen milliyetçilik akımları ile parçalanma tehdidi altında bulunan bir Avrupa yine ulus-devletlerin sınırlar, toprak esaslı egemenlik, etnik ve dini kimlikler üzerinden düşman algılarına vurgu yaparak sürdürülen bir siyasetle Avrupa kıtasını ve Dünyayı bir Üçüncü Dünya Savaşı’na götürüp götürmeyeceklerini sorgulamak zorundayız. 

 

            Şu bir gerçektir ki, AB için yeni bir süreç başlamaktadır. İngiltere'nin içinde yer almadığı bir birlik Avrupa'yı nereye götürür? Birlikten yeni kopmalar olur mu? AB'nin kurumsal yapısı değişir mi?

 

"Sürdürülebilir Enerji, Telekomünikasyon ve Ekonomi Gelişiminde, Arz-Talep Dengesinin Rolü; Aktörler ve Figüranlar"

 

            Orta Asya'nın, Uzakdoğu'nun, Kafkasların, Ortadoğu'nun olduğu kadar Balkanların, Avrupa'nın ve Afrika'nın ilgi sahasında olan 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde yaşamakta olduğumuz terör sıkıntısı, zorunlu göç, savaş nedenleri ve yaşamakta olduğumuz krizlerin ekonomik hayatımıza etkileri, ayrıca enerji ve telekomünikasyonla ulaşımın sahip olduğu kriterler ile “enerji politikaları, ekonomiye etkileri ve telekomünikasyonun önemi” günümüzün aktüel konusu olarak gündemdedir.

"Şiddet ve Terör Ortamında Dinlerin Barışa Katkısı;

Mültecilik ve Terörün İlişkisi"

            Avrupa’nın yanı sıra Türkiye’de, Lübnan’da ve Ürdün’de dramatik bir yükseliş gösteren mülteci akınları ile yaşanan göç krizi ve Ankara, İstanbul, Paris, Brüksel, Nice, Orlando ve Bağdat’ta gerçekleştirilen menfur terör saldırıları ile ağırlaşan belirsiz asayiş durumu eşzamanlı olarak bir birinden farklı ortaya çözümü zor problemler çıkarmaktadır. Dolayısıyla da yaşanan terör olaylarıyla, insanlık dışı davranışların İslam kelimesiyle birlikte anılmasının yanlışlığının anlatılması gerekmektedir.

            Gene göç, küreselleşen ve farklı dinamiklerle birbirine bağlı bulunan dünyamızın ayrılmaz bir parçasıdır.

            Bugün 60 milyondan fazla insan yerlerinden zorla göç ettirilmiştir. Bunlardan bazıları savaş, terör veya daha iyi şartlar altında yaşama fikri sebebiyle kaçışlarını gerçekleştirirken, bazıları da göç ettirilen yerde dünyaya gelmekte ve bir mülteci olmaktan başka bir çareleri kalmamaktadır.

 

20. Avrasya Ekonomi Zirvesi  Televizyonlarda 

 

    İstanbul Ticaret Gazetesi (2 Mart 2017)                                                                       Hürriyet Gazetesi (21 Şubat 2017) 

30 Eylül 2016

Shimon Peres Vefat Etti

Shimon Peres Vefat Etti

İsrail Cumhurbaşkanlarından Shimon Peres (2007-2014) vefat etti. Yaklaşık yetmiş yıl İsrail'de siyaset yapan ve Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık ve de Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunan Shimon Peres 1996 yılında Marmara Grubu Vakfı'na misafir konuşmacı olarak teşrif etmişti. 

Marmara Grubu Vakfı'nın toplantısına katılan Shimon Peres, daha sonra Marmara Grubu Vakfı'nın İsrail'e yaptığı ziyarette Heyetimizi kabul etmişti. İstanbul'a gerçekleştirdiği son ziyarette de Marmara Grubu Vakfı Onursal Başkanı Jak Kamhi'nin evinde, Dr. Akkan Suver başkanlığındaki Marmara Grubu Vakfı Heyeti'ni kabul eden Shimon Peres, Nobel Barış Ödülü sahibi ünlü bir devlet adamıydı. İstanbul'da adına açılan Taziye Defteri'ni imzalayan Dr. Akkan Suver, daha sonra İsrail Başkonsolosu Shai Cohen'e başsağlığı dileğinde bulundu. 

TARİHTEN BİR YAPRAK-Shimon Peres İstanbul'a yaptığı son ziyarette Dr.Suver'le birlikte.(2007)-Marmara Grubu Vakfı'na misafir konuşmacı olarak teşriflerinde "soldan sağa" Mithat Yümlü,Dr.Akkan Suver,Alparslan Türkeş,Shimon Peres,Osman Özbek,İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve Engin Köklüçınar biraradalar.(1996) -Taziye Defteri'nin imzası sonrasında Dr.Akkan Suver İstanbul İsrail Başkonsolosu Shai Cohen'e başsağlığı ziyaretinde bulundu.(30 Eylül 2016)

28 Eylül 2016

2016-SEET- Marmara Grubu Vakfı Belgrad’da 6. İş Konferansı’na Katıldı

2016-SEET- Marmara Grubu Vakfı Belgrad’da 6. İş Konferansı’na Katıldı

Marmara Grubu Vakfı, Belgrad’da toplanan Güneydoğu Avrupa Turizm Konferansında ülkemizi temsil etti. Dr. Akkan Suver ve Kenan Acıkök’ün birlikte katıldığı toplantıyı Sırbistan Turizm ve Telekomünikasyon Bakan Yardımcısı Dr. Renata Pindzo açtı.

Bosna Hersek Federasyon Turizm Bakanı Edita Dapo ile Bosna Hersek Sırbistan Cumhuriyeti Turizm Bakanı Predrag Gluhakovic’in de şeref konuğu olduğu konferans uluslararası Mass Media International Başkanı Milivoje Radovanic’in konuşmasıyla çalışmalarına başladı.

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver de, toplantıda Turizm Endüstrisinde Dini Turizmin önemi konusunda bir konuşma yaptı.

Toplantıya Montenegro, Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Çin Halk Cumhuriyeti, Hırvatistan, Slovenya, Almanya, Kore, Bulgaristan’dan temsilciler katıldı. 

Dr. Akkan Suver'in 28 Eylül 2016 günü Sırbistan Belgrad’da toplanan Güneydoğu Avrupa Turizm Konferansında yaptığı konuşma metni aşağıdadır.

Sayın Başkan, Değerli Katılımcılar, 

 

Bugün burada, turizmin önemini, turizm sektörünün geleceğini konuşacağız. Ama ben konuşmama başlamadan önce (6. Business Conference  of South Eastern Europe Turizm 2016) ev sahiplerimize misafirperverliklerinden  ve mükemmel ev sahipliklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum.

 

Ben turizme barışa açılan bir kapı olarak bakıyorum. Dolayısıyla turizmin barışa, istikrara olan önemini gündeme getirmek istiyorum. Barışın istikrarın olmadığı bir coğrafyada turizmden söz edilemez. Zira benim bulunduğum coğrafyada yaklaşık beş yıldır anlamsız bir savaş ve terör yaşanmaktadır.

 

Evet, turizmin varlığı barıştan ibarettir. Yanan, yıkılan bir coğrafyada turizmi hissetmek, yaşamak boş bir hayalden ibarettir.

Barışın istikrarın var olduğu coğrafyaların denizine girmek, güneşlenmek, dağlarında kayak yapmak, kanyonlarında gezinmek, müzelerini ziyaret etmek, kültürel aktivitelerini  yaşamak, sağlıkla ilgili kürlere katılmak imkân dâhilindedir. Ama ziyaret edilen coğrafyanın medeniyetle ilgisini, kültürle yaşayışını solumak da turizmin  önemli bir parçasıdır. Medeniyetin, kültürün bir diğer görülmesi gereken tarafı da inançların varlığıdır ki, biz buna inanç turizmi diyoruz. İnanç turizmi; Müslümanların Hacca gitmesi, Katoliklerin Vatikan, Roma ziyareti, Ortodoksların Kudüs, Efes  ziyaretleri, Musevilerin Ağlama Duvarı'ndaki  dualarından ibaret değildir. Her coğrafyada bir parçası, bir örneği bulunan bir medeniyet kalıntısı, bir tarihi mimari, bir kilise, bir mezarlık, bir manastır, bir sinagog, bir cami hatta yüzyıllardan bize arta kalmış bir zeytin ağacı inanç turizmini oluşturan bir varlıktır. Bütün bunları sağlayan  da  istikrar ve barıştır.

 

İnanç turizmi ise istikrara ve barışa açılan kapının arkasındaki tarih, kültür ve saygı bahçesidir.

Sırbistan'dayız.

 

Bu güzel ülkede, Saint  Sava Temple'lını, The Name of Mary Churc'ü, Monastery Velika Remeta'yı, Fruska Gora Monasteries'i merak edeniniz oldu mu?

 

Gene bu coğrafyada Sukkat Shalom Synagogue'unu ziyaret etmeyi düşüneniz var mı.?

 

Belgrad'da Bajrakli Mosque'ı bilen var mı?

 

Bütün bunların yanı sıra  Belgrat Kalesi'ni, Niş Kalesi'ni gezmeği tasarladınız mı?

 

Veya 2.Dünya Savaşı'nın  acı anılarıyla dolu Red Cross Nazi Concentration Camp'ını görmek isteteniniz var mı?

 

Elbette Vrnjacka Banja, bugün bu toplantıda gündeme gelecek ve Sırbistan termal turizminin gözbebeği  olarak anılacaktır. Ama turizmde sağlığa verdiğimiz önemi, tarihe, kültüre dolayısıyla inanç turizmine de verecek olursak, görürüz ki yarınlarımız daha sağlıklı olacaktır.

 

İzin verirseniz sözlerimi çağdaş bir değerlendirme ile bitirmek istiyorum.

 

"Diğerlerinin inançlarına saygı, kendi inancına yabancılaşma anlamına gelmez. Aksine, yalnızca kendi inancına saygı duyan bir kimse, diğerlerinin inanç ve ihtiyaçlarına saygı gösterir."

 

Konuşmamı bitirmeden önce, Balkan turizmine ve tüm vatandaşlarına yararlı olmasını dilediğim bu toplantı organizasyona katkı sağlayanları tebrik ediyorum.

 

Belgrad şehrinde Dr. Akkan Suver ve Kenan Acıkök; Haydar Aliyev'in Heykeli'ni ve Josip Broz Tito'nun mezarını ziyaret ederek çiçek koydular.