ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI POLİTİKA PLANLAMA DİREKTÖRÜ KRASNER MARMARA VAKFI'NI ZİYARET ETTİ

ABD Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Direktörü Dr. Stephen Krasner, 23 Şubat 2007 tarihinde Marmara Grubu Vakfı’nı ziyaret ederek Vakıf üyeleriyle kısa bir toplantı gerçekleştirdi.

 

Toplantıya kısa bir konuşma ile başlayan Krasner, şu anda ABD’nin Çin, Japonya, Hindistan gibi dünyadaki diğer büyük güçlerle ilişkisinin çok iyi olduğunu, asıl sorunun Ortadoğu’da yaşanan sorunlar olduğunu belirtti.

 

Krasner, ABD’nin şu anki vizyonunun Ortadoğu’da demokratik devletlerin kurulması olduğunu ancak bu projenin de gerçekleşmesinin şu an için zor olduğunu söyledi.

 

Stephen Krasner’in bu kısa girişinin ardından toplantıya katılan Marmara Grubu Vakfı üyeleri, Krasner’e bazı sorular yönelttiler.

 

Sayın Erkut Yüceoğlu’nun “Irak’ta bugünden geçmişe baktığınızda, ne yapsaydık derdiniz?” şeklindeki sorusunda Sayın Direktör, “Irak’a en başından daha fazla kuvvet göndermemiz gerekirdi” şeklinde yanıt verdi.

 

Yüceoğlu, Türk medyasında ABD-Türkiye ilişkilerinin iyi gitmesini sağlayacak konuyla ilgili sık sık ABD yanlısı programların da yer aldığını, ancak ABD’de böyle bir çabaya rastlanmadığını ifade etti. Krasner, Yüceoğlu’nun bu gözlemine şu şekilde yanıt verdi: “Bu ilginç bir gözlem. Bunu ABD’de önerebilirim. Bu gözleminiz doğru.”

 

Emekli Orgeneral İlhan Kılıç ise, TSK’da hizmet verdiği dönem boyunca defalarca ABD’ye gittiğini, bu ülkede katıldığı tüm toplantı ve seminerlerde ABD’li yetkililerin ve subayların bir ülkenin işgalinden sonra yapılması gerekenin yerli halkın en az %80’inin desteğinin alınması olduğunu söylediklerini, oysa şu anda Irak’ta böyle bir strateji uygulanmadığını belirtti.

 

Krasner ise şu şekilde cevap verdi: “Sorun yalnızca Saddam değildi. 11 Eylül sonrası bizim sorunu görüş şeklimiz kesinlikle çok doğruydu. Ayrıca biz, Şiiler’in de bizi destekleyeceğini düşünüyorduk. Mukteda al-Sadr gibi birinin ortaya çıkması bizim için de sürpriz oldu. İsyan bastırmak son derece zor bir iştir. Bizim şu anda izleyebileceğimiz en iyi strateji asker artırmaktır. Böylece Bağdat’taki şiddeti kontrol altına alabiliriz ve bu yolla ABD kamuoyundan da Irak konusunda destek alabiliriz. Ama tabi ki bunun da başarı garantisi yok.”

 

Kılıç, Türkiye – ABD ilişkilerinin halklar boyutunda mı, ordu boyutunda mı yoksa hükümetler boyutunda mı iyi olduğunu sorması üzerine Direktör, “yönetimlerin arası çok iyi. İki ülkenin çıkarları aynı, enerji konusundaki girişimler bizim için de önemli. Orta Asya da her iki ülke için çok önemli. AB’ye girmenizi biz de isteriz” dedi.

 

Ogan Soysal ise Krasner’e Ermeni meselesi ile ilgili sorular yöneltti. Soysal’ın “Ermeni iddialarının Kongre’de oylanması, ABD’de yaşayan Ermeni ve Türkler düşünüldüğünde bir tarafı memnun ederken diğer tarafı öldürüyor. Sorunu hiç bu açıdan düşündünüz mü?” şeklinde sorduğu soruya Krasner, “bir kere şunu açık bir şekilde belirtmeliyim ki biz yönetim olarak bu tasarının geçmesini kesinlikle istemiyoruz. Ancak ABD’deki Ermeni toplumu çok organize ve çok etkili oluyor. Bu bir dengeleme meselesi. Siz de ABD’deki Türk toplumunu organize edip güçlendirin” dedi. Krasner, konuyla ilgili ABD vatandaşlarının bilgi sahibi olmadığını, sorunun bir iç politika meselesi olmadığını ve durumun yalnızca Ermeni grupların güçlerini kullanmalarından kaynaklandığını ifade etti.

 

Krasner ayrıca Kongre’nin kararlarının bağlayıcı olmadığını, Kongre’nin her hafta böyle birçok karar çıkardığını ve hatta Kongre üyelerinin, bu tür kararların ne sonuçlar doğurabileceği hakkında en ufak bir fikri bile olmadıklarını söyledi.

 

Hüsamettin Kavi ise kendisi dahil birçok Türk vatandaşının, ABD’nin nasıl olup da Türkiye ile ilişkileri bu kadar riske attığını anlayamadığını ifade ederek Sayın Krasner’den açıklama istedi. Krasner ise şu anda Ermeni meselesi ve PKK’nın Kuzey Irak’taki faaliyetleri nedeni ile bir sürtüşme olduğunu ancak iki ülkenin çıkarlarının ve değerlerinin birçok konuda örtüştüğü için ilişkilerin son derece güçlü olduğunu belirtti.

 

Kavi, ayrıca ABD’nin Irak’ta ve Ortadoğu’da bir stratejisi olup olmadığını da sordu. Krasner ise Irak’taki stratejinin, asker sayısını artırarak güvenliği de artırmak ve böylece ılımlı grupların devletin işleyişini sağlamalarını kolaylaştırmak olduğunu söyledi. Ortadoğu ile ilgili ise Krasner, Irak’ta istikrarlı bir ortamın oluşmasını, Filistin’de bir çözüme varılmasını, Lübnan’da Sinyora hükümetinin güçlenmesini istediklerini ve İran’ın da nükleer faaliyetlerini tamamen durdurmasını istediklerini söyledi.

 

Vakıf temsilcilerinin sorularından sonra Krasner de Türkiye’nin Ortadoğu’da kendine nasıl bir rol biçtiğini sordu.

 

Krasner’in bu sorusuna Kılıç, Türkiye’nin Müslüman bir ülke olmasına rağmen Batılı ve Atatürkçü değerler sebebiyle Doğu’ya yüzünü fazla dönmediğini ifade etti.

 

Yüceoğlu ise Türkiye’nin sık sık bir girişimde bulunarak bölgede inisiyatif almak istediğini, ancak bunun ABD ve diğer güçlü devletler tarafından hemen engellendiğini belirtti. Yüceoğlu, bu konuda ABD ve AB’nin Türkiye’yi destekleyen bir adım atması gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

Toplantı sonunda Sayın Dr. Akkan Suver, Stephen Krasner’i Mayıs ayının ilk haftasında düzenlenecek olan 10. Avrasya Ekonomik Zirvesi’ne davet etti. Krasner ise programının uygun olması durumunda Zirve’ye katılmaktan memnun olacağını belirtti.