VİYANA EKONOMİK FORUMU 9-10 KASIM’ DA VİYANA’ DA TOPLANDI

Dr. Akkan Suver’ in konuşması aşağıdadır. 

        Sayın Başkan,

        Bayanlar ve Baylar,

        Öncelikle burada olmaktan büyük mutluluk duyduğum Viyana Ekonomik Forumu Ailesi’ni selamlıyorum.

        Özellikle Sayın Busek’ e ve Büyükelçi Sayın Kirtcheva’ ya, bizi burada misafir edip fikir alışverişinde bulunmamızı sağladıkları için en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

        Sizlerle Ekonomik Kriz Sonrası AB ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

        AB Ekonomileri krizle mücadele etmeye çalışırken, politikacılar da AB’nin önceliklerini sorguluyorlar. Bir yandan ekonomik kriz, diğer yandan birliğin güvenlik kaygıları  AB'nin gündemini oldukça zorlaştırıyor.

        Marmara Grubu Vakfı olarak AB’nin 2010-2015 yılları arasındaki önceliklerini değerlendirdiğimiz raporumuzda, “AB’nin 52 yıllık tarihinde yaşanan en büyük ekonomik kriz sonrasında, hem siyasi hem de ekonomik olarak gerilemesinin söz konusu olabileceği”ni tespit etmiş bulunuyoruz.

        Riskler her boyutta yaşanıyor. Öncelikle ekonomik kriz ulusal bütçe açıklarının önemli bir boyutta artmasına ve kamu borçlanma oranlarının GSYH’nın % 20lerine ulaşmasına yol açmış durumda. Yaşlanan bir nüfusa sahip olan AB’ de emeklilik ve sağlık harcamaları da her geçen gün daha yüksek boyutlara ulaşıyor.

        Kriz aynı zamanda, finans piyasalarının büyümesi ve sermayeye kolay ulaşıma dayanan ekonomik büyüme modelinin de sorgulanmasına yol açıyor. Risk alma ve finansal inovasyona getirilecek katı düzenlemeler ile, Brezilya, Çin ve Hindistan gibi rakiplerle hızlı büyüme oranlarına karşı, AB’nin potansiyel ekonomik büyümesinin yavaşlaması bekleniyor. Kısa vadede, AB’nin ortak pazarını ulusal korumacılık akımlarına karşı koruması; finans sektörünü sağlığına kavuşturması; krizden oldukça olumsuz etkilenen Orta ve Doğu Avrupa ekonomilerini desteklemesi; artan işsizlikle mücadele etmesi; Aralık ayında düzenlenecek Kopenhag Zirvesi’nde uluslararası  küresel ısınma anlaşmasını gerçekleştirmesi gerekiyor.

        Bizler Marmara Grubu olarak hazırladığımız raporda, “Krize bağlı olan kısa vadeli zorluklar, kriz öncesi var olan uzun vadeli zorlukların önüne geçti. AB’nin doğru politika kararlarını vermesi gerekiyor. Aksi takdirde şu soru gündeme geliyor: AB gelecekte vatandaşları için ne anlam ifade edecek? AB, daha büyük bir dünya için ne anlama geliyor?”

        AB’nin imajı, uzun vadeli stratejik vizyonunu koruyarak, kısa vadeli sorunlara karşı ne şekilde bir politika belirleyeceğine bağlı. Doğru dengeyi bulmak çok kolay görünmüyor. Önümüzdeki iki ay boyunca AB’nin özellikle üst düzey siyasi atamalar ve kurumsal yeniden yapılanmaya öncelik vermesi gerekiyor.

        Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun yeniden göreve gelmesi istikrar açısından olumlu bir gelişmeydi. Parlamentodaki sosyalistler ve yeşillerin Barroso’ ya çok sıcak bakmadıkları biliniyor.

        AB’nin, finans piyasaları, reformlar ve küresel ısınma gibi uluslararası konularda gösterdiği liderlik ve ortak karar verme eksikliği, iç konularda da kendini bir kez daha gösteriyor. AB’nin sahip olduğu çok uluslu yapı, her alanda harekete geçme hızını olumsuz etkiliyor ve AB’nin uluslararası arenada zayıflamasına neden oluyor. Diplamatlar, AB’nin bu tavrının ABD, Çin ve diğer G-20 üyelerine olumsuz bir sinyal ifade ediyorlar. Özellikle de finans krizi ve ekonomik durgunluğun masaya yatırıldığı Eylül 2009’ daki Pittsburgh G-20 Zirvesi’nde Kurumsal açıdan bir çıkmazın içinde olan AB’nin, böylesi bir ortamda otorite kaybı yaşayacağı tahmin ediliyor.

        Bu noktada AB liderlerinin sürekli başkanlarını; “süper güçlü” dış politika temsilcilerini seçmeleri gündeme gelmekte. İngiltere’nin Euro bölgesine ve Schengen’ e dahil olmaması da AB’nin geleceği açısından ayrı bir handikap oluşturmakta.

        AB’nin gücü, yarınlarda ekonomik refah, askeri güç, kültürel etki, çekici yaşam tarzı ile ortaya çıkacaktır. AB, farklı seviyelerde de olsa, bu özelliklere sahiptir. Asıl önemli olan ekonomisini, finans sistemini yola koymaya çalışırken, bu özelliklerini ne derece doğru yönde geliştirebileceğidir.