Haberler

DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN EŞİTLİK KÜLTÜRÜNE ETKİLERİ -EZBER BOZAN KADINLAR oturumu yapıldı

14 Nisan 2018 Perşembe - Okunma: 1091
DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN EŞİTLİK KÜLTÜRÜNE ETKİLERİ -EZBER BOZ

21. Avrasya Ekonomi Zirvesi çalışmaları çercevesinde düzenlenen 5. Oturumda; Dijital Dönüşümün Eşitlik Kültürüne etkileri “Ezber Bozan Kadınlar” çalıştayı Müjgan Suver’in konuşmasıyla çalışmalarına başladı.

Gazeteci Gurbet Kalay Zorba, Gazeteci Nur Batur ve Gazeteci Zeynep Oral’ın moderatörlüğünde yapılan toplantı KKTC Cumhurbaşkanı’nın eşi Meral Akıncı’yla Zeynep Oral’ın söyleşisiyle çalışmalarına başladı. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın eşi Meral Akıncı, dijital teknolojinin gelişmesinden kadınların yeterince faydalanamadığını dile getirerek, kadınların talepkar olması gerektiğini söyledi.
Meral Akıncı,“Kadınlar bilgi ve iletişim teknolojisinden yararlanma, bizzat kendileri de yenilikler ve çözümler yaratma hakkına sahiptir. Her alanda engelleri ortadan kaldırdıkça, kadınlar da öğrenme, öğretme, katılım, paylaşım, liderlik ve öncülük yapabileceklerdir. Bu bağlamda engelleri ortadan kaldırmak için harekete geçmeliyiz” dedi.


Akıncı, teknolojinin, dünyayı ve insanları internetten cep telefonlarına kadar yeni ve yenilikçi yollarla birbirine bağladığını, giderek eğitimden çalışma hayatına, politikadan yaratıcılığa, erişimden sanal gezinmeye, insan varlığının her yönünün daha önemli bir parçası haline geldiğini söyledi.
Yapılan araştırmaların, teknolojik gelişmelerle doğru orantılı olarak modern eşitsizliklerin ortaya çıktığına da işaret ettiğini söyleyen Akıncı, “Bugün modernizmin demokrasi, teknoloji ve kültür olmak üzere üç ayağı bulunmaktadır. Ancak içinde yaşadığımız zamanlarda bunların her zaman paralel geliştiğini söyleyemeyiz. Halbuki bu değerlerin ancak birlikte gelişmesi halinde kadın ve genelde tüm insanlık ilerleyebilir” dedi.
“YETER Kİ DÖNÜŞÜMÜ TALEP EDELİM”
Geleneksel yapıların toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körüklediğini ve geleneksel rollerin kadınları bu eşitsizliğin içine hapsettiği erkek egemen bir dünyada yaşandığını kaydeden Meral Akıncı, şöyle konuştu:
“Fakat arzuladığımız dönüşüm bize tahmin edemeyeceğimiz kadar çok yakın. Yeter ki bu dönüşümü talep edelim. Teknolojik gelişmelerin ardında yatan hızın sebebi, halkın talepkarlığı ve azla yetinmemesidir. İlk cep telefonu ortaya çıkınca, çanta boyutundaki hantal aletlerle yetinmiş olsaydık, bugün kol saati boyutunda akıllı telefonlar söz konusu olmazdı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde aynı ticari motivasyon olmasa da, halkın ve özellikle mevcut sistemden zarar gören kadınların bu yöndeki talebi günden güne artmalı ki, gelişim ve dönüşüm mümkün olsun.”
Teknolojinin, kadınların tüm toplumsal sektörlere katılımı noktasında büyük önem taşıdığını vurgulayan Meral Akıncı, toplumsal cinsiyet, bilgi ve iletişim teknolojilerine erişebilme ve bu teknolojileri nitelikli olarak kullanabilme açısından önemli bir değişken olarak görüldüğünü söyledi.
Araştırmalar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde erkeklerin internet ulaşım ve kullanımında kadınlardan daha avantajlı durumda olduklarını gösterdiğini de kaydeden Akıncı, bu durumun kadını hem erkeklere hem de gelişmiş ülkelerdeki hemcinslerine nazaran dezavantajlı duruma düşürdüğünü belirtti.
Meral Akıncı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde internet kullanım oranlarında görülen fark ve farkın keskinliğinin ülkelerin sosyo-ekonomik durumuna göre de değişiklik gösterdiğini, gelişmişlik ve refah seviyesi düştükçe cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin de keskinleştiğini söyledi.
Akıncı konuşmasında şunları kaydetti:
“İlk bakışta internet veya teknolojiye ulaşabilme, okuryazarlık veya yoksulluk kadar önemli gelmeyebilir; yalnız çağımızda bunları etkin kullanamamak önceki çağların okuryazarlığına denk olup, toplumsal ilerlemenin önünde en büyük engellerdendir. Kadınların bu olanaklara ulaşmasına daha az izin verilmesi eğitim, bilgi, insan hakları, yasalar, siyaset ve sağlık ve şifalara ulaşımlarını ve katılımlarını kaçınılmaz olarak zorlaştırır. Küresel teknoloji devriminin dışında bırakılan kadınlar, yaratıcılar olarak değil ekonominin tüketici ayağı olarak kabul edilmektedir.”
“KIZ ÇOCUKLARINA DAHA FAZLA YATIRIM YAPILMALI”
Kadınların zihniyetlerindeki cam tavanların yansıra, kurumsal cam tavanlar, bilgisayar virüsleri gibi, görünmeyen, dokunulmayan engeller de bulunduğunu ifade eden Akıncı, teknolojik gelişmelerin bu tavanları kırabilmesinin tek yolunun, bunun farkındalığını taşıyan herkesin bu yönde sorumluluk alması olduğunu kaydetti.
Akıncı, sorunun farkına vararak, kız çocuklarına daha fazla eğitim yatırımı yaparak, geride kalan kadınları teknolojik gelişim maratonunun içine sürekli dahil ederek ezber bozmanın mümkün olduğunu da anlattı.
TEKNOLOJİNİN OLUMSUZ KULLANILMASI
Kadına yönelik şiddetin boyutuna teknolojinin nasıl etki ettiğini de gözden kaçırmamak gerektiğini kaydeden Meral Akıncı, teknolojinin olumsuz kullanılmasına da değindi.
Akıncı, “Kadınların rızaları dışında çekilen görüntüleri, bunların paylaşımı, tehdit ve cebir olarak kullanılmaları, sosyal medya araçlarından yapılan sözel şiddet ve aşağılamalar, teknolojik araçlarla kadınların ısrarlı takip edilmesi ve benzeri teknolojiye dayalı şiddet türlerini sayabiliriz. Bu bağlamda, eğer teknoloji bir istismar ve şiddet aracı olarak kullanılıyorsa, teknolojinin şiddete karşı verilen mücadelede üstlenmesi gereken rol ve sorumluluk da o oranda güçlü olmalıdır. Biz de bu yöndeki taleplerimizi her daim yüksek tutmalıyız. Gerek sivil toplumda, gerekse parçası olduğumuz özel veya kamu kuruluşlarında işbirliği yaptığımız, hizmet aldığımız teknolojik kurumlardan bu bağlamdaki sorumluluklarını yerine getirmelerini talep etmeliyiz” diye konuştu.
“ENGELLERİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN HAREKETE GEÇMELİYİZ”
Genelde erkeklerin domine ettiği teknoloji dünyasında, cam tavanlarını kırıp önemli görevlere gelebilmiş kadınlara büyük rol düştüğünü ifade eden Meral Akıncı, “Kadınlar, birbirimizle bu bağları kurdukça ve bu bağlar güçlendikçe, ortak gücümüz, toplumsal dönüşüme yol açacaktır” dedi.
Meral Akıncı, “Kadınlar bilgi ve iletişim teknolojisinden yararlanma, bizzat kendileri de yenilikler ve çözümler yaratma hakkına sahiptir. Her alanda engelleri ortadan kaldırdıkça, kadınlar da öğrenme, öğretme, katılım, paylaşım, liderlik ve öncülük yapabileceklerdir. Bu bağlamda engelleri ortadan kaldırmak için harekete geçmeliyiz. Zamanı şimdidir” şeklinde konuştu.
Teknolojiyi de yakından takip ettiğini kaydeden Akıncı, dijital değişimin ve teknik donanımın, kadın yaşamını olumlu etkileyeceğini kaydetti. Dünyada ailelerin genellikle ataerkil bir yapıya sahip olduğunu belirten Akıncı, kadınların dijital tekniğe ulaşamamasının da eşitsizliğe neden olduğunu dile getirdi.
Uzaydan dahi sesli-görüntülü konuşmanın yapıldığı günümüzde, şiddet gören kadınların gerekli yerlere telefonla dahi ulaşamamasının sorgulanması gerektiğini de kaydeden Akıncı, kadınların dijital teknolojinin getirdiği fırsatlardan faydalanması gerektiğini söyledi.
“Cinsiyet eşitliğini talep etmek zorundayız” diyen Akıncı, modern hayatın, kültür, demokrasi ve teknoloji olarak üçayağı olduğunu, teknolojinin büyük talep eşliğinde bugüne geldiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, söyleşinin ardından, toplantılarının verimli geçmesini temenni ederek, tüm katılımcılara teşekkür etti.

Daha sonra Element Strateji ve Yönetim Danışmanlık Ortağı Dr. Gülfem saydan Sanver, Ressam Su Yücel, Hürriyet Gazetesi Yazarı Ayçe Bükülmeyen, CHP Ankara Milletvekili - Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Üyesi Gülsün Bilgehan, Unilever IT Departman Sorumlusu Şebnem Gürler-Oakman, Gazeteci - Yazar - İyi Parti GİK Üyesi ve Genel Başkan Danışmanı Ayşe Sucu, Arya Women Investment Platformu Genel Sekreteri Deniz Duygu, Turkishwin Direktörü Mine Yücesoy, Sustineo Kurucu Ortağı Gülin Yücel, Belçika Parlamentosu Üyesi Özlem Özen, Hukukçu Ece Güner Toprak ayrı ayrı söz aldılar.

 

DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN EŞİTLİK KÜLTÜRÜNE ETKİLERİ

"EZBER BOZAN KADINLAR"

İstanbul WOW Otel

12 Nisan 2018, Perşembe, 10:00 - 13:00

SONUÇ BULGULARI- ÖNERİLER

Marmara Grubu Vakfı, 21. Avrasya Ekonomi Zirvesi "Dijital Dönüşümün Eşitlik Kültürüne Etkileri - EZBER BOZAN KADINLAR" oturumunda akademi, siyaset, medya, özel sektör alanlarından gelen 200 katılımcı ve 18 konuşmacının yer aldığı interaktif panel ve söyleşilerin nihayetinde, aşağıdaki sonuç bulgularını ve önerilerini kamuoyu ile paylaşır:

               ·  Bilgi iletişim teknolojileri ve dijital dönüşüm bütün dünyada kalkınmayı ilerletecek bir güç olarak görülmektedir. Bu nedenle bu dijital teknolojilerin kullanılmasının yayılması çalışmaları hem ülkelerin iç politikalarında bir gündem maddesi haline getirilmeli hem de dijital açıklığı / dijital cinsiyet açığını kapatma çalışmaları daha strateji odaklı yürütülmelidir.

               ·  Ülkenin her yerinde ucuz ve güvenli internete erişim tüm yurttaşlar için anayasal olarak güvence altına alınmalı, erişim konusunda eşitlik sağlanması için kapsayıcı politika ve projeler hayata geçirilmelidir. Cinsiyetler arasında görülen dijital açığın kapatılması ise toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin mücadelenin önemli bir parçası olarak görülmelidir ve internet teknolojilerinin kadınların sosyal ve ekonomik hayata daha etkin katılımının bir aracı olarak kullanılması yolunda adımlar atılmalıdır.

               ·  Gelişmekte olan ülkelerin hemen hepsinde, erkeklerin internet teknolojilerini kullanım konusunda kadınlardan daha avantajlı konumda olduğu görülmektedir. Aynı ülke içerisindeki kadınların ve erkeklerin kullanım oranları bile eğitim / refah seviyesi, yabancı dil bilme / kültür, kent / kır ayrımı gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Türkiye’de internet kullanımı hızla artmakta, ancak dijital cinsiyet açığı hala keskin bir biçimde karşımızda durmaktadır. (TUİK'in Nisan 2016 araştırmasına göre, bilgisayar ve internet kullanım oranları erkeklerde %70.5 iken, kadınlarda %51.9'dur.)

               ·  İnternet teknolojilerine kolay, güvenilir ve nitelikli erişime sahip olmamak, bilginin serbest dolaşım avantajından mahrum olmak anlamına geldiği için, bu temel bir yurttaşlık hakkı olarak görülmelidir. Bu nedenle dijital açığı ortadan kaldırmak, yalnızca teknolojik yatırımların planlanması boyutunda değil, sosyal politikalar içerisinde de ele alınmalıdır.

               ·  Teknoloji, iletişim, bilgi üretim alanlarında çalışan kamu ve özel sektör kuruluşları, politika, program ve faaliyetlerine toplumsal cinsiyet bakış açısını dahil etmelidir (toplumsal cinsiyet duyarlılığı; toplumsal cinsiyeti odağa alma). Ancak kamu ve özel sektörün yürüttüğü bu çalışmaların ülke çapında ve uzun soluklu stratejik planlara dönüşmesi gerekir.  

               ·  Ulusal ve uluslararası düzeyde politika ve projelerle, iletişim ve teknoloji sektöründeki firmaların, teknoloji ve interneti bir 'erkek alanı' olarak gören bakışı yıkacak şekilde ortak çalışmalar yürütmeli, kadın odaklı yazılımlar geliştirmeli, kadınların üst düzey sorumluluk ve yazılım alanlarında görev almaları desteklenmelidir.