KKTC CUMHURBAŞKANI TALAT, MARMARA VAKFI’NIN DAVETİNE KATILDI

 KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, eşiyle birlikte 1 Şubat Perşembe günü Marmara Grubu Vakfı tarafından Ritz Carlton Oteli’nde şerefine verilen akşam yemeğine katıldı.

 

Cumhurbaşkanı Talat, yemekten sonra yaptığı konuşmada Kıbrıs’taki son siyasi durum ile ilgili bilgiler verdi.

 

2004 REFERANDUMU YENİ BİR SÜREÇ ORTAYA ÇIKARDI

 

Talat, 2004 yılındaki referandumdan sonra Ada’da dengelerin değiştiğini ifade etti. Yeni süreçte artık KKTC’nin birleşmeden yana, Güney’in ise bölünmeden yana olduğunun fark edildiğini belirten Talat, “referandum sayesinde bu durum, gerçek ve ispat edilmiş bir durum olarak ortaya çıkıyor” dedi. Talat, “bugün hiçbir yabancı diplomatla görüşmekte zorluk yaşamıyoruz. Bu görüşmelerimizde iki devletli, iki toplumlu çözümü rahatlıkla ortaya koyabiliyoruz” diyerek KKTC’nin siyasi olarak elinin güçlendiğine de dikkati çekti.

 

Talat, bugün KKTC olarak sorunun çözümünün BM nezdinde olması gerektiğini, çünkü AB’nin bu konuda tarafsız olmadığını savunduklarını, bu durumu AB’nin de kabul ettiğini ifade etti.

 

BM’nin iki taraf arasında başlattığı görüşmelerin, Rumların mülkiyet konusunu dahil etmekte ısrarcı olmaları nedeniyle bir hayli zorlu geçtiğini belirten KKTC Cumhurbaşkanı, Rumların amacının hem Kuzey tarafına karşı bir moratoryum ilan ettirmek hem de genel seçimlerde elini güçlendirmek olduğunu savundu.

 

DÜNYA HAKLILIĞIMIZI GÖRMEYE BAŞLADI

 

Talat, önemli olanın Türk tarafının haklılığının dünyaya duyurulması gerektiğini vurgulayarak “bana bazen ‘şimdi Rumların niyetini anladın mı?’ diye soruyorlar. Ben Rumların niyetini zaten biliyordum. Bilmem önemli değil. Bunu dünyaya göstermek gerekirdi. Biz, Türk tarafının birleşme ve çözüm yanlısı olduğunu dünyaya gösterdik. Yapılması gereken, bu politikayı devam ettirmek” dedi.

 

Diğer ülkelerin artık yavaş yavaş KKTC’nin tezlerine de haklılık vermeye başladıklarını belirten Talat, “dünya, önce Kıbrıs Türkünün iddialarını kuşkuyla karşılıyordu. Şimdi ise hak vermeye başladı. Yabancı düşünce kuruluşları, sivil toplum kuruluşları bize gelip haklı davamızda bize yardım edebileceklerini söylüyorlar” dedi.

 

Rus ve Fransız yetkililerin kendisiyle görüştüğünü, BM Güvenlik Konseyi’nde ise Kıbrıs’taki barış gücünün (UNFICYP) görev konseptinin ve asker sayısının kendi lehlerinde değiştirildiğini ifade eden Talat, bu gelişmelerin, çözüm yanlısı tarafın Kıbrıslı Türkler olduğunun anlaşılmaya başlandığının örnekleri olarak değerlendirdi.

 

KKTC Cumhurbaşkanı, konuşması sonrasında dinleyicilerden gelen soruları yanıtladı. Sorulan sorular ve Talat’ın cevapları şu şekilde oldu:

 

Çözüm için olmazsa olmazlar nedir?

 

“Olmazsa olmazlarımızdan en önemlisi siyasi eşitliktir. Çünkü Kıbrıs Türkünün Ada’da sonsuza kadar varlığının garantisi budur. Çoğunluk/azınlık ilişkisi olmaz. Siyasi eşitlik çerçevesinde ikinci olarak iki kesimlilik istiyoruz. Burada saf Türk, saf Rumdan oluşan bir iki kesimliliği kastetmiyorum ama Türk tarafında açık çoğunluk Türklerin olacak. Üçüncü olarak da iki taraf arasında güven sağlanana kadar ve devlet sağlamlaşıncaya kadar Türkiye’nin garantörlüğüdür.”

 

İngilizlerin Ada’yla ilgili görüşleri ve sizin İngilizlerle ilgili görüşleriniz nelerdir?

 

“Şu bir gerçek ki AB’de bize en yakın taraf İngilizler. Ama günlük yaşamda İngilizlerin de bize bazı zorlukları oluyor. Mesela, UNFICYP’ın komutanı bir İngiliz ve bazı durumlarda kendileriyle anlaşamıyoruz.”

 

Kıbrıs’ta Belçika modelinden bahsedilir. Sizce bu model uygun mu?

 

“Aslında Annan Planı’nda Kıbrıs’ın AB ile ilişkileri açısından Belçika modeli, iki halk arasındaki ilişkiler açısından ise İsviçre modeli referans alınmış. Bence bu model düşünülebilir.”

 

Rum tarafıyla Yunanistan’ın hep birbirini desteklediğini görüyoruz. Türkiye ile KKTC arasında ortak bir strateji var mı, varsa ne ölçüde yeterli?

 

“Türkiye bizi kayıtsız şartsız destekliyor. Yunanistan da aynı şekilde Rumları destekliyor. Onların bir ilkesi var: Kıbrıs karar verir, Yunanistan destekler.

 

Biz de aynı şekilde. Ama bizde şöyle bir şey var: Kıbrıs konusu Türkiye’de iç politika meselesi yapılıyor. Bu da bizi çok rahatsız ediyor. Çünkü bizim Türkiye ile ilişkilerimiz hükümetlere bağlı değil, ilişkilerimiz Türkiye devletiyle. En büyük ricam, bunu iç politika meselesi yapmayın. En küçük yanlışımızı Rum tarafı hemen kullanıyor. Biz birlik sağlayamıyoruz ama Rum tarafı birlik sağlıyor.”

 

Birlik sağlayamama sorunu bugünün sorunu mu önceden var mıydı?

 

“Birlik sağlayamama, bugünün sorunu değil. Geçmişte daha çoktu. Bugün daha az vahim. Eskiden, muhalefetin görüşü hiç alınmadığı için birlik zaten söz konusu değildi. Bugün eleştirsek bile diyalog halindeyiz.

 

Güney’de ise uyumlu hareket (concerted action) var. Farklı düşünseler de aynı noktaya gidiyor.”

 

Lokmacı Köprüsü’nü niye yaptınız, sökerken ne ümitle söktünüz?

 

Lokmacı’nın açılması konusunu Rumlar yıllarca aleyhimizde kullandılar.

 

Referandum sonrası Rumlar, prestij kaybetmemek için dört öneri getirdiler.

 

1)  Sınırdaki askeri-güvenlik önlemlerinin kaldırılması (deconfrontation)

2)  Ada’da tank, top gibi ağır savaş araçlarının kullanıldığı tatbikatların yapılmaması

3)  Mayından temizleme

4)  Sekiz yeni kapı açılması.

 

Biz bu teklifi reddettik. Dedik ki iki kapı açarız. Önce Bostancı’yı tek taraflı açtık, sonra onlar da açtı. Sonra Lokmacı’yı açtık.

 

Köprüyü yıkarak Rumları kontrpiyede bırakmak istedik. Köprünün stratejik veya askeri bir önemi yoktu. Şu anda hedefimize ulaştık. Şimdi yabancı temsilciler, Rum tarafına bakıyor. Rumlar ise kendi taraflarını yıkamıyorlar çünkü orada bir oda yapmışlar. İçine, ölenlerin anısına mumlar dikiliyor, mazgallarla pencereleri kapatmışlar.

 

Köprü engel değildi. Biz yaptık, biz kaldırdık. Stratejik bir önemi yoktu.”

 

Talat’ın konuşmasından sonra Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, Cumhurbaşkanı Talat’a Vakıf adına bir hediye takdim ederek kendisine teşekkür etti.