|
Dr. Akkan Suver, Romanya'da
Forum Invest'e katıldı.

Romanya'nın başkenti Bükreş'te 11-13
Kasım 2008 tarihleri arasında düzenlenen Forum Invest toplantısına
katılan Dr. Akkan Suver, icra ettiği konuşmasında yeni enerji
projelerinden bahsederek, "Geleceğin Avrupası, Avrasya’nın ve
Karadeniz ülkelerinin enerji yollarında şekillenecektir" dedi.

Orjinali ingilizce olan Dr.
Akkan Suver'in konuşma metninin
türkçesini aşağıda
bulabilirsiniz :
“Barış yolu, enerji
hatlarından geçiyor”
Bayanlar ve Baylar,
Saygıdeğer Misafirler,
Büyük Önder Atatürk’ün ebediyete
intikalinin 70. Yılını andığımız
ve Cumhuriyetimizin 85. Yılını
kutladığımız; Türkiye için
anlamlı böyle bir günde Marmara
Grubu Vakfı’nı temsilen aranızda
bulunmaktan büyük bir mutluluk
duyuyorum.
Gürcistan-Rusya savaşı
Avrasya’da çatışma alanları ve
yeni denge arayışlarını gündeme
getirdi. Dünyada gelecek 20-30
yıl için dev ulaştırma, enerji
ve teknoloji projeleri
hazırlanıyor. Yeni İpek Yolu
olarak adlandırılan bu
yatırımlar, eski kıta
Avrasya’daki ülkeleri birbirine
kenetleyecek.
19. yüzyılda İngilizlerle
Rusların Orta Asya’daki nüfuz
mücadelesi ilk Büyük Oyun (Big
Game) olarak tarih sahnesinde
yerini aldı. Enerji ve nüfuz
savaşlarıyla şekillenen ‘Yeni
Büyük Oyun’un sahnelendiği
coğrafya bu kez Asya’dan
Avrupa’ya, Ortadoğu’dan
Sibirya’ya kadar uzanıyor.
İnsanlığın en eski hayat alanı
olan Asya’da tarih, binlerce
yıl, İpek Yolu üzerinde yaşayan
toplumların merkezinde oluştu.
17. yüzyılın başından itibaren
önemini yitiren ve İstanbul’dan
Çin’in eski başkenti Şian’a
uzanan İpek Yolu, yeni ulaşım,
enerji ve jeo-strateji projeleri
ile dünya sahnesine tekrar
çıkıyor. Rusya, Çin, Hindistan,
İran, Türk cumhuriyetleri,
Türkiye, Karadeniz ve Avrupa
devletleri, eski kıtayı bir
uçtan diğer uca demiryolu,
enerji nakil ve boru hatları ile
donatacak onlarca projeyi sessiz
sedasız hayata geçiriyor.
Türkiye en son Avrupa ve Asya
kıtalarını demiryolu ile
birleştiren Marmaray Tüp Geçiş
Projesi’nin tüp bağlantılarını
tamamlayarak önemli bir adım
attı. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın ikinci tüp geçiş
projesi (otoyol) müjdesi de
Türkiye’nin yerini bir kez daha
pekiştirecek. Bu projelerle
Kars-Tiflis Demiryolu’nun
temelleri atıldığında dile
getirilen ‘Demir İpek Yolu’
benzetmesi âdeta yerini buluyor.
Özellikle son günlerde Kars’ta
döşenmesine başlanılan
Kars-Tiflis-Bakü demiryolu
projesinin rayları yedi yıl gibi
kısa bir süre sonunda Pekin’i
Londra’ya bağlayacaktır. Marmara
Denizi’nin altından geçerek
Pekin’den Londra’ya
bağlayacaktır. Marmaray adlı
demirden ipekyolu da Avrasya’nın
önemli birlikteliklerinden
biridir. Hazar Petrolü, batı
pazarına Asya’nın, Uzak Doğu’nun
ürünleri batıya gönderilecek,
dolayısıyla Kafkaslar’ın artık
sadece bir geçiş yeri değil,
uğrak yeri olması sağlanacaktır.
Avrupa, Avrasya’nın önemini
kavradıkça, Türkiye’yi ve
Türkiye’nin sahip olduğu
potansiyeli de fark edecektir.
Eklemekte yarar gördüğüm bir
diğer konu da Akdeniz
Birliği’dir. Avrasya konseptini
Türkiye’den başka hiçbir ülke
Avrupa’nın merkezine, Akdeniz’in
kıyılarına taşıyamaz.
Türkiye’nin öncülüğünde kurulan
Karadeniz Ekonomik İşbirliği
Teşkilatı, yarınlarda daha
önemli bir çevreye ulaşacaktır.
İngiltere, Fransa ve Almanya,
buraya gözlemci üye olmuşlardır.
Türkiye’nin de Kazakistan’ı
Özbekistan’ı Türkmenistan’ı ve
Tacikistan’ı buralara taşıması
gerekmektedir.En azından
gözlemci statüsünde buralarda
Avrasya’nın varlığı yer
almalıdır.
Avrasya’nın Avrupa’ya açılan
kapısının Türkiye olduğunu, bu
bakımdan Asya ile Avrupa’nın
alacağı ortak soluğun; Batı
alemine yararının kuşkusuz
olduğunun bilinmesi gerekir.
Daha geniş bir deyimle,
Avrasya’nın öneminin Avrupa’ya
bildirilmesi gerekir. Bu önemin
de adresi Anadolu’dur,
Türkiye’dir.
Hızla gelişen teknoloji ile
beraber özellikle iletişim,
enformasyon ve ulaşım
alanlarındaki ilerlemeler
Avrasya coğrafyasının
sınırlarının önemini ortadan
kaldırmıştır.
Dolayısıyla Avrasya ülkeleri
arasında mesafe ister yakın,
ister uzak olsun, herhangi
birinde oluşacak bir
hareketlilik, çok hızlı bir
biçimde diğerlerini de
etkileyebilecek bir hale
gelmiştir. Artık risk ve
tehditler globaldir.
Gürcistan sorunu, Irak ve
Afganistan’daki savaşlar,
Pakistan-Hindistan sınır
sorunları, İran ile yaşanan
krizler, Çin’in Sincan Özerk
bölgesindeki baskıcı
yaklaşımlar, Kuzey Kore sorunu
gibi sıralanabilecek bu
alanlarda normalleşme sağlandığı
ölçüde mega projeler hayat
imkânı buluyor. Yani,
Gürcistan-Rusya arasındaki
savaşın ABD ve Avrupa
ülkelerinin devreye girmesi,
Türkiye’nin arabuluculuk
yapmasıyla ‘Yeni Büyük Oyun’a
döndüğü şu günlerde dünyayı
‘barış’ çemberinde buluşturan
dev projeler mevcut. Enerji
nakil hatlarından (doğalgaz,
petrol, elektrik vb.) yeni
demiryolu ve karayolu ağları,
kıtasal maglev trenlerinden
(mıknatıslı hızlı trenler), yeni
dünya şehirlerine uzanan bu
projeler, dünya barışını da
kurmaya aday.
SSCB’nin dağılmasından sonra
başlayan dünyanın yeni denge
arayışlarında en hassas
günlerden geçiyoruz. Soğuk
Savaş’ın eski aktörleri Amerika
ve Rusya’nın Gürcistan-Rusya
çatışmasından sonra başlattığı
‘yeni mücadele’ yanı başımızda
sürüyor. Bu mücadele sürerken,
eski kıtayı baştan sona
kapsayacak projeler de öne
çıkacak.
Hâlen Asya ve Avrupa arasındaki
mevcut ulaşım-enerji hat ve
ağlarını yenilemek ve önümüzdeki
yüzyıllara taşımak amacıyla
ortaya konan bu projeler için
artık somut adımlar atılıyor.
Örneğin UNDP İpek Yolu Bölgesel
Programı ile Orta Asya Bölgesel
Ekonomik İşbirliği Programı
(CAREC) 1997’de başlatıldı.
2004’te 27 ülkenin katılımıyla
Asya Otoyol Anlaşması imzalandı.
Ana gövde hatları demiryolu,
maglev trenleri ve otobanlardan
oluşan kıtasal yeni koridorlar,
çekirdek kentler, nükleer
tesisler ve endüstriyel
kompleksleri, sanayi ve tarım
bölgelerini destekleyen bölgesel
demiryolu ve nakil hatlarıyla
kendi içinde ülkeleri/şehirleri
birbirine bağlıyor. Üç ana
koridora 100-150 km mesafedeki
bütün şehirler, aslında merkezî
bir ulaşım kanalında buluşacak.
Fabrikalardaki üretim bantları
gibi ülkeleri, şehirleri sanayi
ve ticaret merkezlerine,
tarımsal üretim ve yaşama
alanlarını birbirine bağlayan
yeni ulaşım bantları oluşacak.
Bunun tabii neticesi olarak
lojistik köyler, hızlı trenler,
hızlı yük taşıma araçları,
kombine taşımacılık
alternatifleri ortaya
çıkacak/çıkıyor. On binlerce
km’lik yeni ağların kurulması
anlamına gelen bu projeler
aslında adım adım gerçekleşmeye
başladı. Örneğin Temmuz 2008’de
temeli atılan Bakü-Tiflis-Kars
demiryolu 450 milyon dolara mal
olacak ve 2011’de bitecek. Hâlen
inşası süren Marmaray Projesi de
Asya ile Avrupa’yı birbirine
bağlayan doğrudan demiryolu
geçişini sağlayacak en önemli
bağlantı projelerinden biri ve
2010’larda aktif hâle gelecek.
Bu talebe karşı arz alanlarında
çeşitlenmeler sınırlı. Rusya,
Hazar havzası ve Ortadoğu, dünya
enerji arz güvenliğinin ana
merkezleri. Rusya bilinen
doğalgaz rezervleri açısından
dünyada birinci sırada, petrol
üretimi konusunda ise
Ortadoğu’nun ardından ikinci
sırada. Türkmenistan yaklaşık 3
trilyon metreküplük gaz rezervi
ile ikinci büyük zengin, ki
yıllık 120 milyar metreküpe
yakın gaz ihraç ediyor.
Karadeniz’de Türkiye’nin
başlattığı doğalgaz ve petrol
arama faaliyetleri de son
dönemde bu denize ‘Karadeniz
Havzası’ olarak yaklaşılması
sonucunu doğurdu. Basra Körfezi,
İran ve Suudi Arabistan ile
Afrika’nın enerji kaynakları da
sıralandığında dünya enerji arz
merkezi neredeyse yüzde 80’ler
oranında Türkiye’nin etrafında
şekilleniyor. Son yıllarda
‘enerji nakil merkezi, enerji
köprüsü’ şeklinde dile getirilen
dış politikamızı, yeni enerji
hatlarıyla somuta çevirmeye
devam etmemiz gerekiyor.
Avrupa ülkeleri üzerindeki
enerji hâkimiyetini sürdüren
Rusya, önümüzdeki dönemde
doğalgaz firması (Gazprom)
eliyle Doğu Asya’da en az 4 yeni
boru hattı yapmayı planlıyor.
Japonya ve Pasifik ülkelerine
petrol taşıyacak bu hattın
yapımına 2006’da başlandı. Çin
sınırı yakınında Amur bölgesi
arasında 2 bin kilometreyi bulan
hattan yılda 30 milyon ton
petrol taşınması hedefleniyor.
Hattın yakın zamanda devreye
alınması bekleniyor.
Geleceğin Avrupası, Avrasya’nın
ve Karadeniz ülkelerinin enerji
yollarında şekillenecektir.
Teşekkür ediyorum. |