9. DÜNYA FAHRİ KONSOLOSLAR FEDERASYONU KONGRESİ 14–18 KASIM 2009 TARİHLERİNDE İZMİR’DE TOPLANDI
Dünya’ nın dört bir yanından, 115 ülkeden toplam 300 Fahri Konsolos eşleri ile birlikte Uluslararası 9. Dünya Fahri Konsoloslar Federasyonu Kongresi’ ne katılmak üzere 14-18 Kasım 2009 günlerinde Türkiye’nin müstesna şehri İzmir’ deydiler.
Yoğun emekler neticesinde İzmir’ de gerçekleşen Kongre’ ye Jamaika Eski Devlet Başkanı Sir Kenneth Hall, Belçika Eski Dışişleri Bakanı Eric Derycke, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Leonidas Chyrsanthopoulos, Belçika Kraliyet Devlet Bakanı ve Parlamento Başkanı Herman De Croo konuşmacı olarak katıldı.
Karadağ Fahri Başkonsolosu Dr. Akkan Suver, T.O.B.B. Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, FICAC Genel Sekreteri ve Jamaika Fahri Başkonsolosu Aykut Eken de diğer konuşmacılar olarak Kongre’ de yer aldı.
Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı ve Karadağ Fahri Başkonsolosu Dr. Akkan Suver’ in küresel finansal krizin Avrasya üzerindeki sosyo-ekonomik etkilerine dair yaptığı konuşmanın tam metni aşağıdadır.
Marmara vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver’ in 16 Kasım 2009 Pazartesi günü İzmir Hilton Oteli’ nde FICAC Dünya Fahri Konsoloslar Federasyonu 9. Dünya Kongresi üyelerine yaptığı konuşmanın metnidir.
Öncelikle bu toplantıyı tertipleyerek bizleri burada biraraya getiren ve uluslararası yakınlaşma, barış ve de diyalog alanında olağanüstü bir birlikteliğin ve dostluğun oluşturulmasına imkan sağlayan 9. Dünya Konsoloslar Birliği Kongresi’ ni tertipleyen Başkan Sayın Arnold Foote’ a, Genel Sayman Sayın Aykut Eken’ e ve Türkiye Konsoloslar Birliği Başkanı Sayın Turgut Koyuncuoğlu’ na teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Uluslararası alanda bir toplantı düzenlemenin ne denli zor ve ne derece riskler taşıdığını bilen birisi olarak öncelikle bizleri buraya toplayan Dünya Konsoloslar Birliği’ nin bütün yöneticilerini de ayrı ayrı kutluyorum.
Bugün sabahtan beri Fahri Konsoloslar Toplantısı’ nda benden önce konuşanlarla ben 12. konuşmacıyım. Benden sonra bir konuşmacı daha var. Süremi kısaltarak konuşacağım.
Bana verilen görev icabı sizlerle Dünya’ daki finansal krizin Avrasya üzerindeki sosyo-ekonomik etkisi üzerine bir ufuk turu yapacağım.
Öncelikle Avrasya nedir?
Avrasya bir felsefedir.
Avrasya küreselleşen günümüz değer ölçülerinde yalnız coğrafyacılara göre kıtadır. Oysa temsil ettiği kıymetlerin ulaştığı sınırlar çizilirse içine Amerika’ yı Afrika’ yı da alan bir harita ortaya çıkar. Avrasya adını ben, bir kıymetler sistemi olarak telakki ediyorum.
Avrasya’ yı dinlere, lisanlara, kara parçalarına, milletlere göre değerlendirmemiz yanlış olur. Avrasya’ da bir İslam uygarlığı, bir Greko – Latin uygarlığı vardır. Yine Avrasya’ da Türk kültürünün, Akdeniz kültürünün, Hıristiyanlığın, Almanlığın, Slavlığın, Rusluğun, Çinliğin de payı ve hakkı vardır.
Bir başka deyişle; uygarlık, köprülerden, barajlardan, fabrikalardan ve evlerden ibaret değildir. Uygarlık, düşünceden, siyasetten, ekonomiden oluşan bir birlikteliktir. İşte Avrasya bu sistemlerin doktrinidir, stratejisidir.
Dolayısıyla 20 yıl önce duvarların yıkılmasıyla bölünmüş Avrupa, transatlantik bağlarını da güçlendirerek yeniden bütünleşmiş; Asya ile ortak değerler zemininde yeniden buluşmuş; arkada bıraktığımız bin yılın uzun bir döneminde hasım olmuş halklar, son yirmi yılda yeni bir binyıla doğru birlikte yürüme iradesine sahip olduklarını ortaya koymuşlardır.
Türkiye 20 yıldır, yani bu yürüyüşün başlangıcından itibaren dünyayla birlikte hareket ederek, Balkanlar’ dan Çin Seddi’ ne kadar uzanan geniş coğrafyada yeni bir ortaklığın doğmasında öncü rol oynamıştır. Bu vasfı, Türkiye’ nin yeni bin yıla taşıdığı en önemli avantajların başında gelmektedir. Türkiye 21.yüzyılda Avrasya’ daki yeni jeopolitik çoğulculuğu bu doğrultuda konsolide edecek siyasi açılımları gerçekleştirmiş olarak deyimi gerekirse rehber ülkedir.
İşte fırça darbeleriyle çizmeye çalıştığım Avrasya küreselleşmenin içinde bulunduğu değer ölçüleriyle geride bıraktığımız yirmi yıllık liberal ekonomik kuralların oluşturduğu coğrafyada global dünyada rekabet edebilen bir güç haline gelirken bizden önce Amerika Birleşik Devletleri’ nde baş gösteren sonra etkisini dünyanın en ücra köşesine kadar ulaştıran finansal krizle karşılaştı.
Karşılaşılan finansal kriz Avrasya’ da önce dolara karşı güvensizlik duyulmasına sebep oldu. Daha sonra Avrupa’ nın yönetim kriziyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve Dünya Borsalarında yaşanan çökme, Rusya borsalarının günlerce kapalı tutulması bu krizin daha kontrolsüz gelişimine olanak sağladı.
ABD’ de ve Avrupa’ da finans devleri bir bir çökerken aralarında Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ ın da bulunduğu coğrafya; 2007 ve 2008 yılında yükselen petrol ve doğal gaz fiyatlarının girdileri dolayısıyla krizi ciddi olarak hissetmedi.
Enerji ham maddesi üreten bu ülkeler, Rusya Federasyonu’ na gerçekleştirdikleri yüksek lojistik destekle, doğal gaz dağıtımıyla Orta ve Kuzey Avrupa’ da Rusya’ nın, tek güç, tek potansiyel olmasını sağladılar. Buna karşılık Litvanya, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, Moldova, Kırgızistan, Tacikistan ve Moğolistan büyük bir çöküş yaşadı.
Yine Avrupa coğrafyasında Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya’ da bu sıkıntıdan gereken hisseyi almakta gecikmedi.
Öte yandan 2008 yılında Gürcistan’ da gerçekleşen siyasal gerginlik Rusya’ nın Ortadoğu ve Kafkaslarda geçici de olsa bölgesel barış için tehdit oluşturan gelişmelerin olmasına sebep oldu.
Bugün her ülkeye düşen görev, ihracat hacminin arttırılması ve yüksek katma değere sahip ürünlerin ihracatına yönelinmesinden geçmektedir.
Avrasya ülkeleri küresel finanstan etkilenmenin veya daha geniş bir deyimle finansal anlamda dibe vurmanın ölçütlerini değişik boyutlarda karşıladı.
Japonya yüzde altı küçülürken, Çin yüzde yedi büyüdü. Güney Amerika’ da küçülme yüzde bir buçuk civarında gerçekleşirken, Doğu Asya her şeye rağmen yüzde üç ila dört arasında büyümeyi hayata geçirdi. Bu arada bugün Çin’ i ziyaret etmekte olan Barack Obama’ nın ziyaretini bölgenin ekonomisi ve Çin Parası’ nın kabul görmesi açısından hayli önemsiyorum.
Bu birbirine zıt değer ölçülerinde dikkatli olmak gerekmektedir. Herkesin etkilendiği doğrudur ama Avrasya’ nın büyüme yapısında çok ciddi ve sürekli olacağını sandığım değerler bulunmaktadır.
Bu değerlerin ana nedeni ise doğal kaynakların zenginliği ve bu zenginliğin pazar ekonomisine intikalidir.
Avrasya finans sektörü yok denecek düzeyde olduğundan yaşanılan küresel dengesizlik, doğal kaynağı bulunmayan bu ülkelerin tasarruflarını emdi, yok etti.
20 yıl öncesine kadar Rusya’ nın arka bahçesi durumunda olan ülkeler bugün Avrupa Birliği kaynaklarıyla tarihlerinin en büyük finansal teşvik programlarını devreye sokmaktadırlar. İstisna ülkeler Moldova, Ermenistan, Kırgızistan, Moğolistan ve Tacikistan’ dır. Bu ülkeler bölgenin zorlukla nefes alan devletleridir. Avrupa’ da Romanya, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Bosna – Hersek, Kosova küresel boyutu olan bir sosyal piyasa ekonomisinin mücadelesini vermektedirler.
Bu ülkelerde bankacılık sektöründe daha fazla güven vermesinin devamlılık arzetmesi belki de sıkıntıların daha erken bitmesine bizleri tanık edecektir.
Zira amaç yalnız bu krizi aşmaktan ibaret olmamalıdır. Bu krizden daha güçlenmiş ve geleceğe daha sağlam yürüyen bir Avrasya’ ya ihtiyacımız bulunmaktadır.
İhtiyacımız olan Avrasya’ da elbette paradır. Para önemlidir. Ama biraz daha şeffaflık, biraz daha fazla denetim Avrasya’ nın finansal krizden kurtulmasına en büyük olanağı kendinden sağlayacaktır.
Beni dinlediğiniz için yüksek heyetinizi saygıyla selamlıyor, bizleri burada biraraya getiren Başkan Sayın Arnold Foote’ a , Genel Mali Sekreter Sayın Aykut Eken’ e, zarif eşi Gönül Eken Hanım’ a ve Sayın Turgut Koyuncuoğlu’ na ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.
